ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XIII
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 15.11.2005
Avrupa Birliği üyesi olmanın getireceği sonuçların mühimce bir kısmı tam bir kat'iyet ile tayin edilebilir olmaktan uzak bulunan "ucu açık" mahiyetteki problem alanları olmakla birlikte yine mühimce bir kısmının ise şüpheden arınmış bir keyfiyete kavuşmuş olduğu da bir hakikattir, Churchill'in Eylül 1946 tarihli Zürih nutkunda "Avrupa'nın Amerikan modelli federal bir yapı, resmi adı ne olursa olsun, Bir Tür Avrupa Birleşik Devletleri şeklinde yeniden teşkilatlanması gerekliliğini" açık bir siyasi hedef olarak göstermesinden yedi yıl sonra, Avrupa'nın aksakallılarından Robert Schuman'ın "Birleşmiş bir Avrupa ideali artık daha fazla ne şairane bir tema, ne de ütopik bir hülya olarak kalacak, yaşayan bir gerçeklik olacaktır, çünkü Avrupa halkının - "Avrupa halklarının" değil; Schuman'ın bütün Avrupalıları bir tek halk gibi telakki edişine dikkat edile (D.H.) - bilinci, bu ideali yegane necat şansı olarak idrak edecektir" ["France and Europe"., Foreign Affairs., April 1953, Vol. 31, Issue 3, p.360] şeklindeki ikazında olduğu gibi, Avrupalılar altmış yıldır binbir emekle büyüttükleri "birlik"lerini dağıtarak tekrar küçük ve küresel çapta etkinliği çok az ulus-devletlerine dönmeye kesin karar vermedikleri sürece, Avrupa Birliği, üye devletlerinin milli hakimiyetlerini kemire-kemire nihai hedefine varacaktır, varmalıdır da; aksi varid olursa, Birlik, belki eski "Avrupa İç Harpleri"nden daha ağır travmalarla sarsılarak ve bütün bir kıt'ayı da felaketlere sürükleyerek darmadağın olacaktır. Ancak, her ne suretle olursa olsun, tüpten çıkan macunun aynen yerine dönememesi gibi, velev ki Birlik dağılsa dahi, hiçbir ülke "eski" haline aynen avdet edemeyecektir. Bu gerçek, her ne suretle ve hangi projelerle olsun, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleyenlerce de çok iyice bilinmelidir. Bilinmelidir ki, Avrupa Birliği üyesi - veya "imtiyazlı ortağı" - bir Türkiye, yaşatılacak süreçte öylesine lime-lime edilmiş olacaktır ki, Birlik'in dağılması durumunda artık yeniden "Türkiye" olarak toparlanması için yeni bir Çelebi Mehmet dahi yetmezleşecektir.
 
Bunun içindir ki, Avrupa Birliği, bütün risklerine rağmen, şu veya bu şekilde, federal bir sisteme doğru gitmektedir; belki tam "federal veya konfederal bir devlet" değil de "federal veya konfederal bir birlik" olsa dahi. Bu hususu, "Avrupa Birliği Ansiklopedisi"nin "Federalizm" maddesine yazdığı "Güncelleme" ekinde ele alan  Ece Öztan (C: I., s.434-436), bilhassa 2000'den sonraki gelişmeleri irdelerken, "Avrupa Anayasası Antlaşması pek çok açıdan daha ileri bir bütünleşme ve fede­ralizm yolunda, beklendiği kadar büyük bir adım olmaktan uzaktır" şeklinde dile getirmektedir ve esasen 2005 yılı Mayıs ve Haziran referandumları da buna benzer bir ikazı aşağıdan yukarıya göndermiştir. Ancak, aynı maddenin asıl müellifi olan John Pinder'ın, federalizm istikametindeki engelleri de belirten şu tesbitleri hala geçerlidir ["Federalizm"., Desmond Dinan (Ed.)., Avrupa Birliği Ansiklopedisi., Çev.: Hale Akay., Cilt: I., İst., 2005., Kitap Yayınevi Ltd., s.432-43]:
 
"AB artık önemli federal yetkilere ve kurumlara sahip bir yapıdır. Tek para biri­mi projesi tamamlandığında ekonomi ala­nındaki yetkileri ABD hükümetininkiyle ay­nı ölçüde genişlemiş olacaktır; çevre ala­nında da yetkilere ve küçük, ama önemli bir bütçeye sahiptir./...Topluluğun yasama sistemi "bir federas­yonun özelliklerinin büyük bölümüne sa­hiptir". Mevzuatın büyük bölümü için nitelikli oyçokluğu usulünün kullanıldığı konsey, Länder hükü­metlerinin temsil edildiği Alman Bundesrat'ından sonra AB içindeki yeni federal meclis olmaya yaklaşmaktadır. Temsilciler meclisi niteliğindeki AP, önemli yasama ve bütçe yetkilerinin yanı sıra bir federal yürütme organını andıran yeni komisyon­ları onaylama hakkına da sahiptir. Fakat yasama ve yürütme işlevleri, gerçek bir fe­deral sistemde olmayacak ölçüde, hala konseyin hakimiyeti altındadır. Bu neden­le federal bir birlik oluşturmak için atılma­sı gereken birkaç önemli adım kalmıştır: AP'ye yasama yetkisinin tam olarak veril­mesi, muhtemelen komisyonu parlamen­ter bir yürütme organı haline getirmek için AP'nin yetkilerinin kullanılması yoluyla konseyin yürütmedeki rolünün kaldırılma­sı, tüm üye devletlerde tek para birimine geçilmesi ve hepsinin ötesinde var olan yapılarda reform yapan ve böylece birliğe tüm yurttaşlarca kabul edilecek gerçek bir hukuki taban sağlayan bir anayasanın oluşturulması. Federalistlerin büyük bölü­mü, güvenliğe ilişkin yetkilerin, federal ku­rumlara devrinin bu kurumlara duyulan güven yeterince oluşana kadar bir tarafa bırakılabileceğini ve bu zaman geldiğinde AB'nin bir federal devlete dönüşmesine imkan olacağını kabul etmektedirler."
 
***
 
Bağımsız Türkiye yerine, "Federal Avrupa Devleti"nin bir parçası olarak, Subsidiarite prensibi uygulaması ile başlayan parçalanmalarla kendi içinde federatif ve otonom bölgeler üretmiş ve adı bile "Türkiye" olmaktan çık(arıl)mış bir "Federatif Türkiye!". Muhteşem bir onur!
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 197,03 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: I
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: II
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: III
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: IV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: V
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VI
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VIII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: IX
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: X
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XI
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XIII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XIV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: Netice-i Kelam-I
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: Netice-i Kelam-II




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim