ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XIV
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 18.11.2005
Milliyetçi olmak iddiasındaki bir siyasi partinin Avrupa Birliği Üyeliği'ni "can ü gönülden" desteklemesinin "onur" denen şey ile kaabil-i te'lif addedilemeyeceğini şeksiz-şüphesiz, arı-duru bir şekilde idrak edebilmek için buraya kadar anlatılanların fazlasıyla kifayet edeceği bedihidir; ancak biz yine de, herkesin aynı iz'an dercesine sahip olmayabileceğini gözardı etmeyerek, okuyucudan sabır dileğiyle, az biraz daha devam edelim.
 
Milliyetçilik, behemehal ve mutlaka, üzerinde en ufak bir tartışma dahi açılmasına tahammül edilemeyen bazı temel kavramlara dayanır ki bunların en başında geleni, hiç ama hiç şüphesiz - Egemenlik'ten (Hegemony) daha sağlıklı bir kavram olmakla daha müreccah olması da iktiza eden - "Hakimiyet"tir (Sovereignity). Hakimiyet ise aynıyla, Hürriyet'tir, İstiklal'dir, bire-bir eşit ve özdeştir ve keza, aynı şekilde, bir "bütün"dür: Bölünemez, paylaşılamaz, kısmen veya tamamen vazgeçilemez, feragat ve fedakarlık, devir ve temlik edilemez; bir "kuvanta"dır: Cüzlerden oluşmaz; parçası yoktur; "Namus"tur ve O'nun gibi ya vardır, ya yoktur: "Bir kısmı" diye birşeyi kabul etmez. Bunun içindir ki, hakimiyetini böldürmeye, paylaşmaya, kısmen veya tamamen vazgeçmeye, devir ve temlike rıza gösteren, hakiki ve hükmi şahsiyet olarak her kim ve miktar olarak da her ne kadar olursa olsun, bütün bir cemiyetin tamamı olsa dahi, işbu bölüşme, paylaşma, kısmen veya tamamen vazgeçme, devir ve temlik, feragat ve fedakarlık, kayıtsız-şartsız gayri meşrudur ve burası da hakiki bir vatanseverin, değil ki eş-dostunu, değil ki can ü cananını, icab-ı halinde, bütün bir milletini dahi gözünü kırmadan karşısına almakta tereddüt etmeyeceği kritik kader noktasıdır. Halbuki MHP'nin "Onurlu Üyelik" tezi, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne şaşırtıcı bir şekilde hararetle müdafaa ederken, bu babda açık ve net, kesin ve keskin bir tavır koymamakla, zımnen dahi olsa, milli hakimiyetin bölünebilir, paylaşılabilir, kısmen veya tamamen vazgeçilebilir, feragat ve fedakarlık, devir ve temlik edilebilir olduğunu da kabul etmiş olmaktadır ki buradan kalkarak, adı geçen partinin, ya isminin dışında, bütün mazisini reddederek bir "fırka-yı ridde"ye münkalib olmuş ve köklerinden bütünüyle kopmuş veya çok derin ve kronikleşmiş bir ideolojik kriz içerisine yuvarlanmış bulunduğunu da kabul etmekliğimiz icap etmektedir.
 
Bu noktada, "Türk Milleti'nin varlığını korumak, yüceltmek ve ebediyen devam ettirmek düşüncesinin üstünde başka hiç bir düşünce yer alamaz" diyen Alparslan Türkeş'ten [Milli Doktrin: Dokuz Işık., Genişletilmiş Birinci Baskı., Özdem Kardeşlar Matbaası.,İst., 1978., s.75] veya Türk tarihinin yakın veya uzak başka bir kesitinden ve hürriyet, istiklal ve milliyetçilik mücadelelerinden, değil, ibret-i alem olmak üzere, bambaşka bir yerden, daha henüz istiklalini kazanalı altmışüç yıl olmuş bulunan Amerika'dan çok dikkate şayan bir misal vermenin daha manidar olacağını düşünüyorum. 1839 yılında "İstikbalin Büyük Milleti" başlıklı ve literatürde daha ziyade "Amerika'nın Kaderi" (Destiny of America) adıyla tanınan ve günümüzde dahi fevkalade mühim bir referans olarak kabul gören bir makale kaleme alan İrlanda asıllı ama halisüddem bir Amerikalı ve Amerikan milliyetçisi olan John L. O'Sullivan, yazısının hemen girişinde şunları söylemektedir ["The Great Nation of Futurity"., The United States Democratic Review, Volume 6, Issue 23, pp. 426]: 
 
"Amerikan halkı kökenini diğer birçok milletlerden türetmiştir ve Milli İstiklal Beyannamesi de bütünüyle insan eşitliği prensibi üzerine temellendirilmiştir; bu gerçekler bizim, diğer herhangi bir millete nazaran kopuk konumumuzu ızhar etmektedir ki bu kopukluk, gerçekte, onların herhangi birisinin geçmiş tarihi, ve daha da az olarak ihtişamları ve cinayetleriyle birlikte bütün antikite ile küçük bir bağlantıdan başka bir şeye sahip olmamamız demektir. Bilakis, bizim milli doğumumuz, yeni bir tarihin başlangıcı, denenmemiş bir siyasi sistemin teşekkül ve tekamülü olup bu da bizi Tarih'ten ayırıp sadece İstikbal'e bağlar; ve şimdiye kadar, insanın tabii haklarının ahlaki/manevi, siyasi ve milli hayatta (istihsal edilen) yekun terakkisine nazaran, kendimizden emin bir şekilde şunu peşinen kabul edebiliriz: Ülkemizin kaderi İstikbal'in büyük milleti olmaktır."
 
Dikkatleri bir kere daha çekmek isterim: Henüz altmış üç yaşında, kırk yamadan bir bohça misali ve henüz teşekkül safhasının ilk kademesinde bir millet ve aynı yaşta, tarihi ve tarihi tecrübesi olmayan bir devlet; ama buna mukabil, O'nun, önüne koyduğu büyük hedef, adeta binlerce yıldır pişerek bu hale gelmiş! Nedir bu hedef? "İstikbalin büyük milleti olmak". Lutfen dikkat: "İstikbalin büyük milletlerinden biri" değil, "İstikbalin büyük milleti" olmak! Ve bu da bir kader! Tarihin Sonu'nun efendisi olmak şerefini Almanlara bahşeden Hegel'in ölümünden sekiz yıl sonra Hegel'e meydan okuyan bir Megalo İdea! Tam bir Amerikan Cihan Hakimiyeti Mefkuresi!
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 203,08 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: I
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: II
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: III
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: IV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: V
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VI
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VIII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: IX
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: X
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XI
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XIII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XIV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: Netice-i Kelam-I
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: Netice-i Kelam-II




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim