ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XV
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 19.11.2005
Buraya kadar, Avrupa Birliği'ne tam üyeliğin, veya ondan hiç de aşağı kalmayacak olan Özel Statü'nün, Türkiye'yi ne hale getireceğini anlatmayana çalıştık: Hakimiyetini devretmiş, paramparça ve adı bile Türkiye olmaktan çıkmış bir Türkiye! Tabii, Türkiye'nin daha neler kaybedeceğini bu kadarı tek başına anlatmaya kafidir; hakimiyetini, hürriyet ve istiklalini kaybedenin nesi kalır ki? Ancak, her ihtimale karşı yine de devam edelim: Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükmü iptal edilmiş bir mahalli parlamantoya dönüşecektir; Subsdiarite prensibbi mucibince otoritesini kendi üstünde Brüksel'in, kendi altında ise Mahalli İdareler Kanunu ile teşekkül etmiş bulunan mahalli - daha doğrusu, federatif - yönetimlerin otoriteleri ile paylaşmış olan, alnında kazılı "Egemenlik Kayıtsız şartsız Milletindir" ibaresi silinmiş bir eyalet parlamentosu! Namus bu değilse nedir?
 
Bu kadar mı? Elbette hayır! Türkiye, kendi parası olmayan bir ülke müsveddesi de olacaktır, unutmayalım ve yine hiç unutmayalım ki, bir ülkenin parası, o ülkenin hakimiyetinin sembolü ve hatta bir bakıma kendisidir de.
 
Ya bayrak? O da mı namus değil? Uğruna canların tereddütsüz verildiği o kutsal bayrak! Arif Nihat Asya'nın "Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü / Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü / Işık lşık, dalga dalga bayrağım / Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım / Sana benim gözümle bakmayanın / Mezarını kazacağım / Seni selamlamadan uçan kuşun / Yuvasını bozacağım" mısraları ile başlayıp "Yüksek yerlerde açan çiçeğim / Senin altında doğdum / Senin dibinde öleceğim / Tarihim, şerefim, şiirim, herşeyim / Yer yüzünde yer beğen / Nereye dikilmek istersen / Söyle seni oraya dikeyim!" mısraları ile bitirdiği o dasitani "Bayrak" şiirinde ta'zim ve tebcil edilen, tarihimiz, şerefimiz, namusumuz olan, Hilalli-Yıldızlı Türk bayrağını Türkiye'mizin, "şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda" mısraları ile tavsif edilen bu aziz vatanımızın semalarından ya tamamen silip atarak, yerine, ilhamını Meryem'in başının etrafında, Oniki Havariyi temsil eden oniki yıldızlı haleden alan oniki yıldızlı AB bayrağını[1] ikame etmeyi ya da O'nun yanında ikincileştirerek paçavra hükmüne indirmeyi - şimdilerde çoktan başlamış olduğu gibi - içine sindirmenin adı ne? Milliyetçilik mi yoksa?
 
Ya,"Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak / O benim milletimin yıldızıdır parlayacak / O benimdir, o benim milletimindir ancak/ Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal, /Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet bu celal? / Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal / Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklal!" mısralarıyla hürriyet ve istiklalimizi ve "Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli / Ebedi yurdumun üstünde benim, inlemeli!" mısralarıyla da bu mübarek toprakların İslam yurdu olduğunu haykıran İstiklal Marşı yerine, Beethoven'in 9. Senfonisi'nin "Neşeye Övgü" adlı 4. bölümünden seçilen ve güftesi "Kucaklaşın ey milyonlar! / Bu öpüş tüm dünyanındır / Kardeşler, yıldızlı göğün üzerinde / Sevgili bir baba vardır- ve o da hakeza çoktan başlamış bulunan - AB marşını içine sindirmenin adı ne? O da mı Milliyetçilik yoksa? " mısralarıyla sonlanarak, bizleri Ezan'dan Çan'a, Kelime-i Tevhid'den Teslis'e, Mutlak Bir Allah'tan "yıldızlı göğün üzerindeki sevgili baba"ya, yani, "Gökteki krallığında, sağ yanındaki Oğlu İsa ile oturan Baba Tanrı"ya[2] ubudiyete çağıran
 
İşte bunun adı "zillet"tir, "düşüş"tür, "çöküş"tür, "eğilme"dir; Mithat Cemal Kuntay'ın, "Dünya bilir iclalimi, ben böyle değildim / Ben altı asırdan beri bir kerre eğildim" dediği vakitte dahi bu ülke ve bu devlet bu kadar düşmemiş, bu kadar çökmemiş, bu kadar eğilmemişti. Şair haklı: Biz Türkler, hiç bu kadar düşmemiş, hiç bu kadar eğilmemiştik. Ne var ki insanlar idrak kapasitelerine nazaran yek diğerine eşit olmayıp birtakım derecelere münkasimdirler ve fiillerindeki mes'uliyetleri de aynı nisbette artar veya azalır; bu itibarla, belki herkesin Avrupa Birliği üyesi olmuş ve O'nun potasında erimiş bir Türkiye'ye rıza göstermesine hafifletici bir sebep bulunabilir; amma, nasıl ki alenen veya zımnen İslamcılık libasını giyenlerin Hristiyanlar ve Yahudiler ile "amentü birliği"nden söz edecek kadar bilinçlerini kaybedip kontrolden çıkmalarının hiçbir hafifletici gerekçesi olamaz ise, benzer şekilde, "milliyetçilik" libasını giyenlerin - ki bence gerçek bir milliyetçiliğin ayrılmazı İslamcılık'tır - Avrupa Birliği Üyeliği'ni müdafaa etmelerinin de hiçbir hafifletici gerekçesi olamaz.
 
[1] AB bayrağının 1955'de Arsene Heitz tarafından dizayn edilişinin hikayesi için, bkz.: [http://www.biblicalperspectives.com/hollandreports/MARYS_STARS.pdf].
 
[2] Daha önce de bahse konu ettiğim "Hristiyan Amentüsü" için, bkz.: Mehmet Aydın., "Hıristiyan İnançları"., TDVİA., "Hıristiyanlık" Maddesi, Bölüm: IV., C: 17., s.346.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 194,07 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: I
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: II
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: III
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: IV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: V
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VI
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: VIII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: IX
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: X
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XI
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XIII
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XIV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: XV
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: Netice-i Kelam-I
'Onurlu AB Üyeliği' Tezinin Kritiği: Netice-i Kelam-II




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim