ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Vicdani Red, ya da, Müptezel Felsefe
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 03.02.2006
Vatan savunması vazifesini, yani daha açık anlatımıyla, bir ülkenin nimetlerinden istifade etmek için koşmakta kusur etmezken, külfetlerini ve külfetlerin en kritik olanını prensip olarak reddedenlerin ileri sürmüş oldukları sözde "vicdani" gerekçe ve ona giydirmeye çalıştıkları sözde felsefi kılıf, kelimenin tam ve hakiki manasıyla bir fikri müptezellik, bir müptezel felsefe nümunesi. Fikir, felsefe, bu kadar aşağılabilir, bu denli tahkir edilebilir mi?
 
Sahi; nedir bu felsefe? Nedir ve gerçeği ile sahtesi arasında nasıl bir ayrım yapılabilir? Şöyle soralım: Felsefe nedir? Bu bile felsefe yapmak demektir başlı-başına. Evet; felsefe, Jaspers'in tabiriyle, soru sormakla başlar[1]; velev ki felsefenin kendi üstüne de olsa, hatta belki de ilk soru da o olsa gerek. Lakin, biz doğrudan-doğruya ve balıklama felsefenin içine dalmak demek olan bu sualin kıyısından dolaşarak[2], kısaca, "insan aklının, ezeli-ebedi, mutlak hikmeti (sophia) ve mutlak gerçeği bulmak için yola koyulduğu, ancak zamanla, bulmak ümidini kaybederek, sadece aramak ve aşkına (philo) talip olmakla yetindiği, en saf zihin egzersizi" diyelim. Nice filozofların koca-koca ve mübalağalı iddialarına rağmen, Felsefe'nin ve Felsefe'nin olduğu kadar da Bilim'in, mutlak hakikatin ne olduğu sorusuna cevap veremeyeceği, her ikisinin de böyle bir kudretten mahrum olduğu, artık kabul edilmek durumunda bulunulan bir başka mutlak hakikattir; bu soruya ancak din cevap verebilir ki bu da aklın değil imanın sahasıdır. Ancak, felsefe soru sormaktır ve yine bu sebepledir ki, adı felsefe olsun ya da olmasın, bu istikametteki her zihni egzersiz, şöyle ya da böyle felsefedir, ve yine bu sebepledir ki, yine Jaspers'in tabiriyle, "insanlar var oldukları sürece felsefenin sonu gelmez"[3]. Felsefe en saf zihni egzersizdir demiştik; bu ise, en saf, en mücerret kavramların en saf, en mücerretleriyle iştigal etmesi hasebiyle, bir manada, aklın yağlı mermer üstünde yağlı güreşi demektir de aynı zamanda ve yine kezalik, aynı sebebe binaen, her iyi ve güzel olanın daima bir zıddı ve muhalifi olacağı şeklinde yaygınlaştırılabilecek genel geçerli kuraldan felsefe de müstağni değildir elbette; onun da muhtelif kalkış noktalarından yola çıkan zıdları ve muhalifleri vardır ve bu da tabiidir bir yerde; ama bunların içinde bilhassa ikisi, ta bidayetinden beri tiksinti ile karşılanmış ve sahte felsefe olarak kabul edilmiştir: Umumen Filodoksa ve hususen de Sofizm.
 
Felsefe'nin, hata da yapsa, halis niyetle hakikati aramasına mukabil, Grekçe'den Arapça'ya ve oradan da Türkçe'ye intikal eden ve "sahte felsefe, fikir müsveddesi" anlamına gelen "safsata" teriminin de menbaı olan Sofizm, laf ebeliği, bir sözlü kavga tekniği, yani, bir şarlatanlık olmaktan başka bir yere varamamış ve bu sebeple de, daha henüz ortaya çıktığı Eski Yunan'da, Platon (Eflatun) tarafından yerden yere vurulmuştur. Felsefe'nin, "dalkavuk" ve "kötü filozof" örneği olarak ima ettiği Sofistler yüzünden gözden düştüğünü, insanların onlar yüzünden felsefeden soğuduğunu ileri süren bu gerçek filozof, umumen bütün kötü ve sahte felsefe yapanları ama hassaten de Sofistler'i hedef alarak, bu gibilerin "felsefenin piçleri" olduğunu söylemektedir[4]. Platon gibi seçme birinin sinirlerini, bu gayri müeddeb kelimeyi yazıya geçirecek derecede geren Sofizm'in genelleştirilmiş şekli, Filodoksa'dır. Felsefe'nin Philia (sevgi) ve Sophia (hikmet) kelimelerinden müretteb olmasına benzer şekilde, Philia (sevgi) ve Doxa (sahte bilgi, vehim) kelimelerinden müretteb "Philodoxa", lugavi olarak "vehimperestlik" manasındadır, ıstılahi olarak ise "Sahte Felsefe" manasında ve filodokslar da, Platon tarafından, "öz varlığı aramayan, sahte bilgi peşinde koşan vehimperestler"[5] ve talebesi Aristoteles tarafından da "kötü huy sahibi kıt akıllı kimseler"[6] manasında kullanılmıştır.
 
Ne var ki bütün filodoksların ve bütün sofistlerin, bütün saftacalıklarına, vehimperestliklerine ve bütün kötü huyluluklarına karşılık, kıt akıllı olduklarını söylemek her zaman mümkün değil, hatta pek azı müstesna, hiç değil; keşke olsalardı, o zaman hiç olmazsa masum addedilebilirlerdi. Bence Aristo fazla mültefit davranmış; en doğru teşhis, hocasınınki; haydi biz daha hafifletelim: Fikir müptezelliği, veya sefaletin felsefesi. 
 
...Pazar'a...
 
 
[1]. Karl Jaspers., Felsefe Nedir., Türkçesi: İsmet Zeki Eyüboğlu., Say Yay.., İst., 1986., s.58; [2]. İlgi duyan okuyucularım için, şu makalemi orijinal pdf formatında gönderebilirim: "Felsefe ve Hikmet Üzerine"., Türkiye Günlüğü., Sayı: 76., Bahar 2004., Ankara., ss.61-94 (34 sayfa) (4 MB); [3]. Karl Jaspers., a.e., s.200; [4]. Platon., Devlet: 535.c; [5]. Platon., Devlet: 480.a; [6]. Aristoteles., Retorik., 1387b.30-34
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 184,86 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Vicdan ve Red Veya Ya Sev, Ya Defol!
Vicdan ve Red Veya Ya Sev, Ya Defol!-2
Vicdani Red, ya da, Müptezel Felsefe




Copyright ©2006-2019, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim