ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Silahı Bırak, Masaya Gel: II
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 10.04.2006
Hz. Ali'ye atfedilen, "sözün iki dudağının arasında kaldığı müddetçe senin esirindir, iki dudak arasından çıktıktan sonra sen onun esiri olursun" mealindeki vecizenin milyonlarca kere doğrulanmış misallerinden en sonuncunu Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın içine düşmüş olduğu durumla mükerreren görme imkanımız doğdu. Filhakika öyle; şimdi Sn. Başbakan, sözlerinin esiri olmuş vazıyette; tavzihler ve te'viller ardarda geliyor. Nitekim, bu yazının ilk bölümün yayınlandığı gün (8 Nisan, Cumartesi), yeni tashihler ve tavzihlerde bulunuldu. Bir toplantıda, "Elde silahla dolaşmaya gerek yok. Silahsız bir şekilde masaya gelirsin, her şeyi konuşursun.." şeklindeki beyanatının hatırlatılması üzerine, celallenen ve "Hiçbir yere evirip çevirmesinler. Bunlara kalkıp kılıf uydurmaya gayret etmesinler. Bizim alçaklarla, canilerle, hainlerle oturup konuşacak meselemiz yoktur" diyen Başbakan, sözlerinin devamında, "Çok net söylüyorum. PKK terör örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin masaya oturması söz konusu olamaz. Kimse bunu evirip çevirip bir yerlere çekmesin. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak da Tayyip Erdoğan hiçbir zaman böyle bir mesaj vermez. Benim mesajım, PKK terör örgütünün silahlı eylemcileri ve silahlı teröristlerini terörist olarak ilan etmeyen, onlarla bağını koparmayanlara yöneliktir." Aslında, Sayın Başbakan, "onlarla bağını koparmayanlar" derken yine dikkatsiz ve patavatsız konuştuğunun, yine siyasi bir hata işlediğini henüz farkında değil, bunu az sonra ele alacağız. Ama şimdilik devam edelim.
 
Basın'dan öğrendiğimize göre, DTP eşbaşkanlarının, ellerinde zaten silah bulunmayan legal bir siyasi parti olduklarını ve dolayısıyla da  bu çağrının muhatabının kendileri değil PKK olması gerektiğini söylediklerinin hatırlatması üzerine, Sn. Erdoğan "Çıksınlar çok açık ve net olarak PKK'nın terör örgütü olduğunu ilan etsinler"  demiş ve müteakiben, Başbakan'ın teklifine icabet ederek PKK'nın terör örgütü olduğunu ilan ve tasdik etmeleri halinde bir sonraki adımın ne olacağının sorulması üzerine de, "Demokratik hayatın içerisinde olduğunu ispatlamış olacaklar. Yoksa, takiye yapmak olur. Biz legal olan her partiyle rahatlıkla görüşürüz. Ama illegal bir yapıyı meşrulaştırma gayreti içerisine girenlerle de asla böyle bir görüşmeyi yapmam." Diye cevap vermiş ve akabinde yöneltilen bir başka soru üzerine de, "Terör örgütleriyle masada yapılacak işimiz yok. Terör örgütleriyle zeminin neresi olduğu bellidir." diyerek son noktayı koymuştur; tabii, muhtemelen 'şimdilik' son nokta.
 
Gelelim yukarıda "bunu az sonra ele alacağız" dediğimiz nazik mes'eleye. Bunu ele almamız lazım; çünkü, "Benim mesajım, PKK terör örgütünün silahlı eylemcileri ve silahlı teröristlerini terörist olarak ilan etmeyen, onlarla bağını koparmayanlara yöneliktir" cümleleri yine, Sn. Başbakan'ın iki dudağının arasından kendisini kurtuluş fidyesi çok ağır bir esaret mahkum edecek ve ileride önüne getirilebilecek bir kelam olup ilk beyanatlarıyla birlikte ele alındığında, müşanünileyhin hala aynı noktada durduğunu hissettirmektedir. Sahi, ne manadır, DTP yöneticlerini işaret ederek "PKK terör örgütünün silahlı eylemcileri ve silahlı teröristlerini terörist olarak ilan etmeyen, onlarla bağını koparmayanlar" demek? Hiçbir şekilde te'vil edilemez ki, mazilerinde PKK ile organik bağları bulunduğundan ve el'an dahi, bu bağı korumaya devam etmekte olduklarından başka bir mana değildir. Şu halde başlanılan noktaya avdet edilmiş olmaktadır: DTP sureta kanuni olmasına karşılık, hakikat halde, kamuoyu vicdanında çoktan hükmü verilmiş olduğu üzere, ve bizzat Sn. Başbakan'ın ifadeleriyle, "alçaklarla, caniler, hainler" olan PKK'nın işbirlikçileridir, uzantılarıdır.
 
Şu hale göre muhakemeyi, Sn. Başbakan'ın bütün beyanatlarını birlikte mütalea ederek yürütmeye devam edersek, varılacak netice şu olmaktadır, ister-istemez: Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, "alçaklarla, caniler, hainler" olan PKK'nın işbirlikçileri, uzantıları ve yürürlükteki kanunlara şeklen riayet eder görünen temsilcileri gibi durmakta olan DTP yöneticilerini, ıslahı nefs edip nedamet getirmeleri, silah bırakmaları durumunda, siyaseten muhatap kabul etmeye sıcak bakmaktadır. Nasıl ve neye "sıcak" bakma derseniz, onunda şifresi kendi çinde gizli: "Masaya oturmak"; tıpkı mütebahhir alim ve nuru yeri göğü kaplayan büyük aydın Murat Belge gibi ["İki Taraf"., Radikal, 8 Nisan 2006, Cumartesi]. Evet: "Masaya Oturmak"; ne için? Bu terim bile anlatıyor tek başına ne için olduğunu: "Ne istiyorsunuz, kaçtan aşağı olmaz, neresi senin olacak, neresi bende kalacak" filan.... Düpedüz, artık bir bütün olarak kendi ülkemiz olmaktan çıktığı düşünülen Türkiye'de, bir başka siyasi otorite ile siyasi pazarlık; başkası değil.
 
Şüphesiz Sayın Başbakan'ın böyle bir mana kastetmiş olduğunu demek istemiyorum; demem şu ki, Dünya Söz'ün üstüne kuruludur ve dahi ağızdan çıkan söz, namludan çıkan mermi gibidir; bunun için de dokuz kere nişan almadan tetiğe basmamalı, ağır-ağır, usuletle ve suhuletle ve teemmülle düşünerek konuşmalıdır, bahusus, böyle bir mevkide bulunanlar.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 175,01 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Silahı Bırak, Masaya Gel: I
Silahı Bırak, Masaya Gel: II




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim