ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Eğittikleriniz ve Doyurduklarınız Bir Gün Elinizdekileri Çekip Alabilir
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 21.04.2006
Etnik farklılıkların önce psişik kopuşa, sonra ayrışmaya ve en nihayetinde ise topraktan toprak kopararak ayrılmasına kadar varacak olan tehlikeli sürecin önlenebilmesinde eğitim ve kalkınmanın rolünü sıklıkla ve mübalağalı bir şekilde vurgu ile gündeme getirenlerin büyükçe bir kısmının, halis niyetli ama saf, milliyetçilik ve etnikçiliğin eğitim ve kalkınma ile olan sıkı bağını tam olarak kavrayabilmek ve değerlendirebilmekten mahrum ve diğer kısmının ise bu hususları kendi etnik emelleri doğrultusunda istismar etmek niyeti taşıyanlar olduğunu söyleyebiliriz. Birinciler için söylenecek şey, eğitim ile, John Dewey'in felsefesinde öngörüldüğü üzere, genç erkekler ve genç kadınların, adeta boş bir disket gibi, istenilen şekilde formatlanabileceği tezinin gerçeklerle her vakit uyum göstermediğidir; hakikat halde, eğitim, bir çok misalde de vaki' olduğu üzere, etnik bilinçler üzerinde, tam aksi istikamette, bir Bumerang te'siri hasıl ederek, ekzistans haldeki etnikçiliği kognitif hale, yani bilinç seviyesine yükseltebilmekte olup, bunun en iyi bilinen örnekleri, kolonyalistlerin kolonilerinde açtığı okullardan yetişen genç nesillerin, kendi etnikçiliklerini ve milliyetçiliklerini inşa etmeleridir. Filhakika, nasıl ki modern Hint milliyetçiliği İngiliz eğitiminden geçmiş Hintlilerin eseri ise, Fas, Tunus ve Cezair gibi ülkelerdeki modern Arap milliyetçiliği de Fransız okullarında yetişmiş, Fransız dili ve kültürüyle hemhal olmuş, hatta çoğu şahsi hayatında dahi Fransızca'yı ana diline tercih eden genç Arap nesillerinin eseri olmuştur. Türkiye'deki ilk modern yerli Kürtçülüğün teşekkülünde Abdülhamid'in Türk okullarında aynı niyetle okuttuğu Kürt gençlerinin fevkalade büyük katkısını ve bilahare, Kürtçülüğün Cumhuriyet döneminde de, Cumhuriyet okullarında okuyanlar ile gelişip aynı serpildiğini hatırlamak dahi yeterli olacaktır. İşte "Bumerang Etkisi" ile kastedilen budur.
 
Hiç kimse gerek Abdülhamid'i ve gerekse de Cumhuriyetçileri bilinçli olarak etnikçilik programları hazırlamakla itham edemeyeceğine göre, halis niyetlerle bile nelere yol açılabileceği daha yi anlaşılmış olur belki; kaldı ki etnikçilerin "eğitim" talebiyle asıl olarak "Ana Dilde Eğitim"i kastettikleri göz önünde tutulacak olursa bu neticelerin nerelere kadar uzanacağı, ayrıca izahtan vareste tutulmak gerektir ama yine de bahsedelim, tek cümle: Daha da irileşmiş, azmanlaşmış, etnikçilikten milliyetçiliğe geçen bir etnik bilinç.  
     
Yatırım da hakeza; bilinçsiz ve dikkatsiz, etnikçilik ve milliyetçilik hareketlerinin yatırımlarla, sınaileşme ile olan yakın bağlantısından bihaber, sadece muayyen bir bölgeye teksif edilmiş bir yoğun yatırım hareketi, benzine ateşle yaklaşmak gibi olacak, ülkenin  bu bölgesindeki yoğun etnik nüfusun milletleşme süreci üzerinde bir katalizör te'siri hasıl ederek bir etnikçilik patlamasına, etnikçiliğin etnikçiliği de aşarak milliyetçiliğe inkılab etmesine sebebiyet verecektir. Çünkü, malum olduğu veçhiyle, modern şekliyle milliyetçilik, sınai yatırımların yaratacağı orta sınıfın siyasi vazıyet alışı ve siyasi ideolojisidir.
 
Bu suretle, Kürtçülerin talep ettiği doğrultuda ve talep ettiği tarzda bir eğitim ve yatırıma yönelecek olan Türk devletinin elde edeceği tek hasıla, kendi eliyle kendi mezarını kazmak olacaktır. Niyet halis olsa bile bu akıbet kaçınılmazdır; bir kere bilenen ve bilinçlenen ve seviye yükselterek milliyetçiliğe terfi eden, taban kitlesini oluşturmuş bir etnikçilik ile hiçbir şekil ve surette aynı topraklar paylaşılamaz: Bölünme, parçalanma, toprak kaybı, hatta belki kanlı bir iç çatışma, durdurulamaz gelişmeler olacaktır; buna bir de, Güneydoğu gibi, hemen yanıbaşında artık kuvveden fiile çıkmış, Amerikan destekli bir Kürdistan ve O'nun irredantist politikalarını ekleyiniz!.. Ya sonrası? Bu noktada, "Milliyetçilik temelde, modern formda idari otono­miye ulaşmayla ilişkilidir. Bir başka deyişle, bütün milliyetçi hareketler siyasidir" diyen Mithat Baydur'un bu konuda bir yazısından bir pasaja müracaat edelim ["Ulus-Devlet ve Ötesine Teorik Yaklaşımlar ve Türkiye Üzerine Birkaç Not"., Türkiye Günlüğü., Sayı: 23, Yaz 1993., s.1]:
 
"Bir azınlık topluluğun bir devletten ayrılma girişi­mi azınlık ve egemen çoğunluk arasında çatışmaya yol açabilir. Bu aşamada, etnik grup liderlerinin kışkırtıcı bir işlev yüklendiklerini de ifade etmeliyiz./.."
 
"Bazı teorisyenlere göre, kendi kimliğini korumayı veya güçlendirmeyi arzu eden bir kültürel azınlığın son aşamada amacı, bağımlı bulunduğu ve azınlık sta­tüsünde olduğu devletten ayrılmak olacaktır. Ayrılıkçı gruplar isteklerini, iktisadi sömürü, siyasi ilgisizlik, kültürel olarak ikincil bir konuma itilmek, temel hak­lardan yararlanamamak gibi konular üzerinde yüksel­tirler.".../
 
.../
 
"Ayrılıkçı hareketlere yabancı müdahale olması eğilimi de fazladır. Gruplar arasında tartışmalar uza­dıkça iki taraf da dış kaynaklı destek arar. Olayın geç­tiği bölgenin stratejik konumu veya bölgede devam eden ideolojik çıkar çatışmaları, yabancı güçleri de tar­tışmaların içine çekebilir."
  
***
 
Görüldüğü gibi mes'ele o kadar basit değil; eğittikleriniz ve doyurduklarınız bir gün elinizdekileri elinizden çekip alabilir. Ancak bütün bu mülahazalardan, eğitim ve yatırımın mutlak manada reddi gibi bir neticeye de varılamaz. O halde?
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 187,45 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim