ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Zorba'nın Dünyası
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 01.05.2006
Hatırlanacağı üzere, bir önceki yazımızda, Henry Kissinger'ın, günümüz şartlarının, klasik harp dönemlerinde olduğu gibi uzun süren harp protokollerine tahammül edemez bir hale getirmesi hasebiyle, her egemen ülkenin, kendisini, gecikilmesi durumunda telafi edilemez sonuçların ortaya çıkmasının kesinleşmiş olduğu bir tecavüz karşısında görmesi durumunda "Önleyici Savaş" (Preemptive War) doktrinini uygulamasını prensip olarak kabul ettiğini, ancak, "Eğer her ülke kendinde önleyici saldırı hakkını tanımlama hakkı görürse herhangi bir kuralın olmaması uluslararası karmaşa anlamına gelir." ifadesiyle bir başka mecraya kürek çekerek, ancak "bazı belirli ülkeler"in bunu fiiliyatta kullanabileceklerini anlatmak istediğini ve "bazı belirli ülkeler"in en başına da Amerika'yı yerleştirmiş olduğunu görmüştük. İmdi bu mantığa göre, teorik olarak bütün ülkelerin hükümranlıkları yek diğerine eşit, yani tamamı "birinci" olmakla birlikte, pratikte, birisi "daha fazla egemen", yani "birinciler içinde birinci" (prima intra pares) ve diğerleri "ve diğerleri" olmak üzere, dünyadaki egemen (hükümran) memleketler iki kısma taksim olunmaktadırlar. Bu diskur, apaçık bir şekilde, "zor"un "zorbalık" ile hukukileştirilmeye çalışılmasından başka bir şey değildir; öyleyse demek ki, aynı zamanda insan hakları çığlıklarının yeri göğü sarstığı günümüz, diğer yandan da zorbalığa küresel çapta hukukilik statüsü kazandırılmaya çalışılan bir utanç ve ahlaksızlık çağıdır da.
 
Amerika da her zorba gibi, şu veya bu şekilde, zorbalığını zorbalık olmaktan çıkararak kabul ettirmek isteyecektir; hukukilikten kasıt da budur. İşete bu noktada, dünyadaki ülkelerin bu zorbalığa boyun eğmesi, ve fakat boyun eğmeden daha öte, zorbalığın hukukileştirilmesine katkıda bulunması, zorbalığın kendisinden daha büyük bir utanç vesilesi olacak daha büyük bir ahlaksızlık nümunesidir.
 
Nasıl oluyor bu iş? Kısaca şöyle: Birçok ülke bu büyük zorba güçle işbirliğine gitmesi durumunda payına düşeceklerin hesabına takılırken, zorbaya karşı olanların da handiyse tamamı, muhtelif sebeplere binaen, Amerika'nın teker teker beherine nisbetle bariz üstünlük arzeden iktisadi ve askeri gücü karşısında kenara çekilmekte ve çatışmaya girmekten uzak durmaya çalışmaktadır; ancak hepsinin farkedemediği, veya farketse de tatbikata koymaya cesaret edemediği husus, büyük zorba karşısındaki ciddi bir ittifakın, O'nun işini bitirileceğidir ve Dünya'nın bu psiko-patolojik hali, aslında, Amerika'nın gücünün de asıl kaynağını oluşturmaktadır.
 
Fakat Amerika bununla da yetinmemekte ve birçok teşebbüste bulunarak, dünyayı elinden geldiği nisbette daha fazla paralize etmeye çalışmaktadır. Tipik bir psikolojik harekat olan bu teşebbüsler, birçok kanaldan birden yürütülmektedir. Bunlardan birisi, artık klasikleşmiş sayılması gereken, "Haydut Devlet" söylemidir; buna göre, bir kere bu lanetlenmiş sıfatla muttasif kılınan bir devlet, Kissinger'ın yukarıda sözünü ettiği, normal harp kaidelerinin tatbiki gerekmeyen, hatta gerekmemesi gereken tehlikeli bir çeteden başkası değildir ve binaenaleyh, böyle bir devlete karşı yürütülecek hareket de esas olarak, meşru bir devlete karşı açılacak bir harp değil, bir eşkıya tenkilinden ibaret olacaktır. İşte bu noktada, şaibeli mazisi, hiç de temiz olduğu söylenemeyecek olan sicili, İsrail'e karşı aşırı derecelere varan, müfrit kere müfrit, nefret dolu ve kışkırtıcı politik demarşları ve bütün bunları, ağır, oturaklı bir devlet adamı, bir ülke lideri gibi değil de, askerinin başına "frenk şapkası" giydirmeyi, boğazına kravat taktırmayı içine sindirdiği halde, kravatsızlığı anlamsız ve kaba bir şekilde dışa vurulmuş kaba bir Batı-karşıtlığı sembolü haline getiren, dağınık yakası paçası, karmakarışık saçı sakalı ve diplomatik olmayan hitabetiyle, üniversite işgal etmiş bir militan öğrenci duruşu ve tavrıyla manifeste eden devlet başkanı ile, İran, Amerika lehinde kamuoyu oluşturulmasına ciddi şekilde katkıda bulunmakta, Amerika'nın elinin güçlenmesine, işinin kolaylaştırılmasına belirli bir ölçüde yardımcı olmaktadır.
 
Amerika'nın yürüttüğü psikolojik harekette önemli bir safha da, muhtelif vesilelerle, Batı-Doğu psikolojik gerginliği yaratmak veya var olan gerginlikleri daha da genişletip derinleştirerek kullanmak suretiyle, topyekun Batı için müşterek bir düşman tanımlamasına gitmek suretiyle kendisine ittifaklar aramak şeklinde tezahür etrmekte olup, malum karikatür krizi, Batı alemini tamamiyle olmasa da önemlice bir kısmını, Doğu karşısında birliğe yöneltmiş ve bu da yine Amerika'nın lehine bir sonuç vermiştir. Bu konuda Amerika'nın lehine sonuç veren ve vermeye devam edecek olan bir başka şey de, Müslümanların kıtale teşne, kriminal insanlar olduğuna dair peşin hükmü kuvvetlendirecek olan Ermeni Soykırımı sahtekarlığıdır.
 
Vazıyet her bakımdan mühim, çünkü dünya git-gide "zorbanın dünyası" oluyor; bu mühim vazıyette biz de yine aynı derecede mühim sualimizi soralım: Bütün bu hemgamenin tam da orta yerinde bulunan Türkiye ne yapıyor ve ne yapabilir?
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 184,58 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim