ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Türköne Bilimi Altüst Ediyor
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 23.06.2006
Gönderici kısmındaki Behçet kelimesinden başka bir isim bulunmayan bir elektronik mektup irsal eyleyen bir okuyucum, Sayın Türköne'nin, "mümtaz" Türk milletine sembol olarak "damarlarında yüzde yüz asil Türk kanı dolaşan Kangal Köpeği"ni lutfettiği yazıları münasebetiyle kaleme aldığım t'elifat hakkında beyan ettiği üç cümlelik eleştirisinde "Bu konuda yeni bir söz de siz söyleyin. Milletimiz tarihinden kaçtıkça böyle durumlarla çok karşılaşırız. Tarihten korkmayın ve de tarihe fener tutan elleri de tu kaka etmeyin. Aydın sorumluluğu bunu iktiza eder." demektedir. Vakıa Behçet Beğ'in neyi ima ettiği aşikar olmakla beraber, prensip olarak doğru, veya öyle diyelim. Diyelim, ancak, müşarünileyhin - 'bilmediği' demek istemiyorum - sehven ıskaladığı başka mühim şeyler daha var; bence, aydın sorumluluğu daha başka birçok şeyi de iktiza etmektedir. "Ne gibi" deyu sual edilecek olursa, derim ki, elbette "yeni" şeyler söylemelidir; çünkü eski, zaten bilinendir, o, bilgiyi ilerletmez ve genişletmez; evet, "yeni", amma, "doğru" olmak şartıyla. "Doğru" ne demektir denirse, bildiğim kadarıyla, epistemolojik olarak, "iç tutarlılığı", "kendine yeterliliği" ve "dış tutarlılığı" olan bilgi olup, mesela sentetik bilgiler bu nevi'dendir, analitik bilgiler değil; çünkü onlar zaten eskinin içinde mündemiçtir. O halde? O halde, burada, her yeni olanın eski olandan mutlaka ve muhakkak daha kıymetli olduğu ve olması icap ettiği şeklinde tipik bir Aydınlanma sapması ile karşı-karşıyayız demektir ki, bu, birçok hususta olduğu gibi, ilmi mes'elelerde de bütün şöhret-i kaziplerin sıklıkla müracaat ettikleri bir usuldür. Bu bir Aydınlanma sapmasıdır demiştik; malum, "kesintisiz ilerleme" Aydınlanma'nın artık bugün çok eleştirilen anahtar kavramlarındandır, lakin onun da bir ciddiyeti vardır, sapma burada.
 
İmdi: Her yeni olan mutlaka daha kıymetli olamaz, böyle bir kural yok ve dahi olabilemez.  Vakıa bilimdeki "kümülatif" (birikimsel, inzımami) ilerleme ilkesi böyle bir fikri doğrular gibi görünür, fakat bu da, ancak uzun zaman peryodunda gerçekleşebilmekte olduğu gibi, mesela, bu ilkenin geçersiz olduğu felsefe gibi bir disiplinde de belirleyici değildir. Şimdi ise kümülatif ilerlemenin kalbi olan pozitif bilimlerden tek, ama çok manidar bir örneğe bakalım ne görüyoruz: Newton Aristo'yu tahtından indirmiştir, Einstein da Newton'u ve Newton Aristo'ya göre kronolojik olarak yenidir, Einstein ise Newton'a göre; ancak aynı zaman skalası üzerinde, hem de değirmen taşı gibi üst klas fizikçiler tarafından Einstein'a rakip olarak Rölativist Gravitasyon teorileri ortaya atılmışsa da, yukarıda tadat etmiş olduğumuz üç şartı tam olarak sağlayamayan bu teorilerin hiçbirisi Einstein'ın 1916 tarihli teorisini sarsamamıştır;[*] demek ilim aleminde yeni olmak yetmiyor, asıl olarak "sağlam" olmak lazım.
 
Gelelim "fener tutma" mes'elesine. Saygısızlık etmeden açıkça söylemek gerek - çünkü hakikat Allah içindir -: Sayın Türköne'nin tarihimize fener tuttuğu yok, tutamaz da; çünkü öyle bir feneri yok. Kişinin sahip olmadığı bir şeyi başkasına veremeyeceği hükm-ü kadimine binaen, kendilerinden tarihimizi tenvir etmesi beklenemez, daha da karartmasın yeter ve bana kalırsa da muhterem Beğefendi bunu yapıyor.
 
Evet; ne yazık ki öyle, Sayın Mümtaz'er Türköne, Türk'ü tahkir etmenin yüksek prim yaptığı şu paranormal konjonktürel şartlar muvacehesinde, iddiasına göre korkularının esiri, yani "paranoyak" kötü ve kötü niyetli Türklerin şerrinden bu memleketi halas etmek gayesiyle tarihimizde temizlik ameliyesine girişirken, Engels'in Dühring için "Bay Eugene Dühring bilimi altüst ediyor" demesi gibi, bilimi altüst ediyor; hayır, daha ziyadesi, katlediyor ki bu konudaki en büyük komedilerden birisini de, mes'eleden bihaber birkısım saf ve sıradan okuyucuyu çok etkilediği anlaşılan şu "Bozkurt Efsanesi" ile "Ergenekon Efsanesi"nde sahneleyerek icra ediyor.
 
Sayfa sınırım bitiyor; ama yara da deştikçe deşiliyor...
 
 
[*] Bkz. Ahmed Yüksel Özemre., Gravitasyonun Rölativist Teorileri.,  Teorik Fizik Dersleri, Cild: 7., İstanbul,1982., Bölüm: XII, s.192 v.dv
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 193,12 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim