ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Siyasi Tekilleşme
Durmuş Hocaoğlu

Aksiyon Dergisi / Sayı: 366; 08.12.2001-14.12.2001
"Siyasi Tekilleşme, bütün siyasi partilerin çok büyük ölçekte, hemen-hemen aralarındaki bilumum farkların silinmesi ve adeta hepsinin aynı bir büyük partinin muhtelif versiyonlarına dönüşmesi şeklinde bir netice hasıl etmiş bulunmaktadır."
 
 
Aşırı derecede yoğun basınçlara maruz kalınan ortamlarda bulunan bütün maddeler bu basınç te'siriyle atom-altı partiküllerine varıncaya kadar parçalanırlar ve tamamiyle birbiriyle özdeş hale gelirler; henüz beşer teknolojisiyle elde edilebilmesi mümkün olmayan, sadece "Keradelik" gibi çok ekstrem kozmik olaylarda gözlemlenebilen ve bu ortama girmiş bulunan bütün maddelerin aralarındaki fiziki farkların tamamen silinerek birbiriyle aynileştiği bu ürkütücü hale Fizik'te "tekilleşme" (singülarizasyon) adı verilmektedir. Bu şartlar altında, hepsi nihai olarak bire-bir özdeş hale gelmekte olduklarından, Tekilleşme'ye maruz kalan maddelerin, daha önce "ne" olduklarının hiçbir ehemmiyeti yoktur. Söz gelimi, tekilleşme-öncesinde "tank" olan bir cisimle "mercimek taneciği" olan bir başka cisim, tekilleşme sürecinin nihai safhasında artık ne tanktır ve ne de mercimek taneciği; her ikisi de, önceden "başka şey" olan diğer cisimler gibi, "bir ve aynı şey" olmuşlardır.
 
Beri yandan, her aşırı basınç ortamında maddelerin birbiriyle aynileşmesi, aynı zamanda bir "birbiçimleşme"ye (üniformalizasyon) ve "kuralsızlık hali"ne, yani "kaos"a da tekaabül eder; nitekim yukarıda zikretmiş bulunduğumuz Kara Delik ortamı, herşeyin aynı formu kazandığı ve bir kaos ortamıdır da; orada, bilinen hiçbir fizik kuralı geçerli değildir; o sebeple de bu ortamda nelerin olabileceği hakkında, spekülasyonlar haricinde, sağlam ve sıhhatli birşeyler söylenemez.
 
***
 
İmdi; bana bu satırları kaleme aldıran saik, Türkiye'nin siyasi tablosunun nevi şahsına münhasır bir "siyasi tekilleşme" manzarası arzetmesidir. Gerçekten de, günümüzde, Ülke, git-gide üzerinde aşırı derecede yoğun basınçların oluştuğu bir basınç ortamına, bir nevi' "Siyasi Kara Delik" ortamına dönüşmektedir. Hem içeriden ve hem de dışarıdan gelen bu aşırı tazyikler bir kilitlenmeye yıol açmakta; problemler çözülmedikçe Devlet ve Toplum hergün biraz daha çözülmekte; itidal, soğukkanlılık ve salim düşünme kaabiliyeti git-gide zail olmaktadır. Her tekilleşme ortamında gözlemlenen "kaos" burada da hükmünü icra etmektedir; öyle ki, bir miktar ihtiyatla konuşarak, sanki "Türkiye için tarihin sonu" görünmektedir denebilecek vahim bir manzara ile karşı-karşıya bulunduğumuzu dahi söyleyebiliriz.
 
Bir yılına yaklaşan Kriz, vazıhan ve sarahaten belli ki, herhangi bir kriz değil; O, bir bakıma, Türkiye'nin bugüne kadar birikmiş olan bütün cerahatlarının birdenbire patlamasından ibaret ve de söz konusu tekilleşme ile çok yakından bağlantılı: Kriz ve Tekilleşme birbirini besliyor
 
İmdi; Siyasi Tekilleşme, bütün siyasi partilerin çok büyük ölçekte, hemen-hemen aralarındaki bilumum farkların silinmesi ve adeta hepsinin aynı bir büyük partinin muhtelif versiyonlarına dönüşmesi şeklinde bir netice hasıl etmiş bulunmaktadır. Daha açık bir ifadeyle, "Siyasi Tekilleşme" terimi ile kastetmiş olduğum şey, asıl olarak, bu olgudan ibarettir.
 
Nitekim; dikkat edilecek olursa, mevcut bütün siyasi partilerin aralarında, birini diğerinden tefrik etmeye medar olabilecek, çok belirgin, çok bariz farklar kalmış değildir artık; hemen-hemen hepsi, ideoloji, dünya görüşü, siyaset doktrini, siyaset programı açılarından büyük ölçüde, birbirinin rakibi ve alternatifi olmakta uzaklaşmışlar, tersine, birbirinin aynısı olmuşlardır; yani hemen tamamı "tekilleşmiş" vazıyette bulunmaktadır. Vazıyet bu açıdan vahimdir; siyasi partiler arasındaki bütün farklar adeta isimler ve şahıslara indirgenebilir hale gelmiştir.
 
Söz gelimi, "Avrupa Birliği" konusunda hepsi ayni (özdeş) olmuşlardır; aralarında kaale alınmaya değer hemen-hemen hiçbir fark kalmamıştır: Hepsi birden ve birbiriyle yarışırcasına "Avrupacı"dır! Ne garip: Daha henüz çok yakın zamana kadar Avrupa Birliği'ni "Hristiyan Klübü", "Haçlı İttifakı" olarak nitelendiren, AB'ye karşı en şedid muhalefeti gösteren, "Avrupalılar ile bu konuda tam mutabıkız: Onlar bizi almak istemiyor, biz de girmek istemiyoruz; Avrupa Birliği'ne girmeyi istemek uşak ruhluluğun tezahürüdür; Milli Mücadele bitmemiştir, Türkiye şu anda hala Milli Mücadele şartlarındadır" diyerek açık ve net bir tavır koyan Siyasi İslamcılar; "Türkiye son bağımsız Türk devletidir; asla ve kat'a bağımsızlığından taviz veremez, bunun için gerekirse ölürüz" diyen ve bu uğurda, Türkiye'yi bir Sovyet peyki yapmak, Afganistanlaştırmak isteyenlere karşı silaha sarılmak ve canlarını feda etmekte tereddüt göstermeyen Siyasi Milliyetçiler; temel şiarları "tam bağımsız Türkiye" olan sosyalistler nerede? Nerede daha henüz on yıl önce "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Büyük Türk Dünyası" idealini terennüm edenler? Nerede, tartışmasız olarak, bütün Türk tarihinin en büyük milliyet-perverlerinden olan Atatürk'ün "İstiklal-i Tamme" prensibini kendilerine alem yapanlar?
 
Evet; neredeler? Şimdi hepsi, adeta Sistem'in kuvvetli çeneleri tarafından tatbik edilen aşırı basınçlarla param-parça edilmiş, keskin dişleri tarafından çiğnenip-çiğnenip de tekilleştirilerek tükürülmüş gibi duruyorlar! Hepsi tekilleşti, aynileşti; hepsi "Avrupacı" oldu.
 
Avrupa Birliği mevzuu en mühim örneklerden; ama elbette tek değil, daha niceleri var ki saymaya yer yetmez. Ama en mühimlerinden birisini daha ele alalım: Ahlak! Siyaset'te bu noktadan öylesine bir tekilleşme husule geldi ki, hepsi öylesine birbirine benzer hale geldi ki, temiz, şaibesiz, kire bulaşmamış bir siyasi teşekkül bulunamaz halde; bu yüzden, "siyasi ahlak" açısından da, birini diğerine müreccah addetmeyi mücbir kılacak pek mühim bir sebep görülmüyor: Hepsi aynı kumaşın malı!
 
Siyasi partiler arasındaki farkların sıfırlanması demek olan bu tekilleşme, alternatif siyaseti de imkansızlaştırmaktadır; mutad hilafına sadece iktidar partilerinin değil muhalefet partilerinin de kredi kaybetmesinin; Vatandaş'ın siyasete ve siyasetçiye adeta düşman kesilmesinin sebebi de bu olsa gerektir: Bütün siyasi partiler "aynı parti" olunca, çalınacak başka bir kapı kalmadığını dehşet içinde farketmenin tevlid ettiği ye's ile, bedenimizi ateş gibi saran dertlerimizin, problemlerimizin halledilebileceğine dair güven de ortadan kalkmakta ve protesto tümüne birden yönelmektedir.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 182,03 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim