ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

AB Lobisi: I
Durmuş Hocaoğlu

Aksiyon Dergisi / Sayı: 382; 30.03.2002-06.04.2002
"Bir ülke içerisinde, siyasi organlar başta olmak üzere, ülkenin ve toplumun mümkün olduğunca en etkili kurum, kuruluş ve kişilerini, mümkün olduğunca en yaygın ve en şiddetli, en müessir bir biçimde, toplumun bütününü değil dar bir çevreyi ilgilendiren belirli bazı - dahili ve/ya harici - menfaatler istikaametinde etkilemeyi, pasifleştirmeyi, dirençlerini kırarak kendilerine ram etmeyi hedef ittihaz eden "baskıcı ve ekseriyetle de karanlık mahiyetli dar menfaat grupları"nın yürütmekte oldukları faaliyetlerinin tümünün birden en umumi ismine "Lobicilik" denir."
 
 
Geçen sayıdaki "Analiz"de Türkiye'de bir (veya birkaç) "AB Lobisi"nin mevcudiyetinden ve bu lobinin yürütmekte olduğu zararlı ve tehlikeli faaliyetlerden söz etmem üzerine Eskişehir'den yazan - kendisinin iznine müracaat edecek vakit bulamadığım için ismini zikretmeyi ahlaki bulmadığım - saygıdeğer bir okuyucum, göndermiş olduğu elektronik mektubunda ezcümle şöyle demektedir: "1: Yazınızda AB'yi isteyen herkesi AB lobisinin unsuru gibi lanse etmişsiniz. Bu düşünceye katılmak mümkün değil. Zira bugün Türkiye'de birçok insan AB'yi istiyorsa birçok taleplerinin birkısmının bu vesile ile karşılanacağına inandığı için istiyor diye düşünüyorum. 2: AB'ye girsek de girmesek de yok olacağımızı beyan etmeniz ise bizleri ümitsizliğe iter diye düşünüyorum. Halbuki biz aydınımızın bize ümit vermesini bekleriz." Dikkat çekici bulduğum mektubunu "AB'ye girerek de girmeden de müreffeh insanların yaşadığı bir ülke olabileceğimize inanıyorum" diyerek yarısı doğru bir tesbitle noktalayan saygıdeğer okuyucum, bu inancını beyan etmeden önce, şu şerhi çok kuvvetli bir şekilde vurgulamayı da ihmal etmemiş bulunuyor: "Bu itirazdan AB karşıtı olduğum çıkarılmasın..."
 
«««
 
Batı dillerinden Türkçe'ye intikal eden "lobi" kelimesinin siyasi terminolojideki anlamı, kökenine göre bir miktar değişikliğe uğrayıp çeperi genişleyerek, "meclis azaları veya meb'uslar ile görüşmek için tahsis edilmiş bekleme odası" şeklindeki ıstılahi bir forma dönüşmüş, asıl anlamını ise hassaten Amerika'da kazanmıştır ki bu da ana hatlarıyla, "reylerini kazanmak maksadıyla siyasilerle yapılan görüşmeler"dir; fakat bu terim de zamanla daha dar anlamlar da kazanmış olup bunlar da, çok kısaca şu şekilde icmal edilebilir: Belirli bir grubun (ki bu gruplar umumiyetle toplumun büyük kitlesinin dışında kalan sayıca küçük, fakat nüfuz itibariyle güçlü ve müessir olan siyasi ve/ya iktisadi menfaat gruplarıdır) istek ve taleplerini siyasi organlara kabul ettirmek ve ayrıca bütün topluma te'sir etmek, taraftar toplamak maksatlarıyla kurdukları topluluk. Daha ziyade bir tür "cemaat" (community) niteliğini haiz olan ve fakat ekseriyetle "açık" olmaktan ziyade "kapalı" karakterde; yani etrafına mahiyeti hakkında pek fazla bilgi vermeyen, iç-yüzü kolaylıkla deşifre edil(e)meyen ve bu sebeple de "occult" (muğlak, karanlık) ve "obscure" (esrarlı, müphem) nitelikleri bulunan bu tür oluşumların mensuplarının kendi kendi aralarında çok sıkı ve kuvvetli bağlar bulunmaktadır; bulunması da iktiza etmektedir. Bu tür oluşumların yürütmekte olduğu bütün faaliyetlerin anahatlarıyla bir tek terim ile ifade edilmesi de mümkündür: "Baskı Grubu"!.
 
Lobiler, yukarıda bahsettiğim nitelikleri dolayısıyla, toplum (cemiyet, society) içerisinde ekseriyetle, tam manasıyla açık yüzleri ve açık kimlikleri ile faaliyetlerde bulunmazlar ve herkesi de içlerine almazlar; zira, asıl amaçları mensup ve müntesiplerinin sayısının değil etki alanlarının genişlemesidir.
 
Bu baskı grupları da, yine kalın çizgilerle ikiye taksim edilebilir: "İç-Lobiler" ve "Dış-Lobiler". Adlarından da anlaşılabileceği gibi bu lobilerin birincisi İç'e yöneliktir, ikincisi Dış'a. Mesela bir ülke içerisinde, dışarısı ile irtibatlı olmadan kendileri için mücadele eden Sanayiciler Lobisi ile Bankacılar Lobisi birer 'iç-lobi'dir. Ama bu ayrım çok katı ve definitif değildir ve aralarında kesişme noktaları bulunabilir; söz gelimi Türkiye'deki bankacılık faaliyetlerini dikkatle izleyen akıl baliğ her Türk, ne demek istediğimi anlayacaktır. Bu konunun en mühim örneklerinden birisi de, Lobicilik'in asıl vatanı sayılabilecek olan ABD'dir. Buradaki Rum, Ermeni, Yahudi, Katolik, İrlandalı v.b. gibi etnik menşe' ve dini farklılıklara yaslanan lobicilik faaliyetlerinin dahili mi harici mi olduğu konusunda kesin bir tefrikte bulunmak zaman-zaman nerdeyse imkansızlaşmaktadır.
 
Bütün bunların göz önüne alınması durumunda, Lobicilik'i tekrar şöyle kısaca tanımlayabiliriz: Bir ülke içerisinde, siyasi organlar başta olmak üzere, ülkenin ve toplumun mümkün olduğunca en etkili kurum, kuruluş ve kişilerini, mümkün olduğunca en yaygın ve en şiddetli, en müessir bir biçimde, toplumun bütününü değil dar bir çevreyi ilgilendiren belirli bazı - dahili ve/ya harici - menfaatler istikaametinde etkilemeyi, pasifleştirmeyi, dirençlerini kırarak kendilerine ram etmeyi hedef ittihaz eden "baskıcı ve ekseriyetle de karanlık mahiyetli dar menfaat grupları"nın yürütmekte oldukları faaliyetlerinin tümünün birden en umumi ismine "Lobicilik" denir.
 
***
İmdi; mes'eleyi bu şekilde vaz' edince; Türkiye'nin ve Türk Milleti'nin Demokrasi, İnsan Hakları, Düşünce, Din ve Vicdan Hürriyeti, Refah v.b. gibi akla gelebilecek veya gelemeyecek "iyi, doğru, güzel" olan ne varsa, bütün bunların hepsine, kendi iradesi ile asla ve kat'a ulaşamayacağı; Türklerin böylesi yücelikler için gereken idrak, istidad ve kaabiliyetten mahrum oldukları; bütün bu yüce idealleri elde etmenin, yani "adam" olmanın, tek ve biricik yolunun kaçınılamaz olarak, ancak ve yalnız Avrupa Birliği'ne tam üye olarak katılmak olduğu; bu itibarla da "Avrupa Birliği"nin kesinlikle "alternatifsiz" olduğu ve yine aynı sebebe müsteniden bizim ulaşabileceğimiz, daha yükseği olamayan en yüksek ideal, bir anlamda "Yeni Kızıl-Elma" niteliği taşıdığı; bu fikre karşı çıkanların ise bir tür "zındık, mülhid" bir çeşit "yeni mürteci" olduğu şeklinde özetlenebilecek yanlış ve tehlikeli bir fikri akıl almaz propaganda vasıtalarıyla; siyasi karar mekanizmaları başta olmak üzere, Ülke'nin ve Toplum'un mümkün olduğunca en etkili kurum, kuruluş ve kişilerine ve tamamına kabul ettirmeye, Toplum'un bütün iradesini felcetmeye, pasifleştirmeye ve O'nu isteklerine ram etmeye çalışan; bütün bu faaliyetleri yaparken de Avrupa Birliği ve onun gerçek mahiyeti hakkında ciddi ve derinlikli, felsefesini ve tarihi arkaplanını deşifre edici sıhhatli bilgiler vermeyen, bu itibarla da açıkça bir "dezonformasyon" icra eden bir "lobi faaliyetleri bütünü"nün varlığının inkarı mümkün olabilir mi?
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 184,52 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
AB Lobisi: I
AB Lobisi: II




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim