ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Amerika Amerikalılarındır, Türkiye Türklerin!
Durmuş Hocaoğlu

Ayyıldız Gazetesi / 02.02.2000
Sayın Nuh Gönültaş'ın 20 Ocak tarihli Zaman gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı "Türkiye sadece Türklerin, Amerika ise herkesin" başlıklı yazısına devam ediyoruz.
 
Sayın Gönültaş mezkur yazısında, abartılı bir şekilde idealize ettiği ABD ile Türkiye Cumhuriyeti'nin mukayese ederken haklı ve doğru konulara da temas etmekle beraber, Amerika'nın herkesi bağrına basan, herkese açık bir ülke, "herkesin ülkesi" ve, Türkiye'nin ise "sadece Türklerin ülkesi" olduğunu ileri sürmektedir. Dünkü yazımızda sonu açık bırakılmış cümleyi şimdi burada tamamlayabiliriz: "Yazının bütünündeki bu abartılı idealleştirme, "devlet" ve "halk" arasındaki ilişkiler üzerine odaklandırılmakta ve Türkiye'nin adeta gaddar Türk Devleti tarafından sadece Türklere tahsis edilmiş, kapalı ve anakronik bir ülke olduğu gibi zalimane bir neticeye yol açmaktadır."
 
Bu, böyle bir maksat güdülmemiş olsa dahi, haddini aşan haksız bir eleştiri olduğu gibi doğru bilgiler de ihtiva etmekten de uzaktır. Ne manaya gelmektedir "Türkiye sadece Türklerin, Amerika ise herkesin"? Efendiler: Bu, bir eleştiri değil; olmaz öyle şey!
 
Tarih boyunca, "herkese ait" olan bir ülke hiç görülmüş müdür? Sayın yazar, "herkese ait olanın hiç kimseye ait olmayacağını"; böyle bir ülkenin "sahipsiz" olacağını, ve dahi, "sahipsiz vatanın da batmaya müstahak olacağını" unutmuş görünüyor.
 
Acaba, Amerika, gerçekten "herkesin ülkesi" midir? Elbette değil; ama, velev ki, farz-ı muhal, olsa bile, o, ancak Amerika'nın problemi olabilir.
 
Evet: Amerika dahi, "herkesin ülkesi" olan bir boş arazi değildir; Amerikalılarındır! Türkiye'nin Türklerin ülkesi olduğu kadar, Amerika da Amerikalılarındır!
 
"Amerika, Amerikalılarındır" ibaresi, ondokuzuncu asrın başlangıcında ortaya atılan pek meşhur "Monroe Doktrini"nin de özünü teşkil eder; yani, "Amerika'nın Amerikalıların olduğu", tarihi ve hukuki bir niteliği haiz bir prensiptir.
 
1776'da bağımsızlığını kazanan ve 1782'de Paris Muahedesi ile hukuki statüsü tamamlanan Amerika Birleşik Devletleri, o zaman dünya çapında pek ehemmiyet arzetmekte değildir. Ama bu genç ülkede, ekser-i kahırası nevi şahsına münhasır sebeplerden dolayı kısa sayılabilecek bir sürede dikkat çekici gelişmeler vuku' buldu ki bunların konumuzla ilgili olanlarının en önemlilerinden birisi, bir "Amerikan Milleti"nin inşaı ve buna paralel olarak da "Amerikan Milliyetçiliği"nin gelişmesidir. 19ncu asrın ilk çeyreği, Amerikan tarihininde milliyetçilik akımlarının yoğunlaştığı dönem olarak kabul edilmektedir. İşte bu dönemde, Başkan James Monroe'nun 2 aralık 1823 tarihinde Kongre'ye sunduğu bir tebliğinde ortaya attığı, önceleri Monroe İlkeleri ve daha sonra da Monroe Doktrini olarak anılan ve dört - bazı kaynaklara göre üç - ehemmiyetli madde ihtiva eden prensipler bütünü, aynı zamanda tarih ve siyaset felsefeleri açısından da çok önemli sonuçları olan bir dönüm noktasını işaret etmektedir. O tarihten sonraki gelişmelerin mikro bir özetini - konumuzla ilgili olacak şekilde - şöyle maddeleştirebiliriz:
 
1: Bir "Amerikan Milleti" oluşmaktadır; 2: Bu millet, hem bir gönüllü birliktelik, yani bir toplumsal mutabakat ve mukavele eseridir ve hem de "Devlet" eliyle inşa edilmektedir. 3: Bu millet geriye dönerek kendi devletini de tekrar bir milli devlet, hatta onun da ötesinde bir Ulus-Devlet şekline tahvil etmektedir; 4: Yani, Millet ve Devlet arasında, "inşa" babında, karşılıklı bir "pozitif geri-besleme süreci" çalışmaktadır. 5: Bu millet, yeni bir millet, ya da bir "yeni-millet"tir; jeolojik tektonik hareketler neticesinde bir kıt'anın teşekkül etmesi gibi, toplumsal tektonik hareketler neticesinde oluşan bir yeni-millet! 6: Bu millet, muhtelif halkların bir karmasıdır; yani, Haldun'un terimiyle, "Sebep Asabiyesi"ne yaslanmaktadır; ama meselenin altı dikkatle kazınırsa, ülkenin, devletin ve milletin omurgası niteliğindeki, Beyaz-AngloSakson-Protestan (WASP) kitleye, yani, yine Haldun'un terimiyle, bir nevi' "Neseb Asabiyesi"nin üzerine oturduğu görülebilir. 6: Ancak, geçen zaman içerisinde, ABD "devleti", yeni bir neseb asabiyesi geliştirmeye çalışmaktadır; bunda ne kadar muvaffak olacağını henüz tam olarak bilemeyiz; henüz vakit erken. 7: Fakat, inşa süreci devam etmekte olan bu devletin, bir Ulus-Devlet, hatta bir Hiper Ulus-Devlet modeli niteliği kazanmaya çalıştığı da aşikardır. 8: Bu Hiper Ulus-Devlet modelinin, Avrupa Birliği için bir hedef oluşu da, ehemmiyetini gösteren başka bir husus olarak kabul edilmelidir. 9: Ancak, bu millet ile bu devletin teşekkül tarzı ve yapısı, tarih içerisinde çok eski devirlerde oluşmuş devlet ve milletlerden farklıdır; hem de çok farklı.
 
***
 
Hasıl-ı kelam; yazının başında ifade etmeye çalıştığımız gibi: Amerika "dahi" Amerikalılarındır; "herkesin" değil!
 
Gelelim Türkiye'ye: Türkiye Türklerindir; Türklerin ülkesidir. Buradaki "Türk" kelimesinin tazammun ve şumulü ap-ayrı bir tartışma ve müzakere mevzuudur; ama, "Türk" kavramının içerisi kimler tarafından ne şekilde doldurulursa doldurulsun, herkesin indi ve ferdi mütaleası sadece kendisini bağlar ve bütün bunların hiçbirisi de şu nesnel gerçeklikleri örtemez: "Türk" adını taşıyan bir millet, "Türkiye" adında bir ülke ve "Türkiye Cumhuriyeti" adında da bir devlet vardır; ve, bu ülkenin ve bu devletin sahibi Türklerdir; yani, Türkiye Türklerindir.
 
Fakat, Türkiye, "sadece" bu "zalim Türklerin" değil, kendisini samimi olarak bu devlete ve bu ülkeye bağlı hisseden her dürüst vatandaşın dahi ülkesidir.
 
Mesele bundan ibarettir.
 
***
 
Ben de haddimi aşmış olmamak için Sayın Nuh Gönültaş'ı tenzih etmek isterim; ama umumen hitap ederek söylüyorum: İşbu "Türk" kelimesinden rahatsız olan her kim varsa, kaçak güreşmekten vazgeçip, fikrini gözümüzün içine bakarak açıkça söylemeli; ta ki sapla saman ayırdedilebilsin.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 176,83 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim