ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

'Haydar Meselesi' Üzerine Birkaç Satırbaşı: I
Durmuş Hocaoğlu

Ayyıldız Gazetesi / 06.02.2000
Avusturya'da, Türk işçileri arasında "Haydar" namıyla maruf olan Jörg Heider'ın lideri olduğu Özgürlük Partisi'nin yükselişi ve seçimlerden yüzde 27 gibi hayli yüksek bir oy alarak iktidara ortak oluşu dolayısıyla zuhur eden problemler ve Batı'da aniden yükselen politik gerginlik, birçok açıdan tahlili gerektirmektedir. Bu çok verimli yeni konu hakkında burada şimdilik sadece konu başlıkları halinde birkaç düşünceyi dile getirmekle yetineceğim.
  • German Milliyetçiliği'nin uyanması her zaman için Avrupa'da endişe, tedirginlik ve korkuya yol açmıştır. Şimdi bunun yeni bir örneği daha yaşanmaktadır. Hitler'in kanlı macerasının üzerinden ellibeş yıl geçmiş olmasına rağmen hala bütün hatıralarının, sanki daha dün yaşanmış gibi, cap-canlı, dip-diri olduğu görülmektedir. 
  • Avusturya'daki bu milliyetçilik gelişmesinin hasıl edeceği, hatta etmeye hemen başladığı en önemli siyasi, hukuki ve felsefi sonuçlarından birisi de, "iç-işleri" kavramı ve bunun sınırlarının alacağı yeni şekildir.
  • Başka önemli bir gelişme, İsrail'in almış olduğu tavırdır. Diğer hiçbir ülkeyi beklemeden çok acil bir surette harekete geçen İsrail Avusturya ile olan siyasi münasebetlerini hemen dondurmuştur. Bu vesileyle, çok aşikar olarak, İsrail'in ve milletlerarası Yahudiliğin gücü hemen bir kere daha kendisini göstermiş bulunmaktadır.
  • Bu hadisenin sebep olduğu ve üzerinde ziyadesiyle durulması gereken mühim sonuçlarından birisi de, çözümü çok müşkül olan Demokrasi Paradoksu ve Demokrasi Oportünizmi konularının bir kere daha gündeme gelmesidir.
  • "Haydar meselesi"nin yol açtığı önemli sonuçlardan başka birisi de, Batı'da ama hassaten Almanlardaki milliyetçiliğin arka-plandaki beslenme kaynaklarının en başında gelenin, Irkçılık olduğudur. Tarihi kökenleri çok eskilere, felsefi temellendirilmesi de 18nci ve 19ncu asırlara dayanan bu ırkçı-milliyetçiliğin en önemli özelliklerinden birisinin "ayrımcılık" olduğuna dikkat edilmelidir. Keza bu milliyetçilik, bir devlet inşa etmek hususunda son derece önemli bir manivela olmuştur; yani, German Milliyetçiliği Milliyetçilik'ten Devlet'e yönelmiştir.
  • Ve yine başka bir önemli sonuç da, Batı'nın nasıl bir çelişkiler yumağı ve hatta ikiyüzlü olduğunun bir kere daha bedahat ile görülmüş olmasıdır. Bununla kastettiğim şey şudur: Batı hakkında bizdeki düşük seviyeli, kraldan ziyade kralcı olanlar gibi batılıdan daha ziyade batıcı olan gayrimilli, inorganik batıcı intelijansiya, bu millete gerçek-dışı, fantastik ve steril bir Batı imajı sunmuşlardır ve sunmaya devam etmektedirler. Batı'nın gerçekliklerini gizleyen bu sahte Batı imajına göre, çok kısaca ifade edilecek olursa, Batı'da herşey kusursuzdur.
 
Yahu! Bu kadar da hıyanet olur mu! Evet: Batı'da çok önemli, çok asaletli şeyler oldu ve dahi olmaya devam da ediyor; ama çok alçakça şeyler de oldu ve dahi onlar da olmaya devam ediyor!
 
Mesela: Nazizm, Faşizm, Komünizm, Anarşizm gibi ne kadar gayri insani ve kitlesel terör ideolojileri, ne kadar "kanlı izm"ler varsa hepsinin anavatanı ve en mükemmel örneklerinin yaşandığı, tarihe kaydedildiği yer Batı'dır; Vampirizm, Sadizm, Mazoşizm gibi ne kadar bireysel vahşet varsa hepsinin en rafine, en sofistike mertebelere ulaştığı ve isimlendirildiği yer Batı'dır. Bunlardan maada, toplu katliamların, soykırımların, sürgünlerin en iyisinin yapıldığı yer Batı'dır. Siz terörist barındıyor diye birkaçbin köyü boşaltırsanız; bu tabii refleks, işlerine gelmeyen ikiyüzlü Batı'yı ve onların içerideki uşaklarını ve beslemelerini ayağa kaldırır; ama hiç kimse "özgürlükler ülkesi" Amerika Birleşik Devletleri'nin, II. Cihan Harbi'nde, kendi vatandaşı, Japon kökenli milyonlarca insanı sürgüne göndermiş veya göz hapsine almış olduğunu hatıra bile getirmez! Yahu dostlar; Allah aşkına söyleyiniz: "Emperyalizm"i, "Kolonyalizm"i - yani şu bizim şu bildiğimiz sömürgecilik - icad eden bu adamlar değil mi?
 
İnsan utanır be birader: El-yevm taşa tutulan "Haydar Usta"nın ırkçılığının merkezi de Evropa değil mi?
 
Batılı bir kere alçak; ama ona bir köpek sadakatiyle hizmet edip her pisliğini gönüllü olarak örtenler bin kere!
 
Şairin dediği gibi:
"Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten!"
 
***
 
Haydar meselesinin çok ciddi bir mesele olduğunu ve bir yandan dikkatle takip edilmesi,diğer yandan da enine-boyuna, çok büyük ciddiyetle irdelenmesi, tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
 
***
 
Bu hadisenin şimdilik görünmeyen, ama böyle giderse, ileride - belki de çok uzak olmayan bir yakın gelecekte - görüneceğini düşündüğüm müstakbel tesirlerinden birisi de, German Irkçılığı ya da ırkçı temeller üzerine müesses herhangi bir ırkçı-milliyetçi akımın değil, dünyadaki bütün milliyetçiliklerin sigaya çekilmesine ve hatta kasti olarak hırpalanmasına müteveccih bir hareketin ve bunun daha da ileri gitmiş bir uzantısı olarak, çok bilinçli ve çok içten pazarlıklı bir "milliyetçilik düşmanı haçlı seferi"nin başlatılması olabilir.
 
Yapılacak çok işimiz var; bize uyku haram olsa gerek.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 177,34 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
'Haydar Meselesi' Üzerine Birkaç Satırbaşı: I
'Haydar Meselesi' Üzerine Birkaç Satırbaşı: II




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim