ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Milliyetçi, Mukaddesatçı ve Lümpen
Durmuş Hocaoğlu

Ayyıldız Gazetesi / 16.02.2000
 
Benim gençlik yıllarımda "bizim camia"nın basın-yayın organlarının büyük kısmının umumi sloganı veya logosu şöyle idi: "Milliyetçi ve Mukaddesatçı". Bu slogan ve logo şimdi kayboldu; şimdi ise kanaatimce yine aynı camianın çoğunluğunun logosu şöyle olabilir: "Lümpen Batılı". Evet: Bir kısmı Milliyetçi değil, bir kısmı Mukaddesatçı değil, ama büyük kısmı - hassaten okumuş-yazmışlarını kastederek söylüyorum - Lümpen Batılı; hem Batılı ve hem de lümpen. Lümpenlik ve Batılılık, daha doğrusu Lümpen Batılılık, büyük bir kısmının ortak niteliği.
 
Ne demek Lümpen Batılı?
 
***
 
Etrafımıza şöyle bir bakalım ve sadece şu iki sual üzerinde düşünelim: Evvelce, 14 Şubat Sevgililer Günü sağ basında kutlanır mıydı ve Milliyetçi ve Mukaddesatçıların düğünleri Sayın Erol Yarar'ın düğünü gibi mi olurdu? Bunlar bir vakitler Milliyetçi / Mukaddesatçı camia ve hassaten bu camianın elitleri tarafından en şedidane bir surette tel'in ve hatta tekfir edilen, adeta sapık addedilen davranışlar telakki edilirken, bugün ne oldu da bu telakki kökten değişmeye ve dün reddedilener bugün ibra edilmeye başlandı?
 
***
 
İşin doğrusu şu: Dünyanın geri kalan kısımlarında olduğu gibi, ülkemizde de, büyük çoğunluğun, pratik anlam ve değeri açısından Batı ve türevi kavramlarla günümüzde artık pek o kadar ciddi bir problemi kalmamış, bu kavramların delalet ettiği "şeyler", iyi-kötü, başarılı, başarısız, ama mutlaka, muhtelif tarzlarda Hayat'ın içerisinde absorbe edilmiş ve kendileriyle uyum temin edilmiş bulunmaktadır. Fakat, lutfen dikkat buyrulsun: Batı, Batlılaşma, Batılılık gibi Batı türevi kavramlarla entellektüel düzeyde hala ciddi bir ihtilaf var-olmaya devam etmektedir. Bir yandan teorik / ideolojik düzlemde soyut bir tartışma konusu olmaya devam eden Batılılık, Batılılaşma v.b. kavramlar kümesi, diğer yandan, hayatın pratiğinde bir tartışma konusu olmaktan büyük ölçüde uzaklaşmış; "Batılılık" ve "Batılılaşma" bir "fiili durum" halini almıştır.
 
Bu fiili durum, yani Batı ile ilgili birçok şeyin Hayat içerisinde absorbe edilmesi, açık ve net olarak ifade edilecek olursa, şundan ibarettir: "Batılılık", onu reddedenler tarafından dahi, pratikte bir "yaşama tarzı" olarak birşekilde alışılmış, kabul edilmiş, sindirilmiştir. Hatta, bu fiili duruma, bizzat Batılılık ve Batılılaşma'yı reddeden "Batı-karşıtı İntelijansiya"nın kendisi de dahildir; dahası, birçok bakımdan da öncüdür!. Teorik-ideolojik diskurlarında sürekli olarak Batı ve türevi kavramları irdeleyen, daha da ileri giderek söylenecek olursa, bir anlamda, varlık sebebini en ziyade "Batı aleyhtarlığı" üzerine oturtan "Batı-karşıtı İntelijansiya"nın bizzat ve bizatihi kendisi dahi, Hayat pratiği noktasında Batı ve türev kavramlar pratiği ile artık kavgalı değildir. Onlar da çoğunluğu itibariyle, Batıcı İntelijansiya kadar, batılılaşmış - yine aynı şekilde; kötü ve sathi bir şekilde batılılaşmış - bulunmaktadır ki bendeniz bunu bir "davranış bozukluğu" ve tipik bir "aydın riyakarlığı" olarak nitelendiriyorum.
 
***
 
Burada dikkat çekilmesi mutlak şart olan bir başka husus daha vardır: Bütün dünya toplumları gibi Türk toplumu da Batı ve türevi kavramlarla pratikte 'bir şekilde' uyuşmakta, yani, Batılılaşma, 'bir şekilde' vuku bulmaktadır, ama işbu 'bir şekil', son derecede önemlidir. 'Bir şekilde batılılaşma', ama 'nasıl bir şekilde'?...
 
Kanaatımızca, bu 'bir şekilde batılılaşma', ana hatlarıyla 'iki şekilde', veya 'iki türde' olmaktadır: Lümpen ve Rasyonel. Yani, Batılılaşma'nın, o bir türlü durdurulamayan toplumsal değişme ve dönüşmenin iki tarzı vardır. Bir toplum ya lümpen bir tarzda batılılaşmaktadır, ya da rasyonel bir tarzda.
 
Lümpen Batılılaşma teriminin patenti bendenize aittir. Bu terimi bilerek ve ısrarla kullanıyor ve iddia ediyorum ki, Modernite, Batı ve ilgili kavramların ne olduğunu idrak etmekten uzak kalıp körü-körüne ve cahilce direnen her toplumun akıbeti "Lümpen Batılılaşma" olmaktadır. Lümpen; yani, başı-bozuk, yani başarısız, yani sathi, yani taklitçi, yani kötü!     
 
"Lümpen Batılılaşma"nın en temel saiki, "Batılılık"ın temelinde yatan şeyin, "İnsan-eşya münasebetleri"nin Batı tarafından düzenleniş tarzından ileri geldiğini, yani konunun bütünüyle kökenleri çok derinlerde olan bir modernite problemi olduğunu kavrayamamak, sebeplerle değil hep sonuçlarla uğraşmaktır. Bu yüzden, Lümpen Batılılık hiçbir surette başarılı olmamıştır; hep taklitçidir, hep yüzeyseldir.
 
Lümpen Batılılık'ın en bariz ve karakteristik emaresi, ona "lümpen" adını verişimin sebebidir ki o da, Batı'nın gündelik hayat tarzının şeklen, görgüsüzce ve çok kötü bir surette taklididir. Hatta Lümpen Batılılık sadece bu şekilde dahi tarif edilebilir: Batı'nın görgüsüzce ve çok kötü bir surette taklidi.
 
Hatta Lümpen Batlılık birtek kelimeile tarif edilmesi
Türkiye'de Batılılaşma serüvenine egemen olan karaktersitik niteliğin lümpenlik olduğunu söyleyebiliriz. Fakat tekrar ederek iddia ediyorum: Bu lümpenlik, uzunca bir zamandan beri artık bizzat onu tenkid edenler tarafından da muayyen bir nisbette icra edilir olmuştur.
 
Başta sorduğum sualler üzerine bir daha tefekkür edelim; bunun sadece çok küçük bir nümune olduğunu da unutmayalım. ve dahi dikkat edelim: Hepimiz bir şekilde lümpeniz.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 212,45 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim