ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Ortadoğu'nun En Uzun İki Senesi ve Türkiye'nin Kabusu
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 20.08.2006
Yarıda kestiğimiz bir önceki yazımızdan devam edeceğiz, ancak, aradan iki gün geçmiş olduğu için az birazcık yukarıdan başlayalım:
 
Bizim de bir parçası, hatta en mühim parçası olduğumuz "Bölge", içindeki kritik şartlarda ciddi bir irade imtihanından geçmektedir ve fikrimce önümüzdeki iki sene - "Ortadoğu'nun en uzun iki senesi" olacak iki sene - zarfında ya salaha kavuşacak ya da felakete duçar olacaktır ve bu sonuç da tarafeynden iradesi daha baskın olan tarafından tayin edilecektir.
 
İmdi bütün mes'ele, büyük ihtimalle, Ortadoğu'nun bu en uzun iki senesinin nihayetinde kimin iradesinin galip çıkacağına bağlı gözükmektedir.
 
Neden iki sene?
 
Şundan ki:
 
Amerika'nın şu anda tatbik etmekte olduğu saldırgan politika, tırmanışının kritik limitlerine yaklaşmaktadır. Pençesini Afganistan'a atarak Asya'nın kalbine uzanan Amerika'nın, İran-Suriye-Irak hattını tam olarak eline geçiremediği takdirde hem burada tutunabilmesi ve hem de tutunmuş olsa bile müstakarr bir varlık sahibi olması hayli müşkilat arzetmektedir. Denizlere bağlantısı olmayan bir Afganistan üzerinde hakimiyet te'sis etmek, maksada muvafık olamaz; er veya geç, hatta muhtemelen o kadar geç bile değil, elden çıkmaya mahkumdur. Bu vazıyet tahtında, soluk alacak tek açık kapı olarak Pakistan kalmaktadır ve fakat o da her ne kadar Amerikan yanlısı bir politika takip etmekte ise de bu, arzu edilen seviyede değildir ve olamaz da. Bu sebeple Bush ve ekibi, iktidarlarının sonu olacak olan 2008 nihayetine dek, yani iki sene zarfında, bu işi, yani İslam dünyasının yatay (ufki) ve dikey (şakuli) iki hatla kesilerek Ortadoğu'nun kolonize edilmesi mes'elesini halletmelidirler; buna mecburdurlar.
 
Aksi takdirde, ne olabilir?
 
Fikrimce, her ne kadar birçok ihtimalden söz edilebilirse de, birbirine taban-tabana zıt olan ikisi kuvvetle ön plana çıkmaktadır. İhtimallerin ilki, mağlubiyetle hıncı ve saldırganlığı daha da katmerlenmiş, diğeri ise yüzünü ric'ate çeviren bir Amerika'nın ortaya çıkmasıdır.
 
Birinci ihtimal, zirveden düşmeye başladığını hisseden, gururu kırılmış bir toplum haline dönüşecek ya da bu yönde ajite edilecek Amerikan toplumunun desteğini arkasına alacak olan daha yırtıcı bir ekibin iktidarı devralmasıdır. Amerikan toplumunun Avrupa toplumuna nisbetle harbetmeye daha alışkın, aynı zamanda, bugüne değin girmiş olduğu harplerde ciddi bir tahribat almamış olmasının da te'siriyle, harp karşısında psişik olarak daha mukavim olduğu da göz önüne alınacak olursa, bu ihtimalin küçümsenmemesi gerekir. Ayrıca, bu ihtimali güçlendirecek bir amil olarak, dünyada otoritesini ve itibarını kaybetmeye başlayacak olan Amerika'nın, Zenci-Beyaz ihtilafı başta olmak üzere ırk ayrımcılığı ve İspanik mes'elesi başta olmak üzere etnikçilik gibi dahili problemlerinin daha bir şiddet ve vurgu ile gündeme gelebileceği düşüncesiyle, dikkatleri dahilden harice çevirecek bir harekatın milli tesanüdün pekiştirilmesine ciddi bir katkı sağlayacağını düşünen Derin Amerikan Devleti'nce tercih edilebileceğini de eklemek icap eder.
 
İkincisi, Amerikan toplumunun moral bir yıkıntı, Vietnam Sendromu gibi bir sendroma maruz kalması ihtimaline dayanan bir senaryodur. Bu vazıyetin takakkuk etmesi takdirinde, 2008 seçimlerinde, yani iki sene sonra, yeni ekibin, harbe devam istikametinde iradesi git-gide zayıflayan Amerikan cemiyetini "daha zorlu" olacağı aşikar bir harbe ikna etmeye çalışmak yerine, Bölge'yi terketmek ve daha mütevazı sınırlara çekilmek üzerine kurulu bir politik programla iktidara gelmeleri ihtimali yüksek bir değer taşımaktadır.
 
Acaba hangisi? Şu anda buna kesin bir karar vermek kehanete soyunmak demektir; her ikisi de olabilir.
 
Her ikisi de olabilir, zaten ihtimal demek bu demektir; ancak, ihtimal değil kat'iyet taşıyan husus, önümüzdeki, bilhassa son İsrail saldırılarından itibaren iki senenin Ortadoğu'nun en kritik, en uzun iki senesi olacağıdır: İradelerin boy ölçüşeceği, nihai neticeyi iradelerin tayin edeceği, Amerika için olduğu kadar ve daha da fazlası ile, Türkiye, İran, Araplar, Yahudiler ve Kürtler için de, iki sene değil iki asır kadar uzun, bunalımlı, gergin, kritik, her hatasının ağır bedellere malolacağı iki sene.
 
***
 
Önümüzde uzun, up-uzun, geçmek bilmeyen, kabus gibi iki senemiz var; başımızda ise daha büyük bir kabus: Siyasetini esen rüzgarların belirlediği, iradesiz bir iktidar.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 178,79 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim