ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Ortadoğu'nun En Uzun İki Senesi ve Türkler ve Kürtler
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 21.08.2006
"Ortadoğu'nun en kritik, en uzun iki senesi", bilhassa Türkiye için, ap-ayrı bir mana ve ehemmiyet taşımaktadır. Çünkü, öyle görünüyor ki, aynı müddet, Türkiye'nin en kritik, en uzun on senesinin de mühimce bir kısmını teşkil etmektedir: Türkiye'nin, ağırlıklı olarak, Avrupa Birliği ve Amerika karşısındaki politikalarıyla belirlenecek olan ve bu coğrafyadaki bin senelik tarihi varlığına tarih tarafından sorulan "tamam mı, devam mı" sualine verilecek cevapların mecmu-u yekunundan ibaret olan bu "geriye sayma" ameliyesi, aslında bu iktidar ile başlamadı, ilk startını, "milliyetçi" MHP'nin de bir üyesi olduğu bir önceki üçbuçuk yıllık üçbuçuk başlı hükumet ile aldı; bu kabus gibi hükumetin – bu iktidar ekibinin iki hükumetini tek bir hükumet addediyorum – yaptığı, sadece seleflerinin açmış olduğu yolda aynı prensiplere sadakat göstererek daha radikal adımlar atmış olmaktan ibarettir.
 
İmdi, Türkiye'nin bu dönemdeki en uzun yıllarının bahse mevzu iki senesi, Ortadoğu'nun en uzun iki senesinin bir parçası olup, fikrimce, hulasası şudur: Amerika'nın yükselmesi Türkiye'nin parçalanma sürecini tetikleyecektir; çünkü aynı yükselme, aynı coğrafyada, arkasına, artık muzaffer ve sadece Bölge'nin değil ve fakat Dünya'nın alikıran başkeseni olmuş Amerika'nın sınırsız desteğini almış olacak olan Kürtlerin de yükselmesi demek olacaktır. Bu da bizi şu noktaya getirmektedir: Bu coğrafyada Türkler ve Kürtler, yollarının kesiştiği ve bir nevi' "hesaplaşma" olarak okunabilecek olan bir "tarihi kader" noktasına doğru sürüklenmektedirler ve her ikisinin de istikbali, kaderi, Amerika'nın, küresel dünya hakimiyetine giden yolda bir Gordion Düğümü'ne dönüşmüş bulunan Ortadoğu politikasındaki muvaffakıyyetine tabidir. Amerika'nın tam bir muvaffakıyyet ve muzafferiyyeti Kürtlerin yükselmesi ve Türklerin düşmesi; aksi ise, Kürtlerin, istiklal ve Büyük Kürdistan tasavvurlarının sönmesi demek olacaktır; ama aynı sonuç, yani Amerika'nın Bölge projelerinin iflası, tek başına Türklerin yükselmesinin te'minatı olamayacktır; çünkü başında kendi eliyle kendisine kurduğu tuzak olan AB belası vardır ve üstelik, AB sürecinin tam çalışması, Kürtlerin Kuzey Irak'taki kayıplarının Türkiye'deki kazanımlarıyla telafi edilmesi gibi bir netice dahi hasıl edebilecektir. Ancak, Amerika'nın Bölge projelerinin iflası ile muhtelif sebeplere binaen, Türkiye'nin AB sürecinin ebediyyen lağv ve iptali çakışacak olursa, işte bu, Türklerin yükselmesi ve Kürtlerin düşmesi, daha doğrusu, henüz yükselebilmiş olmayacakları için "düşme"den de ziyade, bütün beklentilerinin muhtemelen ebediyyen sönmesi, hatta trajediye kadar varabilecek olan bir darmadağın olma sürecinin başlaması demek olacaktır.
 
Bu nihai durum, Kürtler, ama bilhassa Irak Kürtleri açısından cidden vahim bir netice ve hakiki bir trajedi olabilecektir; hatta, vaktiyle Yahudilerin Romalılar tarafından sürülmesiyle sonuçlanan trajediyle mukayese edilebilecek çapta bir trajedi.
 
Hadiselerin seyri buraya kadar uzanabilir; çünkü Kürtlerin yakın zamana kadar, her ne kadar bir komşu tarafından diğeri aleyhine faydalı bir maşa gibi kullanılmış olsalar da, etraflarındaki herkesi tedirgin eden istiklal davalarının uzanmakta olduğu sınırlar, Irak harpleri ve işgal döneminde, açıkça, aleni ve pervasız bir şekilde Amerikan maşası ve tetikçisi rolüne gönüllü olarak soyunmaları ile antipatiden nefrete dönüşmüş bulunmakta ve komşuları tarafından "Müslüman Yahudiler" gibi algılanmalarına sebebiyet vermektedir ki kendi niyetlerine olursa olsun, tarihi rolleri de bundan başkası değildir.
 
Kürtlerin istiklal davalarını anlamak zor değil; ama çok riskli, aşırı derecede riskli bir strateji takip ediyorlar: Her şeylerinin Amerika'ya ipotek edildiği bu stratejilerinin bir B Planı yok; Amerika kazanırsa, ne ala; ya kaybederse? Amerika, büyük bir ülke ve büyük bir devlet, hatta en büyük; kaybederse küresel dünya hakimiyetini kaybedecek, ama yine şöyle ya da böyle büyük bir ülke ve büyük bir devlet olarak, belki de çok uzun bir süre, ayakta kalacaktır; ama Kürtlerin öyle bir şansı yok: Onların, herşeyleriyle Amerika'ya bağlı ve bağımlı olan alternatifsiz, yedeksiz stratejileri, "hep-hiç" esası üzerine müesses bulunuyor.
 
Kürtler, çok, ama çok tehlikeli bir kumar, bir tür Rus Ruleti oynuyorlar.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 161,01 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim