ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Diller Nasıl Gelişir?: I
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 25.08.2006
Kıymetli okuyucularımdan aldığım elektronik mektupların bir bölümü doğrudan yazılarımın evsafına müteveccih değerlendirmeler olup bunların ikisine kısaca temas etmek istiyorum. Bir kısmı, yazılarımın gazete köşe yazısından ziyade dergi makalesi olduğu şeklindeki eleştiriler olup bunları da, tasvib edenler ve etmeyenler şeklinde ikiye ayırabilirim. Bu husus üzerinde şimdilik burada fazla durmadan bu tesbitin kısmen doğru olduğunu kabul ettiğimi ve fakat bunun bilinçli bir tercihin ürünü olduğunu belirtmekle yetinecek ve asıl olarak üzerinde durmak istediğim ikinci hususa, kullandığım "dil"e geleceğim.
 
Yeniçağ okuyucularının Durmuş Hocaoğlu'nun yazı dili hakkındaki takdirleri de yine, lehte ve aleyhte olmak üzere ikiye ayrılabilir.         Lehimde olanların görüşlerini zikretmeyi gerekli görmüyorum; diğerlerine gelince: Bir kısım okuyucum, yazılarımı anlayabilmek için "sözlük karıştırmak" zorunda kaldıklarını söylüyor, hatta içlerinde sırf bu yüzden beni okumaktan vazgeçtiklerini bildirenler bile var; bir kısmı, aynı yazı içerisinde Arapça, Farsça, İngilizce v.b. farklı dil köklerinden gelen kelimeler yanında "yeni" kelimelerin de bulunuşunu yadırgadığını beyan ederken, bir kısmı ise bu yazı dilinin "Türkçe olmadığını" ileri sürerek, bendenizi, "emr-i bi'l-maruf, nehy-i ani'l-münker" misillu, hak yola, yani, "Öz Türkçe" kullanmaya davet ediyor; hatta, "güzel Türkçemize ihanet ettiğimi" söyleyenler bile çıktı. Birkaç gün önce ise, "lutfen doğru dil kullanın, insan gıcık oluyor" şeklinde, eleştiri tarihine geçmeye layık, "muhteşem" bir takdire de muhatab oldum.
 
Evet; bendeniz, nisbeten farklı bir dil kullanırım, okuyucularımı biraz sözlük karıştırmaya icbar ederim ve "Öz Türkçe" de yazmam. Bu da bilinçli bir tercih ürünü elbette.
 
Niçin?
 
İmdi, işbu "niçin"i açmak gerek; bu ise, "dil" üzerine konuşmak demektir.
 
Konuşalım.
 
Konuşalım; ama önce, müsaadenizle, bu gün ve ertesi gün, sizleri, Namık Kemal'in torunu Cezmi Ertuğrul tarafından yazılan, Cemil Meriç tarafından kısaltılmış şekliyle "İş ve Düşünce" dergisinde yayınlanan ve bu yazıma başlık seçtiğim "Diller Nasıl Gelişir?" isimli[*], özlü ama mühim bir yazı ile – dibacede dergi tarafından konmuş bulunan takdim kısmını çıkararak – başbaşa bırakacağım.
 
Şimdi söz benden çıktı.
 
***
 
"I- Dil ve Cemiyet:
 
"Cemiyet sınıflara bölünürken dil de ikiye ayrılıyor: edebiyat dili, avam dili. Sınıflar kuruluncıya kadar çeşitli zümrelerin konuştuğu diller henüz kesin olarak farklılaşmamıştır. Diller birlik ve saflıklarını kaybederek gelişirler. Latincenin tarihine bir göz atalım: İkinci pön harplerinden itibaren iki dili vardır Romanın: edebi latince, avam latincesi. Ayni ağacın birbirinden gittikçe uzaklaşan iki dalı gibiydi bunlar: İkinci yüzyıldan başlıyarak Yunan düşüncesi, yunan zevki sızar Romaya. Yunanca kibarlar arasında moda olur. Edebiyat dili yunancadan gelen kelimelerle zenginleşir, iki dil arasındaki fark gittikçe büyür. Sezar devrinin ince zevkli yazarları için avam latincesi apayrı bir dildir: koylülerin, askerlerin, ayak takımının dili. Sezar Galyayı fethettiği zaman o geniş topraklarda üç ayrı dil konuşuluyordu. Bu günkü Fransa'nın bulunduğu yerde Seltler oturuyordu, Galca konuşuyordu seltler. Sezarın ordulan bu ülkeye kendi dillerini, yani avam latincesini yaydılar. Bir asır sonra bütün Galya latince konuşuyordu. Ancak kibarlar öğrenebiliyordu edebi latinceyi. Kibarlar, yani pek küçük bir ziüre. 407 istilası Galyaya son darbeyi vurur, zaten güçlükle ayakta durabilen edebi latince bu darbeyle büsbütün silinir gider. Avam latincesi çeşitli ülkelerde yavaş yavaş gelişerek fransızcayı, italyancayı, ispanyolca ve portekizceyi vücuda getirir. Orta çağ boyunca latince ilim dilidir. Milli dillerin gelişmesi Rönesanla yaşıt. Bu devirde halk dillerinden yeni edebi diller doğar."
 
"Dil kucağında yaşadığı cemiyetle birlikte gelişir. İnsan zekası yeni fetihler yaptıkça dil de yeni kavramlarla zenginleşir. Yaşıyan ve ilerliyen bir milletin dili olduğu yerde kalamaz. Hiç bir dil ilk saflığını devam ettiremez. Dile yabancı kaynaklardan aktarılan kelimeler o dilin öz malı olur. Atılamazlar bir daha. Biz onları çıkardığımızı sansak bile kısa bir zaman sonra hep birden geri dönerler."
 
 
 
        [*] "Diller Nasıl Gelişir?"., Kısaltan: Cemil Meriç, Yazan: Cezmi Ertuğrul., İş ve Düşünce, Türkiye İktisadi ve İçtimai İlimler Mecmuası., Sayı: 264, Aralık 1968, Cilt: XXXIII., s.4-7
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 201,22 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Diller Nasıl Gelişir?: I
Diller Nasıl Gelişir?: II




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim