ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Öz Türkçecilik, Uydurmacılık ve Linguistik Domino
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 24.09.2006
Dil'i son tahlil safhasında, tarihi/kültürel bir varlık olmaktan çıkararak tabii (natürel), doğal (fizikal) ve uzvi (biyolojik) bir varlığa irca eden ve mekanik-organik birer birer işaretleşme vasıtası olan ve bu sebeple de istenildiği gibi imal ve/ya bir başkasıyla mübadele edilebilen kelimelerden mürekkep addeden Konvansiyonel Pozitivist Teori, Mekanisist Teori ve Organisist Teori'lerin te'sir izini taşıyan Öz Türkçecilik akımının bir "Dil Mühendisliği" anlayışı ile dile müdahalede bulunarak kelime imalatına yönelmiş olması, basit ve sağlam bir mantık gibi görünmekteydi; ama aslında son derece yanlış idi. Bu basit ve sağlam gibi görünen yanlış mantığın – teknik adıyla "paraloji"nin -   kronikleşmesinin ve kontrolden çıkmasının bir sonucu ise, yaygın olarak bilinen adıyla "Uydurmacılık" denen dil hastalığı olarak tezahür etmiştir.
 
Bu noktada, kısa bir not olarak, Uydurmacılık yandaşlarının çoğunun adını bile bilip-bilmedikleri şüpheli olan bir husustan bir-iki cümlecikle de olsa söz etmek faydalı olacaktır. Dil felsefesinin kadim problemlerinden olan "fıtrilik" (phuseism) ve "uzlaşmacılık" (theseism) münakaşalarında - mesela, Pythagoras bir phuseist iken Democritos bir theseist'tir - birinciler isimlerin nesnenin hakikati ile bire-bir örtüştüğünü iddia ederken, ikinciler, nesneye verilen ismin, üzerinde uzlaşmaya varıldığı takdirde o nesneyi ifade etmeye muktedir olduğunu ve ismin – yani kelimenin - bir uzlaşmadan ibaret olduğunu iddia etmekteydiler. Öz Türkçecilik'in kontrolden çıkmış bir versiyonu olan Uydurmacılık da benzer bir mantıkla, 'imal edilen' bir kelime üzerinde uzlaşma sağlanabildiği takdirde o 'mamul' kelimenin sağlam ve sağlıklı bir isim olarak ifade edilmek isteneni ifade edebileceğini farzetmekteydi. O zaman mes'ele gayet kolaylaşmış ve, hani, "Arapça bilir misin" diye bir sual tevcih edilen şahsın, "elbette" diye cevap vermesi üzerine, "öyleyse konuş da görelim" dendiğinde "la keşiş daği, wela qayiş daği" deyu tekellüm etmesine mukabil, "yahu erenler bu nasıl Arapça" diyen sual sahibine müşarünileyhin, cevaben "canım Arapça değil mi, uydur-uydur söyle" demesi gibi, "Türkçe değil mi; uydur-uydur söyle" noktasına gelinmiştir.
 
İmdi tekrar soralım: Bu kadar basit mi?
 
Elbette ve haşa değil; eğer kelime imalatı ile dil problemi halledilebilseydi, o vakit milletlerarası bir ihale açılarak en düşük fiyatla yüzbinlerce ve hatta milyonlarca kelime gayet ehven fiyatla Türkçe'ye kazandırılarak dünyanın en zengin, en muhkem ve en karşı konulamaz dili haline getirilebilirdi. Ama olmadı; demek ki bu kadar basit değil, hatta hiç basit değil. Dil kelimelerden ibaret olmadığı gibi, kelimeler de atölyede imal edilen nesneler değildir ve keza beşer dilinde, bilgisayardakine benzer bir "Sun'i Dil" (Artificial Language) programı da uygulanamaz; çünkü insan, makina değildir. Dil, çok ciddi bir şeydir; Nietzsche'nin ifadesiyle söyleyecek olursak, "Dil atalardan bize kalan bir miras, bir emanettir; nesilden nesle devredilen bu emanete karşı, baha biçilmez, kutsal ve dokunulmaz şeylere karşı duyulan saygı gösterilmelidir"[*].  
 
***
 
Türkçe üzerindeki bütün bu manüplasyonların sonuçta varmış olduğu nokta, daha "gerçek Türkçe" olmakla külliyen alakasız bir dil bir yana, daha fakir, ifade gücü daha zayıflamış, istikrarsız, vasati her on yılda bir eni-konu, her kırk-elli yılda bir ise yeni neslin anlamakta zorlanacağı, yüz sene kadar önce 'oldukça sade' bir dil ile yazılmış edebi eserlerin bile – Ömer Seyfettin gibi mesela - ancak 'tekrar sadeleştirildiği' takdirde okuyucu bulabildiği bir Türkiye, "bu, eski kelime; ben bunu bilmem" diyerek, utanacağı yerde cehaletiyle müftehir olan bir nesil ortaya çıkarmıştır. Bu, ciddi bir kültür yıkımı, bir kültürsüzlük kültürüdür.
 
Ben buna, "Linguistik Domino" adını veriyorum: Dil'de vuku' bulan şok şeklindeki tahribatın cemiyet hayatımızın bütün alanlarına sirayet eden domino te'siri.
 
[*] Takiyettin Mengüşoğlu., Felsefeye Giriş., İ.Ü.Ed. Fak. Yay., İkinci Baskı., İst., 1968, s.251'den naklen
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 229,46 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Saf veya Öz Dil Aramak Akıla Ziyan Çılgın Bir Çabadır
Öz Türkçecilik, Türk'ün Altın Çağı ve Düşüşü
Öz Türkçecilik ve 'Türk'ün Altın Çağı'nın İhyası
Öz Türkçecilik'ten Linguistik Domino'ya
Öz Türkçecilik, Uydurmacılık ve Linguistik Domino




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim