ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Linguistik Domino: I
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 25.09.2006
Bugüne kadar yaptığım bütün taramalarda, söz gelimi "Fonoloji"de (Ses Bilimi) bilinmekte olmasına rağmen, daha önceden dil sahasında bu kontekstte tedavüle sürülmüş olduğunu tesbit edemediğim ve bu haliyle de bana ait olması gerektiğini düşündüğüm Linguistik Domino kavramını bundan takriben altı yıl evvel, Ankara'da, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 24-25 Kasım 2000 tarihlerinde tertip edilen "Dilimiz Kimliğimizdir" başlıklı sempozyumun ikinci gününde sunulan tebliğimde kullandım. Sempozyum düzenleyen kurum tebliğleri basmadığı için, orada şifahen takdim ettiğim tebliğimi matbu hale getirmek maksadıyla, haftalık Muhalif gazetesinin 01 Aralık 2000 ila 12 Ocak 2001 tarihleri arasındaki sayılarında, altı hafta süre ile ardarda neşrettim. Uzun müddet üzerinde herhangi bir ilave çalışma yapmadığım bu metni, daha sonra bir miktar tadilat ile Dil Felsefesi derslerimde kullanmak üzere ders notuna dönüştürdüm; şu anda da ilk fırsatta akademik bir formata kavuşturmak üzere, üzerinde çalışmamı fırsat buldukça devam ettiriyorum.
 
Linguistik Domino kavramı ile, anahatlarıyla ifade edilecek olursa, dil'de cebren başlatılan değişimlerin önce sadece dil'de görülen ve fakat bilahare onunla sınırlı kalmayarak cemiyet hayatının hemen tamamına sirayet edebilen yıkıcı bir domino te'siri süreci anlatılmaktadır. Maalesef, Türk dili ise bu yıkıcı te'sirin, "su-i misal" kabilinden, en mümtaz örneklerinden birisini teşkil etmektedir.
 
Tepeden müdahalede ile dil üzerinde manüplasyonlarda bulunmak bir toplum mühendisliği örneği ve bir cebri kültür değişmesi örneğidir. Türkiye'de kültür değişmeleri sahasının en önemli ismi olan Mümtaz Turhan'ın "Kültür Değişmeleri" isimli kült eserinde üzerinde vurgu ile durduğu gibi, kültürün, normal ve tabii akışı dışında zor ile değiştirilmesi toplumun yapısında, zihniyetinde yıkıcı te'sirler yaratmaktadır. Ancak burada dilin çok hususi, çok müstesna bir yeri bulunmaktadır; çünkü dil bir yandan kendisi tek başına insanın temsilcisi iken, diğer yandan da tabii olarak kültürün hem motoru ve hem de sonucu olmaktadır ki bu durumda dil üzerindeki oynamaların sonuçları, tıpkı insanların genetik yapıları üzerinde oynamak gibi sınırları önceden tahmin bile edilemeyecek ağır sonuçlar doğurabilecektir ve doğurmaktadır da nitekim.
 
Türkçe'nin linguistik dominosu aslında ilk işaretini XIX. asrın ikinci yarısından itibaren başlayan saf ve masum sadeleştirme akımı ile verdi; bu akım saf ve masum olduğu gibi bir yerde gerekli idi de, ancak, kendi içinde aşırılık elemanları taşıyor ve kontrol edilemezlik emareleri veriyordu. Nitekim daha sonra, İmparatorluğun dağılmasının hasıl ettiği tepkici, kırgın, kırılgan ve öfkeli Yanlış Milliyetçilik'in te'siri altında kalan süreç, adeta yeni bir millet yaratmanın bir enstrümanı olarak tasarlanan bir sun'i dil inşaına dönüştü ve bunun neticesinde, Türkçe, neredeyse bir önceki yüzyıl ile, yani Türk milletinin bütün kültürel ve medeni mazisi ile bağını kökten kopararak boşlukta vücut bulmuş bir dil haline gelmeye başladı. Boşlukta vücut bulmuş bir dil, boşlukta vücut bulmuş bir kültür, Locke'un tabiriyle bir "Tabula Rasa" gibi boş bir zihin de demektir.  
 
İmdi; Wittgenstein'ın ifadesiyle dilimizin sınırlarının dünyamızın da sınırları oluşu, boşlukta vücut bulmuşçasına içi boşaltılmış bir dilin sınırlarının ne kadar dar kapsamlı olacağını da göstermeye kifayet eder. Nitekim, neticeten bir rejim olmasına mukabil "Cumhuriyet"i, hemen daima "cevher" niteliğinde olan "Devlet"in önüne koyan ve O'na nisbetle önceleyen ve bu akımın en hararetli müdafileri arasında başta gelen radikal cumhuriyetçilerin tarihimizi Cumhuriyet ile, yani bir "Yeni Türk Milleti" yaratma süreci ile başlatma eğilimleri de bu dar dünya görüşünün dikkat çeken  semptomlarından birisidir.
 
Bu noktada, bu akımın, Rusya'da İhtilal öncesinde başlayan ve İhtilal'den sonra da bir müddet daha devam eden, Proleterya Devrimi'nin ruhuna uygun olarak, kültürün ve tabiatiyle de Dil'in, proleterya sistemine göre yeniden dizyan edilmesini öngören Proletkült akımı ile ciddi benzerlikleri vardır.
 
.... nasipse Cuma'ya...
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 160,49 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Linguistik Domino: I
Linguistik Domino: II
Linguistik Domino: III




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim