ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Linguistik Domino: II
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 29.09.2006
Rusya'da Sovyet İhtilali esnasında etkin olan hareketlerden Aleksandr Bogdanov'un başını çetkiği Proletkült akımı, bütün sosyal düzenin proleterya hakimiyetine göre düzenleneceği noktasından hareketle, kültürün de aynı şekilde sil baştan proleterya sistemine göre inşa edilmesni öngörmekteydi ve tabiatiyle buna dil de dahildi. Bu aşırı iddiaya, önce destek veren Lenin sonra desteğini çekti ve akım 1923'te bitti; ancak te'sirleri devam etti ve bu defa Stalin o te'sirlere karşı mücadele etti. Kendisi aslen Gürcistanlı bir Yahudi olmasına mukabil, Rus kültürüne ve diline sadakatle bağlı olan ve Proletkültçülerin, Rus dilini tasfiye etmeleri durumunda nasıl bir felaketle karşılaşılacağının fevkalade şuurunda olan Stalin'in bu maksatla kaleme almış olduğu eser, bu bakımdan çok dikkat çekicidir. Kitabında kendisinin bir dilbilimci olmadığını belirterek konuyu Marksist felsefenin temel esasları çerçevesinde ele alan Stalin, Marksizm'in öngördüğü üzere, bütün varlığın temel kanunu olan Diyalektik'in, dil konusunda geçerli olmadığını dahi söyleyecek kadar radikal bir muhafazakarlık arzetmiş; dil'in, kendi tabii mecrasında geliştiğini, hiçbir içtimai devrimle alakasının bulunmadığını, bu itibarla Marksitlerin ayrı bir dili, burjuvaların ayrı bir dili olamayacağını vurgulamıştır. Burada, sadece basit ama çok anlamlı olan şu cümlesini aktarmanın kafi geleceği kanaatindeyim: "Herkesin bildiği gibi, Rus dili bugün nasıl Rus top­lumunun sosyalist düzenine ve sosyalist kültürüne hiz­met ediyorsa, Ekim Devriminden önce de Rus kapitaliz­mine ve Rus burjuva kültürüne hizmet etmiştir."[*]
 
İşte, Türkiye'de, dilde, aslında haklı gerekçeleri de bulunan masum sadeleştirme ile başlayıp git-gide kontrolden çıkan, tasfiyeceliğe ve hatta uydurmacılığa kadar uzanan gelişmeler, Stalin'in Rus dili için korktuğu şeyin benzerinin Türk dilinin ve kültürünün başına gelmesine sebebiyet vermiş; dilimizde vuku' bulan tahribat, kültür ve düşünce hayatımızın hemen birçok sahasına sirayet eden ardışık dalgalar şeklinde ilerleyen bir domino etkisi yaratmıştır. Bu domino etkisinin teferruatına burada girmeyi düşünüyor değilim; sadece birkaç basit misalle yetineceğim.
 
Dil hazinemiz (vokabüleri) kabul edilemez derecede zayıflamıştır; söz gelimi, Redhouse Lugatı'nın müellifi James Redhouse'ın (1811-1892), kendi zamanında İngilizce'ye denk addettiği Türkçe'nin kelime hazinesi bugün aynı dil ile kıyas dahi edilemeyecek bir hale düşmüştür. Bunun yanında, kelime fukaralaşması, edebiyatımızı sarsmıştır ki bu dil ile büyük edip yetişmesi muhal olur olmuştur. Öyle ki; günümüzde bir müellifin kullandığı kelime adedinin vasati 'ikibin'i geçmesi ve hele bir de bunların içinde 'eski' kelimelerin de bulunması durumunda, okuyucularda anlama güçlükleri başgöstermektedir. Cumhuriyet döneminin en fazla kelime kullanan romancılarından Peyami Safa'nın 4.400 kelimesine karşılık, Victor Hugo'nun 32.000, Puşkin'in 21.000 kelime kullanmış olduğunu hatırlatmak ve bir de günümüzün yerden pıtrak gibi biten romancılarını düşünmek bile maksadı izaha yeter sanırım: Bu dilden, Hugo da çıkmaz, Puşkin de; çıkacak olanlar, çıkmış olanlardır. Bunun yanında, deprem sarsıntısı geçiren Türkçe'nin kendi mazisi ile bağı kopma noktasına gelmiş; milli hafıza yaralanmıştır. Bugün vasat bir eğitimden geçen her Fransız'ın Descartes'ı, her İngiliz'in Shakeaspear'i sadeleştirmeden okuyabilmesine karşılık, onların çağdaşı bir Türk'ü okumak, artık hususi bir müktesebat gerektiren bir ihtisas halini almışsa, bu bir faciadır. Keza, musıkımiz de aynı elim vazıyettedir: Bu kültür vasatından, bir Hacı Arif Beğ veya Münir Nureddin Beğ nasıl yetişebilir?
 
Kültür ve medeniyet dil ile kurulur; dil ise dünyamızın sınırlarıdır: Dili zayıf olanların düşünceleri de zayıftır, kültürleri de, medeniyetleri de. Arz üzerinde elyevm konuşulan dil sayısının yedibin civarında olmasına mukabil medeniyet sayısının niçin iki elin parmaklarını bile bulmadığını düşünürsek, karşımıza çıkan belirleyici sebeplerden birisi dil olacaktır; bu da mı birşeyler anlatmağa kifayet etmez?
 
[*] J. V. Stalin., Marksizm Ve Dil Üzerine., Çev.: Celal Üster., Koral Yay., İst., 1976, s.12
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 181,61 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Linguistik Domino: I
Linguistik Domino: II
Linguistik Domino: III




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim