ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Linguistik Domino: III
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 01.10.2006
Kültür, medeniyet ve dil arasındaki sıkı bağ, birbirlerini beslemek suretiyle kesintisiz bir ilerleme sağlamak şeklinde anlaşılamaz şüphesiz; öyle olmuş olsaydı, bir kere yükselen bir medeniyetin bir inkıraza uğramaması icap ederdi, halbuki tarihi tecrübe böyle olmadığını gösteriyor. Medeniyetlerin yükseliş ve düşüşleri süreçleri daha karmaşıktır; ancak, yine de böyle bir bağın sıkı bir şekilde mevcut olduğu da şüphe götürmez bir başka tarihi tecrübe ürünüdür. Bu konuya dikkat çeken Condillac (1715-80), medeniyet ve dil arasındaki korelasyona temas ederek, "diller birtakım yeni görüşler sağlarlar; dolayısiyle de daha yetkin olmaları ölçüsünde zihni genişletirler" demekte ve misal olarak XVII. asır İngilteresini vererek bir metafor olmak üzere, sözü Fizik ilminin en büyük ismi Newton'a getirerek, kendisinden evvelki ilmi başarılar olmasaydı, büyük bir kıymet olmakla kalarak asla ilim dünyasına damgasını vuran Newton olamayacağını belirtmekte ve buradan tekrar dile dönerek, "Öteki nevilerde de mesele böyledir. En iyi kurulmuş olan dehaların başarıları tamamiyle yaşadıkları çağın dilde gösterdiği gelişmelere bağlıdır; zira kelimeler geometricilerin işaretlerinin karşılığıdır; dolayısiyle bunları kullanma tarzı da hesap metotlarının karşılığıdır. Demek oluyor ki kelimelerin eksik olduğu veyahut da yeteri kadar kuruluştan bulunmayan bir dilde cebirin icadından önce geometride karşılaşılmış bulunan aynı engellerle karşılaşılır" demekte ve hemen akabinde, kendi ülkesine dönerek, "Fransızca uzun müddet, zihnin gelişmelerine o kadar az elverişliydi ki eğer Corneille mutlakıyet idarenin türlü çağlarında tasarlanabilseydi, yaşamış olan Corneille'den gitgide daha çok uzaklaştığı ölçüde dehasının az olduğu sanılacak ve sonunda da, hiçbir istidat emaresi gösteremiyecek olan bir Corneille'e varılacaktı" neticesine ulaşmaktadır.[*]
 
Corneille haklı; mesela Almanca'nın yeteri kadar gelişmemiş olması Leibniz gibi bir dahinin kendi dili yerine Latince ve Fransızca'yı tercih etmesne sebep olduğu gibi, yine aynı sebeple, gelişmesi gecikmiş bir Almanca, Aydınlanma hareketinde gecikmiş ve bunun ağır bir sonucu olarak da dünya hakimiyetinde, mesela İngiltere'ye göre gecikmiş bir Almanya da doğurmuştur.
 
Yine Corneille'in dikkat çektiği bir başka husus da, dillerin tekamülünde edebiyat ve felsefenin ilimden kıdemli oluşudur; hassaten edebiyat ve bahusus şiir; Croce'nin "insanlığın ana dili" olarak vasıflandırdığı şiir. Bu son hususun en mümtaz örneği ise Kur'an'dır. Kur'an'ın o büyüleyici ifade gücünü aldığı dil, Peygamberimizin bi'setinden evvel, Arap cemiyetinin en muteber şahıslarından addedilen ve ilhamlarını semadan aldığına itikad edilen şüeranın elinde gelişmişti; o dil olmasaydı, o kitap da o gücüne erişemezdi. Çünkü, Allah, Hz. Peygamber – selat ve selam O'nun üzerine olsun – ile bir "yeni din" göndermişti, ama bunu mevcut Arap dili yapmış, bir de bir "yeni dil" göndermemişti; olamazdı da zaten.
 
Kısaca söylendikte, dildeki bir zaaf düşünceye de aksetmekte ve bu da sadece dil ile sınırlı kalmayan bir tahribat husule getirmektedir. İşte "Linguistik Domino" ile kastetmiş olduğum tamı tamına budur: Dil üzerinde yapılan sun'i müdahalelerin bir kere tetiklediği ve zamanla kendisini besleyen ve hemen-hemen her tarafa sirayet eden yıkıcı akım.
 
Hasılı: Dilleri zayıf olan cemiyetlerin düşünceleri de zayıf olur çünkü ve en kötüsü böyleleri düşündüklerini zannederler; halbuki Descartes'ın belirttiği gibi, bu, "düşünmek" (cogitare) değil, "düşündüğünü zannetmek"tir (cogito cogitare).
 
Ağır bir ithamı göze almak bahasına, Linguistik Domino Etkisi'nin neticesi olan günümüz piyasa Türkçesinin, yüksek bir kültür ve medeniyet inşaına elverişli olmadığını söylemek ister ve son söz olarak, daha evvel iktibas ettiğim Nietzsche'nin şu hikmetli kelamını bir kerre daha hatırlatırım:
 
"Dil atalardan bize kalan bir miras, bir emanettir; nesilden nesle devredilen bu emanete karşı, baha biçilmez, kutsal ve dokunulmaz şeylere karşı duyulan saygı gösterilmelidir."
   
 [*] Condillac., İnsan Bilgilerinin Kaynağı Üzerinde Deneme., Onbeşinci Bahis: "Dillerin Dehasına Dair"., Çev.: M. Katırcıoğlu., MEB Yay., 2. Baskı, İst., 1989., s.340-341
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 200,71 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Linguistik Domino: I
Linguistik Domino: II
Linguistik Domino: III




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim