ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Devlet Şuuru Krizi
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 02.10.2006
Son birkaç gün içerisinde, kelimenin tam ve hakiki manasıyla bir devlet şuuru krizi yaşamakta olduğumuzu gösteren birkaç mühim emareye daha şahit olduk. Bunlardan birisi, Papa XVI. Benedictus'un tarihe kayıt düşen saldırgan – 'agresif' de demiyorum, 'saldırgan' – konuşmasıdır. Hadise malum: Papa, Bizans İmparatoru Paleologos ile bir Persli entellektüel arasında fi tarihinde geçen bir diyaloga atfen, İslam'ın, "şiddet"ten başka yeni olan hiçbir şey getirmediğini ve ilaveten bir de akıl ile uyuşmadığını ileri sürdü; daha doğrusu, küfretti. Mes'elenin tarihi gerçeklik cephesi ayrı bir bahis[1], ilmi cephesi de ayrı. Konuya aşina olanlar bilir ki Hristiyanlık, bidayetinden beri aklı tehlikeli addetmiş ve ona karşı savaş açmış bir din olup, bu savaş el'an dahi devam etmektedir. Burada asıl mühim olan husus, bu saldırgan uslup ile konuşan zatın bir din adamı kimliği yanında aynı zamanda, onu bütünleyen, bir devlet başkanı kimliği de taşımakta oluşudur: Birinci yanıyla mes'ele ilmi bir vasıf taşırken ikinci yanıyla da siyasi bir vasıf taşımaktadır. İşte burada bir devlet olarak Türkiye'nin ortaya koyduğu tavır, gerçekten utanç verici olduğu kadar devlet şuurunun nasıl zail olduğunun da resmidir. Birkaç – o da sadece "birkaç" - kısık ses dışında çıt çıkmamıştır; sebep anlaşılmaz değil: Başımızı dik tutarsak bizi AB'ye almazlar ve esasen Türkiye de laiktir; bize ne İslam'dan Muhammed'den.
 
Yaşadığımız bir başka mühim hadise de, Amerika'da yayınlanan "Armed Forces Journal" isimli askeri bir dergide emekli bir albay olan Ralph Peters'ın "Blood Borders" başlıklı makalesinde "daha iyi bir Ortadoğu" için kurulması öngörülen "Hür Kürdistan" ve parçalanması öngörülen Türkiye haritası karşısında devlet ricalinin gösterdiği suskunluktur[2]. Basiret ve ferasetten nasibdar olan herkes, bunun herhangi bir makale değil, açık ve kaba bir ihtar olduğunu anlar; hele bu gibi kişiler bir de devlet çarkının başında iseler, o zaman yalnızca anlamakla yetinemezler tavır da korlar; devlet şuuuru bunu gerektirir. Öyle birşey gördük mü?
 
Bahse mevzu bu makale elbette herhangi bir kişinin herhangi bir makalesi değil; açık bir mesaj ve tam da şu sıralar Talabani'nin meydan okuması ile örtüşüyor. İsmini ima etmek değil açıkça zikrettiği Türkiye'nin, hür ve müstakil (?) ülkesini tehdit ettiğini söyleyen Talabani, bu 'tehditkar' politikanın devam ettirilmesi durumunda kendilerinin de mukabele-i bilmiselde bulunarak "Türkiye'deki muhalefete destek vereceklerini" ihtar buyurdu. Hangi muhalefet acaba? Hangisi olursa olsun bu ifade başlı başına tam bir siyasi skandal olmakla beraber, her halde işbu muhalefetin zahirde DTP ve batında ise PKK olduğu, vasat seviyenin altındaki bir zeka tarafından bile anlaşılamazlık edemez; ancak, acaba böyle bir idrak ve bu idrakin icabı olan, devlet ciddiyetine ve vekarına yaraşır bir cevap gören oldu mu?
 
Cür'etin bu mertebesine bravo ve maaşallah! Söyleyene değil, söyletene bakınız. Kim onu söyleten diyen olursa, siz de ben de biliyoruz ki, devlet şuuru dumura uğramış devlet erkanından başkası değil.
 
Ve bir başkası: Abdullah Öcalan, mahpus bulunduğu hücresinden verdiği talimatlarla örgütünü sevk ve idare etmeğe devam ediyor; Türk milletine ve Türk devletine açmış olduğu savaşta yeni bir safha açarak ateşkes ilan ettiğini ve devletten  demokratik açılımlar beklediğini bildiriyor.
 
Müthiş! İnanılır gibi değil, ama gerçek; devletin ve milletin düşmanı bir örgüt başı, devletin hapishanesini örgüt karargahı olarak kullanıyor ve devlete talimatlar veriyor; iyi ama bu arada "devlet" ne yapıyor dersiniz? Bir tanesini söyleyeyim: PKK'nın her gün ortalama bir kişiyi katlettiği bir ortamda, hala iç tehdit konseptinde "irtica"yı birinci sırada tutmağa devam ediyor.  
 
Bu da inanılır gibi değil, ama gerçek.
Bunun adı "devlet şuuru krizi" değilse nedir?
Öyleyse ne yapmalı?  
 
[1] Bu konuda genç tarihçimiz Sayın Erhan Afyoncu'nun, bu diyalogun gerçek tarihi veçhesine ışık tutan kıymetli bir yazısı Bugün'de 17 Eylul tarihinde yayınlanmıştır.
 
[2] Peters, Ralph., "Blood Borders, How a better Middle East would look"., Armed Forces Journal., June 2006 Issue., URL: [http://www.armedforcesjournal.com/2006/06/1833899/]., 13.07.2006
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 166,33 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim