ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Yabancılaşma ve İnorganik Aydın
Durmuş Hocaoğlu

Yeni Ufuk Gazetesi / 30.06.1997
Bizler, "ihtişamlı" ve fakat "mağlup", çok yukarılardan çok aşağılara düşmüş, çok büyük bir irtifa kaybetmiş bir medeniyetin bahtı kara çocuklarıyız. En az iki asırdır, galiplerin şekillendirmiş olduğu ve alternatifini bilmediğimiz bir dünyada yaşamak mecburiyetindeyiz. Bu dünya çok zalim ve Eşya hükmünü merhametsizce icra ediyor: Veyl mağluplara!
 
Meydan okuyan bir medeniyetten aşağılara inmek, bizleri birçok bakımdan rahatsız etmekte ve komplekslere sürüklemektedir. Bu kompleksler, şu veya bu şekilde bütün toplum katmanlarında mevcut olup, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, hemen-hemen birçok davranış biçimimize yön vermekte ve iki ekstrem tezahürü bulunmaktadır: İtme (savunma) ve çekme (teslimiyet). Fakat bu kompleks, en yüksek değerine, bu teslimiyeti bir şekilde içine sindirmiş, galiplere sadece maddi unsurlarını değil, ondan daha fazla birşeyi, ruhlarını teslim etmiş bir insan tipinde ulaşmaktadır ki bu, bizim "inorganik aydın" olarak tanımladığımız tiptir.
 
"İnorganik Aydın", tarafımdan, "milleti ile organik bağı fonksiyonelsizleşmiş, işlev yeteneğini kaybetmiş aydın" anlamında kullanılmıştır ve gerçek anlamdaki aydın (entellektüel) niteliğinden de büyük ölçekte uzaktır.
 
Antropolog Ralph Linton, bir kültürün hiyerarşik olarak en üstte bulunan "üniversel kültür unsurları" adını verdiği ve "dil" gibi toplumun büyük kesimimin ortak paydası olan bir "öz" kısmının ve en altta bulunan "açık davranış normları"nın bulunduğunu belirterek, vuku bulan birtakım sosyal değişmeler neticesinde bu ikisinin arasında bir uyuşmazlık meydana gelmesinin, toplumda ciddi psişik yaralanmalara ve hatta çöküntülere sebebiyet verdiğini ileri sürmektedir. Tarafımdan "kültürün çekirdek unsurları" olarak tanımlanmış olan ve birçok bakımlardan Linton'ın üniversel unsurları ile ortak noktaları bulunan unsurlar (dil, din ve müzik), kültürel değişmelerde, kanaatımca, "kültürün ikinci savunma hattı"nı oluşturmaktadır. "Birinci savunma hattı" olan ve Charles Bartlett tarafından "kültürün sert unsurları" olarak tanımlanan baraj çöktüğünde ikinci hat daha ciddi bir direnme göstermekte ve kolaylıkla yıkılamamaktadır. Ancak, birincide meydana gelen tahribatın doğurduğu psişik yaralanmaya, ikinci hatta da zorlanmalar ve tahribatlar eklenmesi durumunda, psişik yaralanma derin bir "travma" halini almakta ve bu da bir "kültür yıkımı" hasıl etmektedir.
 
Bu yıkım da, toplumun bütün sınıf ve zümrelerinde birbiçimde ve türdeş tezahür etmemekte, bazılarında çok derinlere inmekte, handiyse dibe kadar vurmakta ve bir çeşit "kişilik ve bilinç yırtılması" hasıl etmektedir ki burada çok ciddi ve iflah olmaz, ıslah kabul etmez bir problemle karşılaşılmaktadır: Yabancılaşma.
 
Söz konusu işbu yabancılaşma, azami değerine, yukarıda kısaca değindiğimiz, galipler karşısında her şeyiyle bila kaydü şart teslim olmuş, kendi toplumunun hemen bütün asli kültür unsurlarına (tarih, din, dil, müzik v.b.) yabancı; dahası, onlarla kavgalı ve bu sebeple de milleti ile organik bağları kopma noktasına gelmiş ve hatta birçok bakımlardan fiilen kopmuş ve bu sebebe binaen yabancılaşmış ve inorganikleşmiş olan bir "okumuş-yazmışlar" taifesinde ulaşmaktadır ki, bunlar, "inorganik aydınlar"dan başkası değildir.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 148,66 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim