ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Ermeni Mes'elesinde Riskli Adımlar: II
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 24.11.2006
Hatırlanacağı gibi, bir önceki yazımızda, Hükumet'in Ermeni iddialarını "kökten çürütmek" üzere, milletlerararası tarihçilerden oluşacak bir tarih komisyonu kurulması önerisinin ardından, atak şeklinde yeni bir siyaset geliştirerek, konuyu, Uluslararası Tahkim Mahkemesi (IAC), veya benzeri, milletlerarası bir yargı merciine taşımaya karar vermek aşamasında olduğundan ve bunun da Türkiye'deki Ermeni Lobisi nezdinde ümit hasıl etmiş bulunduğundan söz etmiş ve teklifin sahibi olan Şükrü Elekdağ'ın gerekçesinin de, "Türkiye'nin, 1915 olaylarının BM Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi hükümleri uyarınca değerlendirilmesini kabul edeceğini açıklaması ve bu amaçla uluslararası tahkim yoluna başvurulmasını önermesi durumunda Ermeniler'in bunu reddedeceğini, ancak bu açıklamanın, Türkiye'nin moral ve hukuksal haklılığının göstergesi olacağını ve sorunun Türkiye'ye karşı siyasi istismarını büyük ölçüde kısıtlayacağı" şeklinde olduğunu eklemiş ve yazıyı şu cümlelerle noktalamıştık: "İlk bakışta çok sağlam görünen bir mantığı var bu gerekçenin; ama "ilk bakış" her zaman yanıltıcı olabilir. Biraz üzerinde durmakta fayda var."
 
Gerçekten de bu mantıkta bir yerlerde aksayan birşeyler – birşey değil, birşeyler - var; şimdi üzerinde "birazcık" duralım.
 
***
 
İlk olarak hemence söylenmesi gereken şudur ki, hiçbir kimse, sadece kuvvetli bir ihtimale güvenerek, kazanacağından kat'i surette emin olmadan hiçbir hususta hakkını aramak için mahkemeye müracaat etmez; hassaten hayat-memat mes'elelerinde. Şu halde gerek Hükumet'in ve gerekse de Sayın Elekdağ'ın işbu mahkemeye tam bir emniyet duyduklarından şüphe etmedikleri anlaşılmaktadır. Ancak, ilk problem de hemen bu noktada zuhur etmektedir: Bu kat'i emniyet hissi neye istinad etmektedir; mesnedi nedir? Mes'eleye romantik kurguların çerçevesinden çıkılarak bakıldığında bu suale tam bir kalbi itminan ile müsbet bir cevap verilmesinin imkansızlığı kendisini hemence göstermektedir: Böyle bir mahkemenin hiçbir surette tam ve kat'i bir güvenilirliği olamaz. Şu halde ortada, görmezlikten gelinemeyecek çok ciddi bir risk faktörü bulunmaktadır.
 
Risk var, hem de çok yüksek; zira, ilkin böyle bir mahkemede hakim(ler)in ve jüri olarak görev yapacak tarihçilerin teşkili büyük bir problem oluşturacaktır, ikincileyin ise, tarihin bir mahkeme alanı ve tarihçinin de hakim olarak kabul edilmesi de ayrı bir risk yaratacaktır.
 
Birincisi, üzerinde taraflarca kolay uzlaşma sağlanamayacak teknik bir problemdir ve uzlaşmazlık durumunda – ki bu da büyük ihtimalle karşı taraftan gelecek ama vebali bizim üzerimizde kalacaktır – Türkiye mahkemeden kaçan ülke olarak tanıtılmakla daha büyük bir yara alacak ve muhtemelen tezini milletlerası arenada hiç müdafaa edemez hallere düşecektir. İkincisi felsefi bir prensip problemidir; tarihin bir mahkeme ve tarihçinin de hakim olarak telakki edilmesi felsefi bir anlam taşır – ki mesela Jaspers gibi filozoflar onu da kabul etmez[1] -  hukuki değil. Çünkü esas itibariyle bir tarih felsefesi problemi olarak "Tarih" (Historia Rerum Gestarum), tarihçi tarafından, "orada öylece duran", el değmez, göz görmez, ulaşılamaz, bu sebeple de bir tür metafizik evsafı haiz "Tarihi Varlık" (Res Gestae)[2] hakkında, kendi bulunduğu yerde inşa ettiği bir senaryodur ve bu sebeple de tarihçiler arasındaki görüş farklılıkları en masum şekliyle bile çok derin olabilmektedir – esasen tarihin bir bilim olarak kabulüne yönelen kuvvetli itirazların asıl sebebi de budur. Bu, hakikaten de mes'elenin "en masum şekli"dir. Ya bir de masumiyetten uzak olanı? Karşımıza çıkacak diğer "hakim tarihçiler"in ne kadar gerçek tarihçi oldukları kadar ne kadar dürüst olacağının te'minatı nedir?
 
Bu adım hakikaten çok riskli; ama risk bu kadar değil, çapı daha da büyük.
 
... devam edeceğiz anlaşılan.
 
 
[1] Karl Jaspers., Felsefeye Giriş., Türkçesi: Mehmet Akalın., Dergah Yay.., İst., Şubat 1981., s.116
 
[2] Bu konuda, şu yazıma sitemden ulaşılabilir: 'Orada Öylece Duran' Tarih., Bilgi ve Düşünce., Yıl: 1, Sayı: 4., Ocak 2003., s.82-87
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 216,23 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Ermeni Mes'elesinde Riskli Adımlar: I
Ermeni Mes'elesinde Riskli Adımlar: II
Ermeni Mes'elesinde Riskli Adımlar: III




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim