ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Hristiyanlığın Tanrısı, 'İsa`nın Babası'dır; Gerçek Tanrı, Yani 'Allah' Değil
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 04.12.2006
Tekrar etmekte fayda var: Papa ve hempaları, Hristiyanlık adına konuşurken, akla uygun bir dinden ve kan ve şiddeti reddetmekten en son olarak dahi bahseden kişiler olamazlar. Şundan ki, bir vakitler mazlum olduğu Roma döneminde kendisine ne kadar zulüm yapılmışsa, iktidarı ele geçirdikten sonra – ki daha sonra zorla ellerinden alınıncaya dek geçen bu döneme, Papaların statü itibariyle Sezarlarınkine denk olması hasebiyle Sezar-Papalar Dönemi ve bu dönemde cari olan prensibe de Sezar-Papacılık (Caeserio-Popism) tesmiye olunur - bunların kat be kat fazlasını, hem de en şedid surette ve din adına asırlarca tatbik etmekten çekinmeyen, her halde Hristiyanlık'tan başkası değildi. Hakikaten zulüm, evvelkini kat be kat geçmişti; zira pagan Romalılar hiç olmazsa adam yakmak yerine, arenalarda gladyatörlere doğrattırmayı veya arslanlara parçalattırmayı tercih etmekteydiler; ama onlar öyle mi? Dünya dönüyor dediği için Galileo Galei'ye sistematik olarak işkence yapan ve Alem ve Tanrı bir ve aynı şeydir dediği için Giordano Bruno'yu Roma'da diri diri yakan, kimlerdi? İşkenceyi ve insan yakmayı hukukunun bir parçası haline getiren bir dinin mensuplarının öncelikle bu kirli mazileri ile yüzleşmeleri ve hak ve hakikat adına o kirli maziyi, insanlıktan af dileyerek reddetmeleri gerekirken bütün bunlar hiç olmamışçasına davranmayı tercih etmeleri, ciddi bir ahlak problemi ile karşı karşıya bulunduğumuzu göstermektedir.
 
***
 
Keza Papa yine aynı konuşmasında, Geç Ortaçağ'da, Yunan ruhu ile Hıristiyan ruhu arasındaki sentezi bölmeye çalışan teolojik eğilimlerden bahsederek sözü bilvesile İbn Hazm'a getirerek oradan İslam'ın tanrı anlayışına geçmekte ve bunun "gerçek ve iyilikle kendini bağlı görmeyen kaprisli bir tanrı anlayışı" olduğunu ileri sürerek, "Tanrının transandantal varlığı ve başkalığı o kadar yüceltilir ki aklımız, doğru ve iyiye ilişkin duyularımız; en derin olanakları, yapıp ettikleri arkasında ulaşılamaz ve saklı kalan Tanrı'nın, hakiki bir aynası olmaktan çıkar." demektedir.
 
"Gerçek ve iyilikle kendini bağlı görmeyen kaprisli bir tanrı anlayışı"nın felsefi manası açıkça şudur: Kendisini kullarına karşı sorumsuz hisseden, onları isterse aldatabilen, hiçbir va'dine sadakat göstermeyebilen ve mesela bir peygamberi cehenneme ve İblis'i de cennete koyabilen bir ilah! Evet: Tanrı tam muktedirdir ve bunları yapmak da O'nun kudreti dahilindedir; amma, yapmaz. Yapabilir, buna elbet de gücü yeter, amma, yapmaz. Niçin? Çünkü Tanrı tam fazıl ve tam hakimdir; halbuki bu saydıklarımız fazilete ve hikmete mugayirdir. Beri yandan fazilete ve hikmete mugayir olanı yapmak da bir meziyet değil bir zaaftır ve Tanrı'ya da zaaf, faziletsizlik ve hikmetsizlik isnad edilemez. O halde, O'nun "va'dime güvenin" deyişine güvenin! Tanrı – has ismi ile "Allah" – bu sebebe binaen, aldatmaz ve vaadinden dönmez; O, "va'dinde sadık olan"dır ("sadıqu'l-vadü'l-emin"); yani kapris yapmaz ve iman eden ve salih amel işleyenleri cehenneme, İblis'i de cennete koymaz. Bu noktada dikkat çekmek gerekir ki, "Tanrı'nın beni aldatmasına asla imkan yoktur, çünkü her hile ve aldatmada bir nevi olgunsuzluk ve eksiklik bulunur. Böylece, aldatabilmek bir incelik ve kudret alameti gibi görünse de, bununla beraber, aldatmak istemek şüphesiz zaaf ve kötülüğe dalalet eder" diyen Descartes'ın işaret ettiği Tanrı [Metafizik Düşünceler: IV], Hristiyanlığın Tanrısı olamaz. Çünkü, O'nun, Tecessüm ve İnkarnasyon'u "açıkça anlaşılamayacak" - yani akla muhalif - şeylerdir [Felsefenin Prensipleri: I.25]. Akla muhalif olandan ise her şey beklenebilir.
 
Allah bunları yapmaz; ama ya "İsa'nın Babası"? O yapar! Hiç sağı solu belli olmaz; yapar mı yapar! Niçin? Diderot'dan birkaç cümle dahi yeter sanırım:
 
"Hıristiyanların Tanrısı, keyfine pek çok, ço­cuklarına pek az düşkün bir babadır" [Filozofça Düşünceler., Çev.: İsa Öztürk., Çan Yay., İst., Eylül 1974., XVI]; "Eflatun, Tanrısallığın üç belirtisi olduğunu söyler: iyilik, bilgelik, egemenlik. Bunda Hıristi­yanların üçlü tanrısını (teslis) görmek için insa­nın gözleri kör olmak gerekir." [a.e: XLV]; "Baba Tanrı, sonsuz öcünü hak edenleri yargı­lar; oğul Tanrı ise aynı kimseleri sonsuz rahmeti­ne layık olarak yargılar. Kutsal-Ruh ise hiç bir şe­ye karışmaz. Bu katolik lafazanlığını tanrısal ira­denin tekliği ile nasıl uyuşturmalı?" [a.e: XLVII].
 
***
 
Diderot'nun sorusu mühim: Sizce nasıl uyuşturmalı?
 
Bence, uyuşturulamaz; çünkü bütün bunlar hakikaten lafazanlık ve çünkü Hristiyanlığın tanrısı, "İsa'nın Babası"dır, gerçek tanrı, yani "Allah" değil.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 473,09 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim