ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Öğretmen Mektupları
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 14.09.2007 Cuma
Bir müddettir elektronik posta adresime öğretmenlerden adetâ mektup yağıyor; ızdırap dolu, işsiz kalmış, işe giremeyen genç öğretmenlerin mektupları bunlar ve hepsinin feryâdı da aynı: "Biz niçin okuduk?"
 
Bugün bu feryad dolu mektuplardan birkaçını sütûnuma almak istiyorum, sizlerle paylaşmak üzere – tabiatiyle çoğunda kronikleşmiş olan imlâ hatâları tashih edilmiş olarak, ki bu da başka bir fâciadır ne yazık ki:
 
"Ben de dört yıldır kpss'ye giriyorum. Resmen hayatım karardı. Seve seve sınıf öğretmenliğini okudum. Ama  şu an çaresizim. Hem ailemle  hem de çevremdeki insanlarla sorunlar yaşıyorum. 27 yaşındayım ve hâlâ babamdan harçlık alıyorum. Çok ciddî bir bunalım geçiriyorum. Bir kaç genç ölmeden hiçkimse bu soruna el atmayacak sanırım; emin olun intihara teşebbüs eden bir çok genç öğretmen adayı var. Lütfen, lütfen bu sese kulak verilsin artık...."
 
***
 
"2007 Ağustos atamasında sosyal bilimler (edebiyat, coğrafya, tarih) gibi bölümlerden 350, 400, 150 gibi rakamlar alınırken felsefeden sadece 50 öğretmen alınması biz felsefe grubu öğretmen adaylarını üzmüştür. Düşünen, sorgulayan bir toplum için felsefeye verilen değerin artması gerektiğine inanıyor ve bir sonraki atama dönemi olan şubat döneminde hakkettiğimiz kadronun verilmesini istiyoruz."
 
***
 
"Bir sınıf öğretmeni olarak okulumuzu bitirdik. Atanma hayaliyle beklerken neyle karşılaştık…50 bin mezunu olan bir bölümden alınan öğretmen sayısı 4 bin. Hem de açığın en çok olduğu bölümden, hâlâ sınıf öğretmeni olmayan bir sürü okul varken, birleştirilmiş sınıflar hala varken… yazık değil mi bu kadar sınıf öğretmenine… bu kadar açık varken neden bu kadar az öğretmen alınıyor? Bizi 300 lira 400 lira ile ücretli köleliğe mecbur ediyorlar. Asgari ücret bile 500 liranın üzerinde. Biz ne yapalım sınıfcılar olarak oturup diplomaları mı yakalım?."
 
***
 
"Ben bir sınıf öğretmeniyim; yani 40 bin kişiden biriyim. Şu an bulunduğum durum içimi parcalıyor. 40 bin kişiden 1700'ü kadroya geçebılıyor. Başka mesleklerin sözleşmelisi yok; neden öğretmenlik? Eğer böyle bir yığılma varsa neden üniversite açmak yerine önce bu yığılmayı gidermeye çalışmıyoruz? Toplamda 205 bin kişiyiz, bu her yıl katlanarak geliyor./..."
 
"...eş, dost, tanıdıklar soruyorlar gördükleri yerde: 'Ne okudun yavrum?' Cevaplıyoruz: 'Öğretmenlik teyze.' Teyze soruyor: 'ilkokul mu ortaokul öğretmeni misin?'diyorum ki: 'Sınıf öğretmeniyim'. Teyze şöyle bir iç geçirip diyor ki: 'Olsun yavrum olsun ilkokul olsun ne olacak... nerede görev yapıyorsun?'… Bu sene sınava giren sınıf öğretmenleri sayısı 36000, ya atananlar, sadece 4200. Ya işte böyle, geçmişteki yanlış alımlardan dolayı durum bu hale geldi. Fizikçiler, matematikçiler, biyolojiciler, ziraat, su ürünleri vb mezunları şu anda hepsi kadrolu sınıf öğretmenleri oldular. Geçen gün Roman Dili ve Edebiyatı mezunu on yıldır kadrolu olarak çalışan bir sınıf öğretmeniyle tanıştım. Yanlış anlamayın, sözüm onlara değil, bizi bu hale getirenlere. Ücretli çalışmak istemiyoruz; bizler öğretmeniz ve toplumun gözünde yedek öğretmen olarak lanse edilmek istemiyoruz. Artık öğretmenlik mesleğinin eski saygınlığına kavuşturulmasını ve binlerce sınıf öğretmeninin bu boş kadrolara yerleştirilmesini istiyoruz."
 
***
 
"Sayın basın mensubumuz; bizler fen ve teknoloji öğretmen adayları olarak bu yazıyı gerekli mercilere uluştıracağınız umudu ile size gönderiyoruz. Umarız bu düşüncemizde yanılmayız. Bildiğiniz gibi fen ve teknoloji dersi çok önemli bir ders. Hayatımızla çok baglantılı bir ders. Ama şimdiye kadar gelen hükümetler pek ilgi göstermediler fen ve teknolojiye. Halen açıkta 12 bin fen ve teknoloji öğretmeni var ve okullarda fen dersleri 4 saat. En az matematik ve türkçe kadar fen bilgisi öğretmenine de ihtiyaç var. Bu sayıyı görmezden gelip 500-1000 gibi komik rakamlarla atama yapılıyor. Bu sayı bekleyen 12bin fenbilgisi öğretmeninin ağzına bal çalmaktan başka bir şey değildir. Resmen sadaka vererek bizi bekletiyorlar. Üstelik her sene yılda iki defa olmak üzere lisede kadrolu fizik kimya ve biyoloji öğretmenlerinin alan değişikliği ile ilköğretim fen bilgisi öğretmenliğine geçmelerine imkan veriliyor. İlk atamayla atanmayı bekleyen biz fen bilgisi öğretmenlerinin önü kesilmiş oluyor ve mağdur duruma düşüyoruz. Fen ve teknoloji hayatın ta kendisidir ve öğrencilere hayatı biz fen bilgisi öğretmenleri sunmalıyız."
 
 
Bu trajedinin üzerinde durmak lâzım...
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 182,98 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim