ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Bu Ülkede Gerçekte Neler Oluyor?
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 12.10.2007 Cuma
Bugün sizlere, daha evvel ilk iki bölümünü yayınladığım "Eğitim'de İkinci Dil ve Etnik Fragmantasyon" başlıklı yazı dizimin üçüncü ve son bölümü yerine, vuku' bulan vahîm gelişmelerden dolayı, bunu bir günlüğüne te'hir ederek, PKK'nın kanlı eylemi üzerine, Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Sayın Hanefi Bostan'ın yaptığı basın toplantısında neşrettiği, "Biz Hepimiz Her Zaman Mehmetçik'iz!" başlıklı bildirisinin büyük bir özetini takdîm edeceğim.
 
Şimdi Sayın Bostan'ı dinleyelim:
 
PKK, daha acılarımız dinmeden Şırnak'ta onbeş askerimizi alçakça pusuya düşürerek şehit etti; dağlanmış yüreklerimizi bir kere daha dağladı, acılarımıza yeni acılar kattı. Yüce Türk milletinin başı sağ olsun.
 
Onbeş yiğidimiz hainlerin kalleş mermileriyle kutlu vatan toprağına serildi; onlar Tanrı katına yükseldi, gökten yere ateş yağdı, kor yağdı, gök ağladı, yer kükredi. Sadece onbeş eve kor ateş düşmedi; o kor ateş hepimizin evine düştü, bizim evimize de düştü, sizin de; herkesin evine, bütün Türkiye'ye düştü.
 
Bütün Türkiye alev alev yanıyor. Acımız büyük. Acımız derin, acımız sonsuz.
 
..../Bütün Türkiye demir bir yumruk; acı ve öfke ile haykırıyor:
 
Hepimiz Mehmetçik'iz!
 
Hepimiz şehit olmaya hazırız!
 
..../Bütün Türkiye demir bir yumruk olmuş; ancak ne var ki Hükûmet hâlâ işi zamana yayarak acıyı ve öfkeyi unutturmaya yönelik siyasî manevralar peşinde koşuyor. İşin boyutu cidden çok büyük; siyaset ise çok vahim. Aklıselim sahibi hiç kimsenin kabul edemeyeceği senaryolar sahneleniyor Türkiye'de. Nasıl oluyor da çözülmüş olan PKK, AKP iktidarı ile birlikte dirilme sürecine giriyor?
 
Nedir bu mel'un işin gerçek mahiyeti? Bu ülkede gerçekte neler dönüyor?  Nasıl oluyor da bir avuç çapulcu çetesi, askerlerimizin geçişi hakkında bu kadar detaylı istihbarî bilgi edinerek pusu kurabiliyor, ama, koskoca Türkiye Devleti aynı şekilde bir istihbarat yürüterek bir avuç âsî hâine pusu kurup yok edemiyor? Bu nasıl bir devlet yönetimi? Bilen var mı? Yoksa işin içinde başka karanlık işler mi var?
 
.../AKP'nin iktidarının başlangıcından bu yana, uzun zamandır sindirilmiş ve köşeye kıstırılmış bulunan PKK bir diriliş süreci yaşadı; AKP hükümetleri ise Türkiye'yi oyaladı. PKK'nın Türkiye içindeki silahlı hareketleri sönmeye yüz tutmuşken tekrar tırmandı ve kendisini toparladı. Bu konuda İçişleri Bakanlığı kötü ve karanlık bir performans gösterdi; terör tırmanmaya, askerlerimiz şehit edilmeye devam ederken, AKP hükümetleri Türkiye'yi oyaladı; hep oyaladı. PKK'nın dış bağlantıları tekrar dirildi; AKP hükümetleri Türkiye'yi oyaladı. İçeride kendisini toparlayan PKK'nın Irak'taki hıyanet yuvalarına asker sevki sık-sık gündeme geldi; her defasında, AKP hükümetleri Türkiye'yi oyaladı. Bir yolunu buldu, bir mazeret buldu, muhakkak oyaladı, unutturdu, tavsattı, uyuttu.
 
Nitekim, Kuzey Irak'taki Amerikan tetikçisi otonom yönetimin PKK'nın en büyük beslenme kaynağı olduğu kendi dilleriyle itiraf edildiği halde, AKP hükümetleri ne diplomatik ne de askerî olarak, Türkiye'nin ağırlığıyla mütenasip bir politika takip etti; hep çekimser kaldı, hep pısırıklık yaptı, hep alttan aldı. Türkiye'yi oyaladı, Barzani'yi daha da küstahlaştırdı.
 
Şimdi de yine maalesef aynı taktikle karşı karşıya bulunmakta olduğumuz görülmektedir.
 
Anlaşılan o ki Hükümet, en fazla, gösteriş kabilinden bir-iki girişimde bulunduktan sonra bu acının da zamana yayılarak unutulmasını beklemeye yönelik bir taktik uygulama eğiliminde.
 
Nitekim hain çeteye kol-kanat geren Kuzey Irak otonom yönetiminin elindeki topraklardan sürekli saldırı yapan PKK'ya karşı harekete geçme konusunda da aynı AKP hükümetleri Türkiye'yi hep oyaladığı gibi bugün dahi oyalamaya devam etmek istemektedir.
 
Çetenin üssü olan Kandil dağının basılması için Irak sınırının geçilerek sıcak takip yapılması konusunda nihayet Meclis'e tezkere getiren Hükümet yine işi ağırdan alıyor; yine aynı oyalamayı sergiliyor. Nitekim Başbakan Erdoğan daha şimdiden, Tezkere'den bahisle, "Biz bu yetkiyi elimize almakla, aldığımız anda her şey olacak değil. Olayın boyutu tek değil, siyasi var, askeri var, diplomatik var. Bütün bunları bir arada yürüteceğiz. Bakın bu arada İstanbul'da Irak'a Komşu Ülkeler Toplantısı yapılacak, bu konular ele alınacak. Benim bir Amerika seyahatim var. Bunu çok daha farklı bir şekilde ele alma durumumuz olacak bunların hepsini görüşeceğiz" demiştir ki bu da bu son olayın dahi yine zamana yayılarak acısının dinmesini ve sonra da unutulmasını planlamaktan başka bir anlama gelmez.
 
***
 
Bu bildiri cidden çok ağır ve çok mânidar: Gerçekten de bu ülkede neler oluyor? Yoksa asıl "çete" içeride mi?
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 194,60 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim