ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Panik Projeleri: III
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 18.11.2007 Pazar
İmdi; "Anayasa'ya saygı" vatandaşlığa girişin cümle kapısı olduğuna ve dahi, mukavele devletinde hiçbir sûrette, hiçbir zaman, müesseseler, yâni hükmî şahsiyetler, cemaatler, hizipler, hizipler, fraksiyonlar, "gruplar" ile mukavele yapılamayacağına binâen, "Kürt asıllı vatandaşlar" ile ayrı bir mukavele yapılmasının teklîf edilmesi, "birinciler içerisinde birinci" (prima intra pares) statüsünde, arkası sökün edecek olan imtiyazbahş bir "Kürt feodalitesi"nin meşrûlaştırılmasından başka bir mânâya gelmeyecektir; üstelik, bu mukavelenin aktinde bir de "bireysel kültürel hakların tamâmının eksiksiz şekilde sağlanmasının bu taahhüde bağlanması" gibi bir önşartın bulunması mes'eleyi daha da içinden çıkılamaz hâle getirmektedir.
 
Şöyle ki:
 
İlkin, Proje'de, kendileriyle zâta mahsus bir vatandaşlık ve sadâkat mukavelesi akdedilecek olan husûsî ve imtiyazlı kitle olarak ismen "Kürt asıllı vatandaşlar"ın telâffuz edilmesi, bu vatandaşların – en azından potansiyel olarak – bir yandan diğer vatandaşlara nisbetle önceliklerini ve üstünlüklerini aksiyomatik olarak kabûl etmek demek olacağı gibi, ayrıca, diğer yandan da, ancak bu şekilde Anayasa'ya saygılı ve Devlet'e sâdık vatandaş kılınabileceklerini, mefhûmu muhâlifinden hareketle, diğer vatandaşlar gibi – yâni herkesçe eşit – bir statüde tutulmaları durumunda "başa belâ" olacaklarını, çünkü, Anayasa'ya saygısızlıklarını ve dolayısıyla da Devlet'e sadâkatsizliklerini temel çıkış alan bir mantık kurgulamasını da berâberinde getirmektedir. Demek oluyor ki, bu mantığa göre, iş artık, silâha sarılan  belirli bir fraksiyon ile devlet arasındaki bir mes'ele olmaktan çıkmış ve bilumum "Kürt asıllı vatandaşlar"ın doğrudan devlet ile bu denli kritik mertebede problemli olduğunun tescîli noktasına gelmiş bulunmaktadır. Eğer vazıyet hakîkaten bu kerteye dayanmış ise, verilecek her hakkın – ki burada "hakk" denen şeyin, "Kürt asıllı vatandaşlar"ın bileklerinin gücüyle, yâni devlete ve diğer vatandaşlara zorla boyun eğdirip irâdelerini kabûl ettirerek kopardıkları "tâviz" olarak okunması gerektiğine de dikkat edilmelidir – her adımda dâimâ talep çıtasını biraz daha yükselteceğine ve sonunun gelmeyeceğine de dikkat edilmelidir.
 
Zekîce tasarlanmış olduğu düşünülen bu proje, bu hâle göre, git-gide astarı yüzünden pahalı ve altından kalkılamaz ve en iyisi "ver kurtul" dedirtecek bir noktaya doğru gidecvektir. Çünkü, bütün bunlardan da evvel yapılması şart olan, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarının etnik kökenlerine göre sınıflandırılmaya tâbî tutulması olmaktadır; tabiatiyle böyle bir durumda, hazır Avrupa Birliği'nin dayattığı etnik fragmentasyon projesi de varken, bir değil, binbir etnisite ortaya çıkar; ve yine tabiatiyle, bunun akabinde bir de mezhebe göre tasnif talebi gelecektir ki, bu da, Türklerin Anadolu'yu külliyen terketseler dahi kurtulamayacak olmaları demektir.      
 
İmdi, böylelikle, bu çok ustalıklı projeye göre, önce nüfus sayımında bir değişiklik yapılarak kimliklerde etnisite ve mezhep tesbîti yapılması, bilâhare bir "etnik harita" ve buna paralel olarak bir de "mezhebî harita" çıkarılması ve sonra bu kimlik dağılımına göre de, tek-tek, her bir mezheb ve etnisite ile husûsî mukaveleler yapılması gerekecektir.  
 
Çok hoş; değil mi?
 
Bana da öyle geliyor.
 
Bir de yârınki fasıl var ki, daha da hoş.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 157,95 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim