ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

İspaniklerin Mülk'ün Tapusundaki Hak İddialarının Tarihi Sebepleri
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 22.05.2006
İspanikler, diğer muhacirlerden farklı olarak, büyük kısmı itibariyle asimile olmuyor ve Mülk'ün tapusuna el uzatıyor, diğer bir deyişle, artık kendilerinde bu gücü görebiliyorlar. Niçin? Devam ediyoruz.
 
Bu "niçin"lerden çok mühim bir başkası da, Huntington'un "tarihsel varlık" dediği sebep olup hikayesi ezcümle şöyledir: İspanik göçmenlerin, dünkü yazımızdaki haritada da göstermiş olduğumuz gibi - birçok bölgesinde nüfusun %50'nin üstünde olmak üzere - en büyük yoğunlukla yerleşmiş olduğu Güney eyaletleri Arizona, New Mexico ve bilhassa Texas, İspaniklerin, Amerikan devletinin kendilerinden zorbalıkla gasp ettiğini düşündükleri "vatan" toprakları anlamına gelmektedir. İşte, "tarihi sebep" burada gizlidir: 693.000 kilometrekarelik yüzölçümü ile Birleşik Devletler'in Alaska'dan sonraki en geniş eyaleti olan, bir memleket kadar vüs'ata sahip Texas'ın tarihi kıssası şöyledir: Amerika'nın keşfinden kısa bir müddet sonra bölgeye gelen İspanyollar kanlı eylemlerle buranın asıl yerlilerini kesip doğramaya başladılar, yarım asır içerisinde ise köklerini kurutma raddesine getirdiler[1]; ilk olarak 1522'de Latin Amerika tarihine "Conquesta" (Fetih) olarak geçen bu istiladan sonra, asıl olarak bir İspanik-Latin ülkesine dönüşmeye başlayan "Bölge"de[2], ilk kalıcı şehirler 17nci asırda ortaya çıkmaya başladı, ilk yerleşme mahalli 1682'de Ysleta'da kuruldu, 1685'de Cavelier de LaSalle, Matagorda körfezi yakınında bir kale yaptırdı, ilk büyük şehir olan San Antonio 1730'da kuruldu. 1821'e kadar "Yeni İspanya"nın İspanya'dan gönderilen genel valiliğine bağlı kalan Bölge, daha sonra Meksika Federal Cumhuriyeti'nin bir eyaleti durumuna geldi. Sonra Bölge'ye Amerikalı göçü başladı; bunun neticesinde ve akabinde ise Amerikan-Meksika harbi çıktı. Amerikan tarihinde destanlaştırılan – bir bakıma bizim tarihimzdeki Plevne'ye tekabül eden –, bütün müdafilerinin öldüğü 6 mart 1836 tarihli Alamo Kalesi Kuşatması'ndan sonra Texas bağımsız bir cumhuriyet duru­muna geldi; ancak 1845'de ABD'ye iltihak etti. Fakat buna rağmen Meksika, Texas üzerinde toprak iddiasını sürdürünce, "sert başkan" olarak tanınan James K. Polk, Mayıs 1846'da Meksika'ya harp ilan etti; yaklaşık dokuz ay sonra, General Zachary Taylor'ın 22 Şubat 1847'deki Buena Vista zaferinin ardından Mexico'nun zaptı sonucunda, Meksika, 2 Şubat 1848'de Guadalupe Hidalgo Antlaşması ile Rio Grande nehrinin kuzeyinde kalan bütün toprakları Amerika'ya bıraktı ve hak iddiasını terketti. Ne var ki, bu, yalnızca formel bir vazgeçişti; gerçekte Meksika, hiçbir vakit Texas'ı unutmuş olmadığı gibi Bağımsız Texas Cumhuriyeti fikri de bugüne gelinceye dek hiçbir vakit ölmedi.
 
İşte, şimdi, bir kısmı Amerikan vatandaşı, bir kısmı ise kaçak İspaniklerin bilinç altında yatan ve şimdilerde su yüzüne bir bilinç hali olarak çıkarak Amerikan Mülük'nden pay istemeye uzanan tarihi etken bu.
 
Bu vazıyeti, "Amerika tarihinde başka hiçbir göçmen grubu Amerika topraklarında tarihsel bir hak iddia etmemiş, edememiştir. Meksikalılar ve Meksika kökenli Amerikalılar bunu yapabiliyor. Texas, New Mexico, Arizona, California, Nevada ve Utah 1835-1836 Texas Bağımsızlık Savaşı ve 1846-1848 Meksika-Amerika Savaşı'na dek neredeyse bütünüyle Meksika'nındı. Meksika ABD'nin ele geçir­diği, sermayesine el koyduğu, denizcilerini "Montezuma salonlarına" yerleştirdiği ve ardından topraklarının yarısını kendi topraklarına kattığı tek ülkedir. Meksikalılar bu olayları unutmuyor. Bu bölgelerde özel haklara sahip olduklarını hissetmeleri anlaşılabilir bir durum." şeklinde tesbit eden Huntington, "Peter Skerry'ye göre, "Meksikalılar, diğer göçmenlerden farklı olarak, buraya ABD karşısında askeri yenilgiye uğramış komşu bir ulustan geliyor ve bir zamanlar anayurtları olan topraklara yerleşiyor... Meksika kökenli Amerikalılar, diğer göçmenlerle paylaşmak zorunda olmadıkları, kendilerine ait bir bölgede yaşadıklarını hissediyorlar." diyor ve şöyle devam ediyor[3]:
 
"Bu "bölge" Amerika'nın ele geçirmesinden önce de burada sürekli var olan 25 kadar Meksikalı toplulukla "insan" biçimini alıyor. New Mexico'nun kuzeyinde ve Rio Grande boyunca "eski Meksika toprak­larında" yoğunlaşmış olan nüfus, %90'ın üzerinde Hispanik ve bun­ların da %90'ı aşkın bir bölümü evlerinde İspanyolca konuşur. Bu toplulukların ABD'ye katılmasından 150 yıl sonra, "Hispaniklerin toplumda ve bölgede kültürel ve demografik egemenlikleri sürüyor ve burada Hispanik asimilasyon son derece zayıf."
 
Amerika'nın İspanik mes'elesinden bizim de öğreneceklerimiz var, hem de çok. Bir incir çekirdeğini dahi dolduramayacak boş lafazanlıklarla ülke gündeminin nahak yere meşgul edildiği bu ortamda bu konuyu daha ciddi buluyorum; devam edelim az biraz daha...
 
 
[1] İspanyol tarihinin Endülüs gibi bir yüz karası olan ve tam bir "soykırım" niteliği taşıyan bu katliamda, sadece 1492-1542 arasında öldürülen insan sayısı, kendisi de bir Katolik İspanyol rahip olan De Las Cassas'ın "Hristiyanlık adına utanç duyarak" hazırladığını belirtiği 1542 tarihli raporuna göre, takriben yirmi milyondur. [Bartolomé De Las Cassas., Kızılderili Katliamı., Çev.: Ömer Faruk Birpınar., Babıali Kültür Yayıncılığı, İstanbul, Ocak 2005];
 
[2] Huntington da hususi ehemmiyetine binaen, bu mıntıkadan bahsederken, bölge kelimesini, "Bölge" şeklinde, tırnak içinde zikretmektedir;
 
[3] S. P. Huntington., Biz Kimiz?., s.229-230]
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 210,67 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim