ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Müslümanlığın Paradoksu: En Mükemmel Din Çok Geri İnsanların Elinde!
Durmuş Hocaoğlu

Zaman Gazetesi / 28.01.1999
İdrak etmiş bulunduğumuz Ramazan'da da daha öncekilerde olduğu gibi, Medya'nın büyük kısmında İslam üzerine hayli mürekkepler ve nefesler tüketildi. Yazılan ve söylenenlerin hemen-hemen tamamının ortak noktasının, samimiyet, ehliyet ve liyakat mertebesi ve derecesi ne olursa olsun, İslam dininin mükemmelliğinin bir kere daha vurgulanması olduğunu söyleyebiliriz. Bilinçli bir Müslüman olarak bu beyanlara prensip itibariyle katılmamaklığım elbette söz konusu olamaz. Ancak, çok önemli addettiğim bir hususu burada dile getirmek gereğini duymaktayım: Bu kutlu ay Müslümanlar arasında bir nefs murakabesine, bir "öz-eleştiri"ye vesile olsaydı, çok daha hayırlı olurdu.
 
Vurgulayarak belirtmek isterim ki: "İslam Dini" - ki ben buna "Numenal İslam" tabir etmekteyim - ile O'nun yaşanan şekli olarak tanımlanabilecek olan "Müslümanlık(lar)" - buna da "Fenomenal İslam(lar) tabir etmekteyim -arasında, yani "olması gereken İslam" ile "var-olan İslam" arasında çok büyük bir açı ve farklılaşma mevcuttur.
 
Müslüman olmaktan gurur duyan, dinini ciddiye alan bilinçli bir müslüman olarak bu vazıyetten olağan-üstü bir rahatsızlık ve ızdırap duymaktayım; ızdırabım adeta somutlaşıyor ve bedenimi yakıyor.
 
Medeniyet Savaşında Mağlubiyet
 
Çünkü, öncelikle kabul edilmelidir ki, İslam Dini (Numenal İslam) değil ama Yaşanan (Fenomenal) İslam(lar), veya Müslümanlık(lar), Batı'nın meydan okumasına cevap verememiş olduğu için, tarih çapında büyük bir medeniyet savaşını kaybetmiştir, mağluptur ve her mağlubiyet gibi onun da faturası çok ağırdır.
 
İmdi:
 
İslam Dünyası (veya daha sahih bir tabirle: Müslüman Dünya) yeterince bilinçli olmanın çok ötesindedir; "kritik" nedir habersizdir; her kazancını kendi hanesine, her kaybını başkasının hanesine fatura etmektedir.
 
Müslüman Dünya - söylemekten hazer ediyorum - fevkalhad cahildir, öyle ki, "Bilgi"ye, "Bizatihi Bilgi"ye itibar etmemekte, hatta ona ihtiyaç duymaz, bilgisiz bir hayatın da pekala mümkün ve belki de dahası ve en dehşet vericisi, müreccah olduğunu düşünüyor gibi bir görüntü vermektedir; nitekim, fen, teknik, sosyal bilim alanlarının hemen-hemen hiçbirisinde Müslümanların adı yoktur; üzerinde Müslümanların patentini, markasını, imzasını taşıyan ciddi bir zihin (ve emek) ürünü bulmak imkansız gibidir. İslami bilimlerin birçoğunda dahi vazıyetin pek parlak olmadığını da bu meyanda hatırlatmak gerektir.
 
Akletme ve Düşünme
 
Müslüman Dünya, iyi düşünebilmekte değildir. Omuzların üstünde duran 'kafa'nın çiçek saksısı değil Yaratan tarafından düşünmek için bahşedilmiş en kıymetli ve eşsiz bir cihaz olduğu, Yer'in ve Gökler'in halıkı ve sahibi olan Allah'ın Kutsal Kitap'ta 800'den fazla yerde düşünmeyi hatırlattığı, hatta emrettiği unutularak akletme, düşünme reddedilmektedir.
 
Müslüman Dünya, cehaletini bazan o raddeye vardırmaktadır ki, handiyse, bir miktar abartma ile, Müslümanların büyük ekseriyetinin bilinç-altlarında, sadece ve yalnız müslüman olmalarından dolayı Allah'ın kendilerine "özel hizmet" ile me'mur, hatta icap ederse bu maksatla Eşya'nın kaanunlarını dahi değiştirmekle mükellef olduğu gibi çarpık ve sakat bir düşünce yattığı dahi söylenebilir.
 
İktisadi Gerilik
 
Hemen-hemen bütün Müslüman ülkeler iktisaden geridir, bazıları fukaralığın en alt düzeyindedir. Bütün Müslüman Dünya'nın ekonomik üretiminin tamamı mesela bir Almanya'nın topuklarına çıkamamaktadır. Bir kısımları zengindir; ama bunun da menbaı artık git-gide değeri düşen Tanrı vergisi Petrol'den başkası değildir; Batı'nın zenginliğinin arkasında emek, üretim, bilgi, zeka, Matematik, Fizik, Kant, Gauss, Newton, Einstein ilh.. yatarken, emek ve zeka ürünü, üretim sonucu olmayan bu zenginlik ise dünkü deve çobanlarını mide bulandıran görgüsüzce bir israfa sürüklemekten başka bir sonuç vermemektedir.
 
Antidemokrasi
 
Hemen-hemen bütün Müslüman ülkeler, anti-demokratiktir ve zulüm idarelerinin pençesindedir. Müslümanlar, bu en güzel dinin, bu özgürlükler dininin mü'minleri, kendi ülkelerinde siyasi erk konusunda söz sahibi değildirler; hepsinin tepesinde şu veya bu şekilde despotlar, tiranlar, hanedanlar, oligarşiler bulunmakta ve insanlarını adeta kendilerine secde ettirmektedirler. İslam dünyasında Saddam tek değildir, neredeyse her müslüman ülkede birer özel Saddam veya Saddamlar vardır; öyle ki, İslam dünyasındaki rejimin genel adının "Saddamokrasi" olarak patent altına alınması dahi kaabildir. Fakat belki de en vahimi, Müslümanların kaahır ekseriyetinin bu hali içlerinde meşrulaştırmış olmasıdır; bu, İslam dünyasında "özgürlük bilinci"nin çok alt düzeylerde olmasından başka bir anlam taşımaz. Yani şöyle de diyebiliriz: Müslümanların özgürlüksüzlüğü 'hariçte' olmaktan ziyade 'dahilde', zihinlerin içinde başlamaktadır.
 
Bütün bunların neticesi olarak, hemen-hemen bütün Müslüman ülkeler, siyaseten güdümlüdür ve hiçbirisinin - bölgesel entrikalar haricinde - dünyada dikkate ve kaale alınması zaruri olan, dünya çapında bir ağırlığı, itibarı ve ciddiyeti yoktur.
 
İslam, Müslümanlara Göre Algılanıyor
 
Müslümanlar hiç düşünmemektedirler ki, diğer insanlar, İslam dini hakkındaki hükümlerini, bütün komplekslerinden arınmış olarak, safi platonik hakimane bir hakikat araştırmacılığı ile tetkik ederek vermekte değildirler; Dünyada kaç gayri müslim böylesine yürekli ve zahmetli bir cehdi göze almakta ve vardığı neticeleri de dürüstçe itiraf edebilmektedir. Hayır! Dünya, "İslam" hakkındaki hükmünü "bizlerden gördükleri" ile vermektedir. Yani bizler nasıl bir manzara resmekte isek, diğer tabirle Müslüman Dünya'nın müslümanlığı ne ise, Dünya onu görmekte, onu bilmekte ve gördüğü bu "Müslümanlık"ı asıl "İslam" olarak algılamaktadır. Daha da açık bir ifadeyle: Müslümanlar ne hal üzre ise, dünyanın gözündeki "İslam" da odur.
 
Halbuki, Müslümanlığın manzarası hiç de iç açıcı değildir. Müslümanlar, bütün dünyada çok kötü bir İslam manzarası resmetmekte, çok kötü bir İslam tanıtımı yapmaktadırlar. Müslüman Dünya, iyi bir hal üzre bulunmamaktadır, o sebeple de İslam'ı temsil etmeye tam olarak ehil değildir.
 
Müslüman Dünya, İslam'a Yakışmıyor
 
Hasılı: Müslüman Dünya, İslam'a yakışmamakta, O'na yazık etmektedir. Çünkü, dünyanın en mükemmel dini dünyanın en mükemmel insanlarının elinde bulunması icap ederken -haydi en geri demeyelim ama - çok geri insanlarının elinde bulunmaktadır. Bu hal, "Müslümanlığın Paradoksu"dur.
 
      Bu mudur, adı güzel kendi güzel Muhammed'in - salat ve selam O'na olsun - ümmeti!
      Müslüman Dünya, kendisinden utanmıyorsa Allah'tan ve Resulünden utanmalı, İslam'a yakışmanın, ona layık olmanın yollarını keşfetmelidir.
      İlk teklif benden.
      1: Geliniz önce şu aksiyomu kabul edelim: "Kişinin başına ne gelirse hepsi kendi eseridir."
      2: Sonra da şu tesbiti reddetmeyelim: "İslam'a yakışmıyoruz."
      3: Ve şu suale de kemal-i ciddiyetle cevap arayalım: "Nerede hata yaptık ve yapmaya devam ediyoruz?."
 
 
Not: Buradaki tenkidin muhatabının, içinde çok değerli birey müslümanların bulunmasına rağmen bütünü tedvir ve temsil etmesi mümkün olmayan genel Müslüman Dünya olduğuna dikkat edilmesi hassaten rica olunur.
 
Not:
I: Bu yazı daha önce, Aksiyon'da aynı adla yayınlanmıştır
[Aksiyon., Yıl: 5, Sayı: 216., Tarih: 23.01.1999-29.01.1999 (Cumartesi-Cuma)., s. 20]
II: Ara başlıklar editör tarafından konmuştur.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 213,70 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim