ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

'Üç Et San'atı' Üzerine Aforizmalar
Durmuş Hocaoğlu

Ayyıldız Gazetesi / 30.01.2000
"Siyaset", "Ticaret" ve "Şehvet"e "Üç Et San'atı" diyorum. Önce, linguistik bir gerekçem var: Bir tevafuk eseri, her ikisinin de sonu "et" ile nihayetleniyor. Sonraki ve asli gerekçem ise muhteva: Bunlar İnsan'ın üç ihtirasının somutlaşmış şekilleridir. İhtiras ise Ruh'a değil Beden'e, yani "Et"e bağlıdır. Ve keza bunlara "san'at" diyorum: Çünkü, bilme değil kılma eylemine; "et"in tahriki ve sevk-i tabiisi ile "bilgi"ye değil "kılgı"ya istinad etmekteler; "kılma" ise "sanaa'"dır; sanaa' ise "san'at"ın menşeidir.
 
***
 
Bu Üç Et San'atı, san'attır; ama, aynı zamanda, menşe' ve mebde' itibariyle, ahlaktan arınmış üç vahşi san'attır. Zira istinadgahları Beden, yani Et'tir; beri yandan Ahlak, Et'te değil Ruh'dadır; Et bizzat ne ahlaklıdır ve ne de ahlaksız; ahlaken nötralize edilmiştir. Bu sebepledir ki, bu üç et san'atının üçü de zati olarak ahlaktan arınmıştır; ahlak karşısında nötrdür. Ne ahlaklıdırlar ve ne de ahlaksız; ama potansiyel olarak ahlaksızlık kaynağıdırlar.
 
***
 
Bu üç "et" san'atı İnsan ile Hayvan arasındaki ortak yandır; aradaki fark, bu san'atların İnsan'da sofistike bir hal almış olması ve zatları itibariyle, yani kendi içlerinden, ahlak karşısında nötr olmalarına rağmen, kendi dışlarını ahlaksızlaştırabilmeleri olduğu kadar, kendi dışlarından ahlakileştirilebilmeleri, yani kontrol altına alınabilmeleridir ki buna "insanileştirilmek" de diyebiliriz. Bu murakabe işini dıştan yapacak olan ise, Ruh'tur.
 
***
 
Yani bu üç et san'atı İnsan ile Hayvan'ın ortak noktasıdırlar; ama aynı zamanda insanidirler de; fakat İnsan'ın lahuti değil nasuti yanına ait olduklarından, ancak dıştan ahlakileştirilebilir, yani ahlakın menbaı olan Ruh tarafından kontrol altına alınabilirler; bu yüzden de, kendileri ahlaken nötr olmalarına rağmen, her zaman için, potansiyel olarak "ahlaksızlık" kaynağıdırlar.
 
***
 
Esasen hemen-hemen tek ahlaksızlık kaynağı, bunların üçüdür. Kendisinde bu üç san'atın menşei olan üç dürtü olmayan bir kişi "melek"tir; hakiki manada "melek"; öylesine melek ki, "insan" değil!
 
***
 
Evet; insan değil! Çünkü: Bunlar olmadan İnsanlık da olmaz; "Dünyada kırk gün yalan söylenmesin ve kırk gün haram yenmesin, Siyaset'te biter Ticaret de" diyen filozof da bunu kastetmiş olmalı. Tıpkı, Dünyadan kırk yıl Şehvet kesildiği takdirde, İnsanlığın kökünün kuruyacak olması gibi.
 
***
 
Evet ama, İnsanlığın devam etmesi için Siyaset'in de devam etmesi gerekir, Ticaret'in de, Şehvet'in de.
 
***
 
Asıl İnsanlık, bu kadar kışkırtıcı bu üç vahşi et san'atının kontrol altına alınmasıyla, yani, "dıştan ahlakileştirilebilmesi" ile başlamakta olsa gerek.
 
***
 
Ne kadar garip ve tuhaf; ya da ne kadar büyük bir mucize: Var-olmak çelişkilerle mümkün. Yoksa bu bir vehim mi?  
 
***
 
Siyaset, bütün et san'atlarının en kışkırtıcısı, en etkilisi ve en tehlikelisidir; bu yüzden de ahlaksızlığa en fazla müsebbib olanı da odur.
 
***
 
O sebeptendir ki, Siyaset, en temiz şekliyle dahi kişinin eli kirlenmeden tutamayacağı kadar kirli bir şeydir. Evet; maalesef ki öyle! Zira Siyaset, İnsan'ın korunma ve hükmetme ihtirasının somutlaşmış şeklidir.
 
***
 
Amma, Siyasetsiz de olmaz.
 
***
 
Siyasetin kirlilikte zirvesi, Kapalı Toplum'da yapılan siyasettir.
 
***
 
Kapalı Toplum ile Açık Toplum arasındaki en radikal fark, birincisinin rüşdüne ermiş, akıl baliğ; ikincisinin ise hala elinden tutulması gereken, velayet ve vesayete muhtaç, "ergenleşmemiş", "buluğa ermemiş", "çocuksu" toplum olmasıdır.
 
***
 
Her kapalı toplum geridir; bu çağda yeri olmayan ve aynı zamanda insanlığın da sırtında bir kambur oluşturan geri ve anakronik bir insan yığını; dini, dili ne olursa olsun!
 
***
 
Kapalı Toplum'da en az bulunan şeylerden birisi "özgürlük bilinci"dir; bu bilinç, "dış-özgürlük" değil; onsan daha ve daha esaslı birşeydir: "İç-özgürlük bilinci".
 
***
 
Her kapalı toplumda yapılan siyaset; dini, dili ne olursa olsun, şaibeli, netameli bir siyasettir. Kapalı toplumlarda yapılan siyaset için aslolan, "kirlilik"tir; yani Kirli Siyaset esastır, sistematiktir; Temiz Siyaset arızidir; tesadüfidir; şanslara ve şahıslara bağlıdır.
 
***
 
Kapalı Toplum'da her siyasetçi, aksini bilfiil ve bil-icra isbat etmediği müddetçe, potansiyel olarak kirlidir ve keza potansiyel olarak hırsızdır. Siyasetçi, hırsız ve kirli olmadığını isbat etmekle mükelleftir.
 
***
 
Açık Toplum'da ise, vatandaş, siyasetçinin kirli olduğunu isbat etmekle mükelleftir; aksi isbat edilmeyen her siyasetçi, açık toplumda, temizdir.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 168,76 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim