ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Kadın, Erkek ve İnsanlık
Durmuş Hocaoğlu

Ayyıldız Gazetesi / 10.02.2000
Ferdi hayatımızda edinmiş olduğumuz şahsi tecrübeler ve intibalar bizileri yanıltarak yanlışlıklara sürükleyebilir; ama konuya geniş bir perspektiften, İnsanlık perspektifinden yaklaşmaya teşebbüs edecek olursak, Kadın'ın Erkek'ten, Anne'nin Baba'dan daha mühim olduğu neticesine varmamız kaçınılmaz olur. Burada zikredilen "Anne" ve "Baba"nın, dar ve hususi, şahsi ve ailevi kontekstinde değil en geniş kontekstte kullanılmış olduğuna dikkat ekmek isterim.
 
Kadın'ın Erkek'ten daha mühim oluşunun asli sebebi, ilk evvela, O'nun, beşeriyetin varlığı, ama daha ziyade Şimdi'ye, Bugün'e ait olan varlığı, diğer bir tabirle "günlük varlığı" değil de Geleceğe ait varlığı konusundaki tartışılmaz üstünlükteki konumundan ileri gelmektedir.
 
Biyolog-filozof Üexküll tarafından vaz' edilen "Fonksiyon Çemberleri" teorisinde, canlılar'ı cansızlardan ayıran en temel üç özellik olarak tanımlanan Beslenme, Korunma ve Üreme çemberleri içerisinde sonuncu olarak zikrettiğim çember olan Üreme Çemberi, canlı varlıkların sürekliliğini sağlayan çember, yani hayati var-oluş mekanizması olup hemen-hemen nerdeyse bütünüyle "dişi" üzerine merkezlenmiştir. Bütün canlılar gibi, İnsan'ın da tabi olduğu bu Üreme Çemberi konusunda asıl görev, "Kadın"ın üzerindedir. Kadın, İnsanlığın devamını sağlayan Üreme Çemberi'nin, yani var-oluşumuzun devamlılığının merkezindedir. Burada Erkek, kendiliğinden, asli değil tali, ikinci dereceden öneme sahip bir mevkıe düşmektedir.
 
Ne var ki, Kadın'ın İnsanlık açısından tartışılmaz derecede farklı ve üstün olan bu yerinin sağlanabilmesi için çok önemli birtakım fonksiyon sistemleri ile mücehhez kılınmış olmaklığı icap etmektedir ki bunlardan burada sadece ikisine tamas edebileceğim: Şehvet'in menşei olan Dişi Cazibesi ve Şefkat'in menşei olan Annelik Sevgisi.
 
Dişi Cazibesi, Üreme işinin gerçekleştirilebilmesi için Halık-ı Zülcelal tarafından vaz' edilmiş olan ve Hayat'ın devamını sağlayacak olan işlemin başlatılabilmesini İnsan'a sevimli ve cazip göstermek suretiyle ayrıca zorlanmayı gerektirmeyecek bir otomasyon temin etmek maksadıyla kurulmuş olan bir tuzaktır. Canlı için en mühim şey var-olmak ve var-olmaya devam etmek olduğu için bu varlık sürekliliğini temin edecek olan bu mekanizmanın da en büyük cazibe ile teçhiz edilmişliği an-şart gerekli olmaktadır. İşte, Şehvet'in bütün dünyevi hazlar içerisinde zirvede bulunuşunun sebab-ı mucibesi budur.
 
Şehvet ile motive edilen dişi cazibesinin çekirdeğini oluşturduğu Hayat'ın devam edebilmesi için bu defa başka bir otomasyon mekanizmasına ihtiyaç vardır ki bu da Şefkat ile motive edilen Annelik Sevgisi olmaktadır. Annelik, "yavru"nun tohumunun alınmasından itibaren başlayan ve bütün bir hayat müddetince devam eden sürecin motorudur ve aslında o da yine Yer'in ve Göğün Yaradanı tarafından kurulmuş olan çok tatlı bir tuzaktır. Annelik, şiddet olarak Şehvet'ten çok daha düşük, ancak yaygınlık olarak onunla kıyas kabul etmeyecek derecede daha uzun, adeta bitimsiz, içten gelen ve yönlendiren çok kudretli bir motor hazdır. Annelik, "bebek" denen ve bir kadının bütün hayatını karartan o garip, eciş-bücüş ve aslında yetişkin bir insan gözüyle bakıldığında çok da çirkin, estetikten nasipsiz ucube yaratığı gayri kaabili tahammül bir sevgi kaynağı haline dönüştürür. Tekrar ediyorum: Nasıl Şehvet bir tuzak ise Şefkat de bir tuzaktır. Her işi hikmetli olan Cenab-ı Bari'nin bir hikmeti de buradadır.
 
***
 
Kadın'ın bu nitelikleri, O'nun birbiriyle taban-tabana zıt iki şeyin kaynağı olmasına da yol açmaktadır: Ahlaksızlık ve İffet. Minare ve su kuyusu gibi birbirinin zıddı olan bu iki yöneliş, İnsan'ın Hayvan düzeyindeki bir yaratık olan 'biyolojik insan'dan ayrılıp yükselerek 'gerçek insan'a terfi etmesini ve/veya 'gerçek insan'dan 'hayvan'ın dahi aşağısına tenezzül etmesini sağlayan ve aynı zamanda bütün beşer tarihinin en büyük çatışma alanlarının yaratıldığı en temelli kaynaklardandır.
 
Aynı anda birbirine bu denli zıt ve aksi iki temayülü de aynı derecede ve aynı kuvvetle besleyebilmesi hasebiyle, Kadın, İnsanlık noktai nazarından Erkek'e nisabetle daha mühim olmasını sağlayan ikinci bir sebebe daha sahip olmaktadır: Kadın, ahlak ve iffet açısından da Erkek'ten daha mühimdir.
 
Kadın, ahlak ve iffet açısından o derecede mühimdir ki, bu ikisinin sembolü ve hatta birçok yerde de bizzat kendisidir.
 
Bu yüzdendir ki, Kadın'ın iffetini kaybettiği bir cemiyet sadece bu tek bir sebepten dolayı, tartışmasız bir şekilde ahlaksız bir cemiyettir.
Ve yine bu sebepledir ki, Kadın, özel olarak muamele görmelidir; hem maddeten ve hem de manen korunmalıdır; ve keza, yine bu yine bu sebepten dolayı ve bu bağlamda olmak üzere, Kadın-Erkek eşitliği mevzu-u bahs olamaz.
     
***
 
Evet "Beyler"! Hiç kimse, "erkeklik raconu"na dokunan iptidai bir gurur vesilesi olarak telakki etmemelidir: Kadın'ın Erkek'ten daha mühim olması, Erkek için bir nakise teşkil etmez; bil'akis, Erkek üzerinde muazzam bir sorumluluk alanı yaratarak O'nu onore eder. Bu ağır sorumluluk alanının, İffet denen ve Ferdi Ahlak'ın çekirdeğini, Toplumsal Ahlak'ın ise en mühim kaynağını teşkil eden, adeta Kadın ile özdeşleşmiş olan çok özel ahlak alanının savunulması, Erkek cinsinin İnsanlık için şerefli bir "şövalye" payesi ile payedar kılınması demektir.
 
Hususen kendi kadınının, umumen ise "Kadın"ın iffetini koruyan bütün şerefli şövalyelere selam!
 
Şeref mahrumu bütün "canlı et" tüccarlarına lanet!
...onlarla ayrıca konuşmaya devam edeceğiz.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 166,51 KB ]




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim