ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Bıçak Sırtındaki Yüksek Riskli Amerikan Politikası
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 11.08.2006
Evet: Ya şimdi, ya hiçbir zaman. Amerika açısından, bir dünya imparatorluğuna dönüşmek için en müsait zaman, bu zaman, tabiatiyle öyle bir isteği var ise; sonrası çok geç olabilir ve muhtemelen de "Novae Roma" yoluna açılan kapının ebediyen kapanacağı kadar geç. Mükerreren: Tabiatiyle öyle bir isteği var ise. Ancak olmak zorunda; bu bir mecburiyet, adeta – hatta 'adetası' bile zait – bir kanun; bir kanun, çünkü, ilk olarak, daha fazla, daha daha fazla büyümek istemediği takdirde küçülmeye başlayacağını bilmektedir; ikincileyin, daha umumi bir prensip olarak güç, tabiatı gereği, yayılmaya mütemayildir, bu sebeple, yayılacağı son noktaya, yani zirveye ulaşmadan dur(a)maz. Güç, kendi-kendisini kontrol edemeyeceği gibi kendi otoritesine sınır da çizemez, yani kendi-kendisini durduramaz; ta ki takatı tükeninceye dek yayılır da yayılır. Bu böyledir, zira, Said Nursi'nin belirtmiş olduğu veçhiyle, kuvvetin şe'ni tecavüzdür ve yine Hobbes'un da vurguladığı gibi, hiçbir şey kendi kendisini değiştiremez, bir başkası tarafından buna icbar edilmediği müddetçe. Bu, fiziki varlık alanındaki Atalet (Inertia, Eylemsizlik) ilkesinin beşeri varlık alanındaki yansıması gibidir. Buna binaen her gücün hudutları bir başka güç tarafından tayin edilir; Kant'ın belirtmiş olduğu gibi, Tabiat – yani Takdir-i İlahi – bir milletin karşısına bir başka millet koyarak onu dengede tutar. Öyle olmazsa ne olur demeyelim, hepimiz biliyoruz ki bütün cihan bir tek gücün eline geçer ve bu da Hakk'ın rızasına muhaliftir. Roma nasıl ki "artık bu kadarı kafi olsa gerektir" dediği için değil, doğu sınırında Persler, kuzey sınırında Barbarlar tarafından durduruldu ise, Osmanlı dahi keza "artık bu kadarı kafi olsa gerektir" dediği için değil, doğuda İranlılar – yani İran'daki Türk hanedanları -,  batıda Avrupalılar – yani Haçlı koalisyonları - tarafından durduruldu. Sünnetullah işte böyle çalışıyor. Sünnetullah, Arz'ı bir tek güce ram etmiyor; aksi takdirde, "bu cihan bir padişah için fazla büyük, iki padişah için ise fazla küçük" diyen Yavuz Sultan Selim'in çözülmesi pek müşkil bu paradoksu ile karşı-karşıya kalırız. 
 
İmdi, buna göre, Amerika yayılabileceği kadar yayılacaktır; Real Politik budur ve O'nda da usul budur ve bu işte de İdeal Politik'in yüksek ideallerinin de hatır gönül diye birşeylerin de adı bile geçmez. Ve dahi gerçekler dünyasında cari olan da Real Politik'tir, İdeal Politik değil.
 
Amerikan real politiki, bu durum muvacehesinde Asya'nın kalbini eline almak ve oradan İran üzerinden Basra Körfezi'ne ve Suriye üzerinden de Akdeniz'e uzanmak durumundadır; bu, daha evvel bir yazımda temas ettiğim, "yatay bölünme hattı"dır: Bu güzergah üzerinde bulunan ve tamamı da İslam ülkelerinden müteşekkil olan coğrafyanın yatay bölünmesi. Buna, bir de Doğu Avrupa'nın en iri parçalarından Ukrayna'dan başlayan ve Kafkaslardan aşağıya doğru inen "dikey bölünme hattı"nı katmalıyız ki bu her iki güzergahın da kapatılması durumunda Maşrık İslam coğrafyası bir çırpıda iki parçaya taksim edilmiş olacaktır ve dikkat edilecek olursa Türkiye her iki bölünme hattının da içinde tam açık bir hedef olarak durmaktadır. Bütün bu güzergahların ele geçirilmesi, Mackinder'in Mihver Bölge veya Kalpgah adını verdiği mıntıkayı kuşatan İç Hilal'in zaptedilmesi demektir. Ki asıl önemli olan da İç Hilal'dir; çünkü Dış Hilal dünya siyasetinde daha az etkin olduğu gibi bir kısmı zaten kendi toprağıdır ve geri kalanının bir kısmı da şu veya bu şekilde kontrolünde sayıldığı gibi ekseriyeti de ikinci veya üçüncü sınıf ülkelerdir.
 
İmdi; Amerika bütün gücüyle asılmaya mecburdur; buna mecburdur ve hatta mahkumdur, çünkü zar bir kere atılmıştır ve beri yandan da hem dünya konjonktüründe hem de kendi içinde mehili daralmaktadır. Dünya konjonktüründe mehili daralıyor; on sene sonra, ihtimal-i galibe ile bugün yaptıklarını yapamayacaktır. Kendi içinde de öyle: Gaybını Allah bilir ama, bu iş sürüncemede kalır veya başarısızlık yaşanırsa, kolay bir zafer beklerken bulamamaktan mütevellid git-gide bıkkınlık ve psişik bozulma alametleri gösteren kamuoyunun baskısı, yine ihtimal-i galibe ile, bu büyüme politikasının bitmesine ve geri çeklme döneminin başlamasına yol açabilir.
 
Aslında O'nun da işi zor; çünkü tam bıçak sırtında duruyor. Bıçak sırtında duruyor, çünkü burası Ortadoğu; yüksek riskli manevralar yapıyor ve dahi çok kötü müttefiklerle çalışıyor: Bu bölgenin nefretini mıknatıs gibi çeken, en güvenilmez iki kavim, Yahudiler ve Kürtler gibi.
***
NOT: Bu yazımın başlığı Yeniçağ'ın basılı metninde kısaltılarak "Amerikan Poltikası" şeklinde verilmiştir
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 258,12 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim