ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Milletler, Diller, Öz Milletler ve Öz Diller
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 10.09.2006
"Tarihi" olmak, zamana ve mekana tabi olmak, doğmak, gelişmek, değişmek ve ölmek demektir. Bu itibarla ancak Metafizik Varlık Alanı'na ait olanlar tarihten müstakil olabilir; Fiziki Varlık Alanı (Res Extensa) içinde olan hiçbirşey ise tarihten kurtulamaz; tarih hepsini kuşatır, değiştirir, ağır bir değirmen taşı gibi önüne çıkan herşeyi öğütür; kılıktan kılığa sokar. Türkçe'de 'yaşamak ve 'yaşlanmak' kelimelerindeki ağır ironi mutlaka dikkat çekmiş olmalıdır: Yaşayan yaşlanır, yalnızca ölüler öldükleri yaşta kalırlar, çünkü onlar yaşamakta değildirler, çünkü onlar artık tarih dışına çıkmışlardır. Bunun içindir ki kendisi hem tarih ve hem de tarihi bir varlık olan bu alemde hiçbir şey saf değildir, hiçbir şey aslına bire-bir benzemez ve hiçbir şey baki değildir. İmdi, İnsan bir tarihi varlıktır ve dahi Dil de; zaten ikisi de aslında bir ve aynı şeydir. Bu ise apaçık bir şekilde demek olmaktadır ki, Dil de tarihi olan herşey gibi statik değil, dinamiktir; hiçbir zaman olduğu gibi kalmaz; mütemadiyen değişir. Çünkü tarih, değişme demektir.
 
***
 
Bundan önce demiştik ki, Dil İnsan'a verilmiştir; ve fakat:
 
Ne ilk insan dilinin sıfır noktası bellidir ve ne de elsine-i beşeriyenin hiçbirisinin; Yani mesela Türkçe'nin bir sıfır noktası belli değildir, olması da muhaldir; tıpkı, Kozmoloji'de Kainat'ın kadim değil hadis, yani doğan bir şey ve dolayısıyla da muayyen bir yaş sahibi olması gerektiğini ileri süren "büyük patlama" modelli teorilerin hiçbirisinin, O'nun yaratılmış olduğu bir "sıfır anı"nın olamayacağanı kabul etmesi gibi.
 
Hiçbir kavmin de sıfır noktası belli değildir ve keza o da muhaldir; ne Türk'ün bir ilki vardır ve ne de bir başkasının.
 
Dil İnsan'a verilmiştir, ama bu umumi manadadır - Lingua Adamica denen şey -; yoksa, her kavme ağzı mühürlü bir zarf içerisinde, başka herhangi bir dille temasa geçmesi zinhar haram kılınmış bir dil teslim edilmemiştir. Esasen kavimler de dilleriyle birlikte tarihi yürüyüşleri içerinde tekamül ederler, aksi bir iddia absürd bir "anakronizm"dir: Bugünkü anlayışları aynen ve bire-bir tarihte geri götürme olarak tarif edilebilecek saplantı. Her dilin de onu konuşan cemiyetler gibi ve O'nunla birlikte bilinmeyen bir karanlık çağı vardır, dil de o cemiyet gibi bu çağda bir rüşeym halindedir. Sonra her ikisinin müşterek tarihi yürüyüşleri başlar; Dil, ağır-ağır doğar, başka dillerden kelimeler, sesler, terkipler alır, başka dillere de verir ve böylece gelişir; sonra solmaya, takatten düşmeye başlar, gün gelir konuşanı kalmaz, ölür ve terk-i dünya eyler... Bu noktada, Cemil Meriç'in, "Türkçedeki arapça ve acemce kelimelerin dilimizin bağımsızlığı için bir tehlike olduğunu sananlar başka dillerin tarihini bilmiyenlerdir" deyişini hatırlayalım: Gerçekten de, sanki Türkçe'ye Arapça'dan veya Farsça'dan kelimeler girmiş de o dillere başka hiçbir yerden hiçbirşey girmemiş. Hayır; yok öyle bir şey. Söz gelimi, İslam'ın bir numaralı merkez kavramı olan Allah lafz-ı celilinin etimolojisi hakkında ileri sürülen muhtemel kaynak sayısı otuza yaklaşmakta olup, zayıf bir ihtimal de olsa, Aramice "elaha"kelimesinden gelmesinin mümkün olabileceği çok şey anlatıyor olmalıdır[*]. Bu konudaki misaller sonsuz denecek kadar çoktur; sadece bir tanesini vereyim: Fransızca'da "Tanrı" manasına gelen "Dieu" kelimesinin kökeni Sanskritçe "güçlü, kudretli, büyük" manasındaki "daiwa" olup oradan Pehlevce'ye, Pehlevce'den Latince'ye "Deus" şeklinde geçmiş, zamanla Latince'de "tanrı" manası kazanmış, oradan da Fransızca'ya intikal etmiştir. Aynı kelime Türkçe'ye Farsça üzerinden geçmiş ve önce "div", sonra "dev" şeklini almıştır vs., vs.
 
 
      [*] Bkz.: Bekir Topaloğlu., T.D.V.İ.A., "Allah" Md., C: 2., s.471, sü: 2
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 186,39 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim