ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Ey Türkler! Susmayınız!
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 20.10.2006
Ey Türkler!
TBMM'nin "Fransa'yı Kınama" kararını beğendiniz mi?
 
Ben beğenmedim; çok yetersiz, yetmez, yetebilemez: Dik-dik konuşması gereken yerde sesi soluğu zayıf çıkıyor.
 
Ne demek "kınama"? Adamlar Sizi alenen topyekun hiçe sayıyor, kaale almıyor, "adam" yerine koymuyor, Sizin meclisiniz ise kınıyor; öyle mi? Üstelik, içtimaya iştirak eden hepi topu altmış "milletvekili" ile! Ya Siz'den, namusunuzu, hakkınızı, hukukunuzu korumak üzere and içip yemin kasem ederek vekalet almış olan diğerleri nerede bu zevatın? Ölüm döşeğinde bile olsa bulunması anşart vazifesi olan bu içtimadan, hangi mühim mazeretlerine binaen kendilerini muaf addettiler?
 
Ey Türkler!
Bu meclisin bütün üyeleri "vekil"dir, Sizler ise "asil"; asilin olduğu yerde vekilin hükmü yoktur! Ne zaman vekillerinizden hesap soracak ve asil olarak bizzat Siz konuşacaksınız?
 
Ey Türkler!
Sizi, geçen sene bu vakitlerde ikaz etmiştim:
"Liyakatinizi kaybetmek ve uyuşmak üzeresiniz. Sakın ha!" demiştim.
"Bu da geçer, demeyiniz! Sakın ha!" demiştim.
Ve sonra da "Milletler yükseldiği yerden düşer" demiş, ve eklemiştim:
"Amma, düştüğü yerden de yükselir."
 
Çünkü, demiştim ki, "Sizlerde yükselecek güç var; sizde her şey var. Yeter ki gerçek ile sahteyi, gerçek aydın ile propagandistleri ve lobicileri, gerçek lider ile fareli köyün kavalcılarını ayırdedebilecek bir bilinç ve ferasete kavuşunuz; gücünüzü keşfediniz ve iradenizi hareket geçiriniz."
 
Ey Türkler!
Yoksa, propagandistlerin, lobicilerin, fareli köyün kavalcılarının pis ağızlarını mı dinliyorsunuz?
 
Ey Türkler!
Nerede bilinciniz, ferasetiniz ve iradeniz?
Felç mi geçirdiniz?
 
Ey Türkler!
Sesiniz zayıf; yoksa Siz de vekilleriniz gibi misiniz? Neye yorayım? Patlamaya hazır bir volkanın, enerji biriktiren bir fay hattının sessizliği midir bu, yoksa boyun eğmeye hazırlanmanın mı?
 
Susmayınız Allah aşkına, ve bana bir cevap veriniz!
Ama sakın ikincisini söylemeyiniz; sakın!
 
***
 
Ey Türkler!
Benim derdim ne Fransa ve Fransızlar, ne Ermenistan ve Ermeniler ve ne de bir başkası ile; benim derdim Sizler ile.
 
Bunun içindir ki, Ey Türkler, Sizi bir kere daha ikaz ediyorum:
Hani Cahız demişti ya, "Türk bağırdığında erkek arslan kan kusar" diye; öyle konuşunuz:
 
Konuşunuz; "Türk" gibi!
Konuşunuz; gök gürlemesi gibi!
Konuşursanız size nefretleri artar, ama itiraf edemeyecekleri bir saygı kazanırsınız nazarlarında; itiraf edemeyecekleri bir saygı. Susarsanız, "İşte Türkler bu kadar; eğiliyorlar" dedirtirsiniz, aferin alırsınız, ama saygınız gider.
 
Ey Türkler!
Eğilmeyiniz!
 
Ey Türkler!
Susmayınız!
Susarsanız daha bile fazlasına müstahak olursunuz!
 
***
 
Ey Türkler!
Sizi bir kere ve bir kere daha ikaz ediyorum
Sizi, kanayan vicdanınız olarak, hiç rahat bırakmayacağım.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 178,83 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim