ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Artık 'Hepimiz Ermeniyiz' Ya: Yatıyoruz Hrant, Kalkıyoruz Dink!
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 12.02.2007
Hrant Dink suikastinin bugüne bugün, hesâbıma göre, tamı tamına yirmidördüncü günü - yanılıyorsam kederime verin; yirmidört gündür bütün işimizi gücümüzü bıraktık; yatıyoruz Hrant, kalkıyoruz Dink.
 
Hâlbuki bu arada neler olmadı neler: Hrant'tan bir gün önce Kerkük'ü konuşuyorduk, unuttuk gitti; Kerkük'te suikastlerin, sindirmelerin, terörün, tehdîdin, şantajların, göçe zorlamaların ardı arkası gelmiyor ve katlanarak büyüyor; Kerkük göz göre-göre gidiyor. Giderse gitsin efendim; bir Hrant'ın yanında yüzbinlerce, milyonlarca Türk'ün adı mı olurmuş? Hem zâten bize ne? Nasıl olsa "Biz Hepimiz Ermeniyiz" artık. Bu arada, memleketin servetini kendi hükûmetimiz eli ile – acaba gerçekten de "kendi hükûmetimiz"mi? - milletlerarası petrol tröstlerine hîbe eden, adından başka hiçbir yerinde Türk bulunmayan yeni "Türk Petrol Kanunu" yıldırım hızıyla Meclis'te kanunlaşıverdi; şimdilik Cumhurbaşkanı'nın vetosu vazıyeti kurtardı, ama ya tekrar aynıyla aynı Meclis'e gelirse? Kimin umurunda? İstanbul ve Ankara gibi cem'an, nerden baksanız, takrîben yirmi milyona bâliğ insanın yaşadığı – birisi resmî diğeri gayri resmî - iki pâyitahtımız bir yıl yağmur yağmadı diye susuzluktan Kerbelâ'ya dönecek; anlı şanlı "büyük medyamız"ın aklına, oniki yıldan beri kesintisiz olarak bu iki dev şehrin belediyesini elinde tutan aynı ekibin, bu müddet zarfında ne yaptığını sorgulayıp yerden yere vurmak gelmiyor. Niçin? Niçin "büyük medya", su bendleri ve barajların, içme, sulama, hidroelektrik gibi ihtiyaçları te'mîn için olduğu kadar, yine bunlarla da ilintili olarak, aşırı yağışlarda suları zaptetmek ve kontrol altına almak, kuraklık zamanlarında da susuzluğu önlemek için su depolamak gibi maksatlarla da inşâ edildiğini hâtırlayarak, "şu oniki yıl boyunca ne yaptınız" diye üstüne-üstüne giderek şu iki belediyeye dünyayı zindan etmeye kalkışmaz? Sorarım size: Biz geçen sene ve evvelki sene, ağır kış şartlarını, sık–sık trafiğe kapanma raddelerine gelen İstanbul-Ankara karayolunu, İstanbul'da yoğun kar alârmlarını konuşmuyor muyduk? "Evet" diyeceğinizi biliyorum. Öyleyse, ekolojik felâketin birden başımıza çöküverdiğine kim inanır? Hayır! Evet; vâkıa bir küresel ısınma var, ama birçok klimotolog bu yılki aşırı sıcak kışın işbu küresel ısınmadan ileri gelmediğini, her zaman rastlanabilecek ârızî bir kuraklık dönemi olduğunu söylüyor ki bu çok mantıklı. Fakat, öyle bile olsa, suçu tabiatın üstüne atmak belediyelerin işine geldiği gibi, İktidar'ın partneri olan belediyeleri sıkıştırınca İktidar'ın da kendilerini sıkıştıracağını bilen gazete patronlarının da işine geliyor; medya onun için susuyor – hepimiz de biliyoruz ki "büyük medya", şantaj yapma ihtiyâcı dışında hükûmetlerin üstüne gitmez; ancak yine de suâl cevapsız duruyor: Niçin, bu iki büyük şehrin belediyesi, bir senelik bile su depolayacak adam gibi rezervler yapmamışlardır şu oniki sene zarfında?
 
***
 
Ve daha neler var ki konuşmaz olduk; dillerimiz tutuldu: Amerikan senatosunda Ermeni Soykırımı denen sahtekârlığın resmen kabûl edilme arefesinde olması, ve/ya, daha altı ay evvel, İsraillililer gırtlağına çökünce salya-sümük, cır-cır ağlayarak bizden yardım dilenen Lübnan'ın Hristiyan başbakanı Sinyora'nın keliğini kertince Rumlarla işbirliği yaparak Türkiye'yi adam yerine koymadığını göstermesi karşısında yine aynı medyanın dut yemiş bülbüle dönmesi gibi....
 
...olsun efendim; ne ehemmiyeti var; hem zâten artık "Hepimiz Ermeniyiz"; bize ne!
 
Varsa Hrant, yoksa Dink!
 
Yirmi dört gündür bu böyle!
 
Türkiye hangi "Türk" ölüsünün ardından bu kadar ağladı? Hâtırlayanınız var mı?
 
Olsun efendim, onlar "Türk"; bize ne! Biz "Hepimiz Ermeniyiz"; onun için, illâ ki Hrant, illâ ki Dink!
 
***
 
Tabiatiyle Hrant iyi seçilmiş zavallı bir kurbandı; Anatole France'ın dediği gibi: "İlâhlar Susamışlardı". Mes'ele budur.
 
Ve öyle görünüyor ki bu mes'ele bu kadarla da kalmayacak, daha da alevlenecek gibi; çünkü zannımca ilâhların susuzluğu dinmiş gözükmüyor.  
 
Nereye kadar?
 
***
 
Bana kalırsa bu hâdisenin kökleri, zahirde göründüğünün veya öyle gösterildiğinin çok daha ötesinde, çok daha derinlerde; bu suikasti kim ve/veya hangi merci' projelendirdi ve tatbîkata koydu ise, mutlaka varmak istediği nihâî bir hedef olmalı; işte o hedefe vâsıl oluncaya dek bu dağdağanın bitmesi pek mümkün görünmüyor, daha doğrusu asıl dağdağa da o zaman başlayacaktır. Ve yine tahmînimce, şâyet Hrant'ın katli o hedefe varma konusunda kifâyetsiz kalacak olursa, daha büyük bir hâdiseye de imza atılacaktır. Çünkü, yine tahmînimce, bu hedef büyük bir hedef; tek Hrant yetmeyebilir.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 183,03 KB ]




Copyright ©2006-2018, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim