ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Demokrasi ve 'Homojenlik' Problemi: I
Durmuş Hocaoğlu

Ayyıldız Gazetesi / 01.03.2000
Uzunca bir müddetten beri yoğun bir şekilde ve sık-sık dile getirilen ve büyükçe bir kısmı da ard niyetli ve başka maksatlara müteveccih olduğu birçok emaresinden aşikare zahir olan birçok tezlerden birisi de "homojenlik" konusudur. Tez kısaca şudur: Cumhuriyet, Türkiye'de bir homojenlik sağlamaya yönelmiştir; diğer bir ifadeyle, Cumhuriyet'in bir "homojenlik projesi" vardır; bu proje, çağımızın gerçeklerine ve yükselen değerlerine aykırıdır; artık çağ, homojenlik değil heterojenlik çağıdır; heterojen kitlelerin bir arada yaşama çağıdır; küreselleşme, yerelleşme gibi değerlerin ve fiili vakıalarının durdurulamaz bir şekilde yükseldiği bir çağda homojenliği savunmak anakronizmdir; binaenaleyh, Türkiye'nin de siyasetinin ve herşeyinin buna göre yeni baştan dizayn edilmesi şarttır.
 
Ve son nokta: Çağımızda Demokrasi de bu demektir.
 
***
 
Herşeyden önce şu hususun zihinlere çok iyi kazınması gerekir: Demokrasi, farklı kimlik bilinçlenmesine sahip, kendisini "diğeri karşısında farklı" hisseden "birden fazla halk"ın rejimi değildir; Demokrasi, muhtelif halkların rejimi değildir; Demokrasi sayı biri ile "bir" olan bir halkın, yani, "bir adet halk"ın kendi-kendisini idare ettiği; siyasi iradenin bu ayrışmamış, parçalanmamış, bütün ve bütüncül, yekpare, monoblok halk kitlesine dayandığı; referansının ve meşruiyet kaynağının bu monoblok kitle olduğu, sadece ve yalnız bu monoblok kitleye karşı - ve gerçek manada - sorumlu olduğu bir yönetim tarzıdır. Demokrasi'nin bundan gayri tarifi olamaz.
 
Bunun içindir ki, Demokrasi, kelimenin etimolojisindeki "demos" (halk) ve "krasos" (iktidar, kuvvet) köklerine de uygun olarak, birden ziyade halka taalluk eden bir rejim, yani, bir "multi-demos-krasos" (çok halk iktidarı) değil, bir "demos-krasos"tur (halk iktidarı).
 
***
 
"Hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını, eğer öyle olmuş olsaydı bilim diye bir şeyin anlamsız olacağını" formüle eden prensip doğrudur; ama aynı zamanda, "en sağlam bilgilerin ruhun bir tek defada ve açık ve seçik olarak kavradığı temel bilgiler olacağını" formüle eden Kartezyen prensip de doğrudur. Beri yandan, bu iki hüküm prensipler düzeyinde ne birbiriyle mütenakızdır ve ne de birbirlerinin hükümlerini cerh ve iptal ederler; her ikisi de doğrudur. İkinci prensip bize "aksiyom"ları, yani en temel, diğer bir deyimle "en basit" bilgileri işaret ederken birinci prensip, yine Kartezyen prensip içerisinde de yeri olan, işbu basit bilgilerden yola çıkılarak elde edilen ve basit olmayan karma (kopmleks) bilgileri işaret etmektedir. Burada kullanılan "basit" kelimesinin, avami dildeki pejoratif manasında değil de, teknik manada olduğuna ve sarsılmaz derecede sağlamlık ifade etmekte olduğuna dikkat edilmelidir. Şu halde, bu bağlamda, diyebilmek durumundayız ki "en sağlam bilgiler en basit olanlardır".
 
Evet: "Hiçbirşey göründüğü kadar basit değildir" hükmünü konumuza uyarlayalım: Bir Kartezyen "aksiyomu" mertebesinde sağlam bir bilgi olan Demokrasi'nin bir "halk yönetimi" olduğu fikrinden hareketle, aynı zamanda "birden ziyade halk"ın yönetimi olduğuna geçilemez; sureta, böyle bir imkan var imiş gibi görünse de bu doğru değildir. Böyle bir düşünce tarzı, Mantık'taki adıyla, "paraloji"dir. Mükerren: Hiçbirşey göründüğü kadar basit değildir; eğer öyle olmuş olsaydı bilim diye bir şey anlamsız olurdu! Demokrasi'nin bir "halk" yönetimi olması, onun aynı zamanda "birden ziyade halk"ın yönetimi olması neticesini doğurmamaktadır.
 
Niçin? İşte Kartezyen prensip burada kendisini göstermektedir: "En sağlam bilgiler ruhun bir tek defada ve açık ve seçik olarak kavradığı en temel - ve en basit - bilgilerdir." İşbu "basitlik", yani sağlamlık şudur: "Bir halk yönetimi", veya "bir halk iktidarı" ile kastedilen mana "bir adet halkın iktidarı" olup, "birden ziyade halkın iktidarı" demek değildir. Buradaki basitlik, Türkçe'nin yapısından dolayı, "bir halk" ibaresinde mündemiç bulunan, hem harf-i tarifsiz (article'siz), Araplar'ın "nekrah" dediği belirsiz "bir halk"ı (İngilizce'deki "a people") ve hem de sayı biri olan "bir adet halk"ı (İngilizce'deki "one people") ifade ettiğinden, çok ciddi bir zihin karmaşasına yol açmaktadır. 
 
***
 
Evet; Demokrasi, sadece ve yalnız bir adet halkın kendi-kendisini idare etme tarzıdır. Bunu şu şekilde ifade edebiliriz: Demokrasi, kendi içinde homojenleşmiş, "birlik bilinci"ne ulaşmış bir adet halk ile siyasi mekanizma arasındaki siyaset probleminin, işbu bir adet halkın iktidara elkoyarak kendi-kendisini doğrudan ya da dolaylı olarak yönetmesi suretiyle çözülmesi demek olup; "birlik bilinci" yerine "farklılık bilinci" taşıyan "birden fazla halk", yani bir "halklar topluluğu" ile siyasi mekanizma arasındaki siyaset probleminin çözüm tarzı değildir. Bu da yine Kartezyen prensibe göre, çok basit, çok sağlam, çok açık-seçik, bedihi (évident) olan bir ilkesel sebepten kaynaklanmaktadır: "Birden fazla halk" demek, aralarında bir ortak iradenin mevcut olmadığı heterojen bir ortam demektir ki bu ortamda siyaset problemi "halk(lar) ile siyasi mekanizma arasındaki" bir problem şeklinde değil, doğrudan-doğruya işbu "halkların kendi arasındaki bir üstünlük problemi" olarak zuhur etmektedir.
 
***
 
Bu konuyu ne kadar kısa tutsak da bugün bitirmek imkansız; yarın görüşelim...
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 148,51 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Demokrasi ve 'Homojenlik' Problemi: I
Demokrasi ve 'Homojenlik' Problemi: II




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim