ANASAYFA BİYOGRAFİ KİTAPLAR YAZILAR BİLDİRİLER RÖPORTAJLAR KÜTÜPHANE İLETİŞİM
        Detaylı Arama

Facebook'ta Paylaş

Dersimiz Milliyetçilik: XXXIII, Milliyetçilik Tabii ve Fıtrîdir
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 27.05.2007 Pazar
Bir cemiyetin üyelerinin gerek kendi aralarındaki ve gerekse de devlet ile aralarındaki bağın sıkılığı için, Adalet, Hürriyet, Emniyet ve Mülkiyet gibi en temel şartların sağlanması mutlaka ve behemehâl hayâtî bir zarûrettir; ancak, tarihî tecrübe, bütün bu şartların sağlanmış olduğu en ideal hâllerde dahi, cemiyetin sağlamlığının asıl test edildiği şiddetli krizlerin vukuunda, cemiyet içerisinde bir farklılaşma ve ayrışmanın ve bu farklılaşma ve ayrışmaya bağlı olarak üyelerin bir kısmının veya bâzı kısımlarının diğer bir veya birçok kısmına nisbetle farklı, hattâ çok kereler vaki' olduğu üzere, zıt rüyalar görmeye ve zıt gelecek tasavvurlarına teveccüh etmeye başlayabildiklerini bilbedâhe göstermektedir ki bu, birçok hâlde kan ve şiddete başvurulan çözüm yolları denemelerine dahi kapı açabilmektedir. Böyle bir vazıyet tahtında görülen en vahîm gelişme ise, ayrışık (veya 'bölünük', 'torn') bir vasfa kavuşmuş bulunan cemiyetin üyelerinden bir kısmının kendilerini vatanın ve devletin gerçek sâhibi addederek O'nu müdâfaa ederken diğer bâzılarının aynı vatan toprağından başka vatanlar çıkarmaya teşebbüs etmeleridir. İşte, birinci sırada zikretmiş olduklarımız ile diğerleri arasındaki farkı tahkîk ettiğimizde görülen şey, bu farkın menşeinin, kendilerini vatana ve devlete bağlayan "soy" (neseb) bilinci olduğudur. Çünkü, vatan ve devlet belirli bir milletindir ve 'bir milleti savunmak (ise), o milletin genetik materyalini savunmak gibidir'[*]. Tabiatiyle işbu "genetik materyal"in, bir zihin karmaşasına yol açmamak için, "ırk" değil "soy" (neseb) olarak anlaşılması iktizâ etmektedir. Zîra, "ırk"ın, verilen ve değiştirilemez, statik ve dolayısıyla tekâmül ve terakkî de ettirilemez bir biyolojik kategori olmasına mukabil, "soy", kazanılan, değişen, değiştirilebilen, dinamik ve tekâmül ve terakkî de ettirilebilen bir moral ve kültürel kategoridir.
 
İmdi burada bahsettiğimiz "soy bilinci"nin teşekkülünde dil (ana dil), bir cemiyetin kendisini bir Büyük Âile olarak telakkî etmesini te'mîn eden bir numaralı âmil rolündedir. Çünkü, belirli bir soy demek belirli bir dil demektir ve tabiî makûsu da doğrudur: Belirli bir dil demek ise belirli bir soy demek olmaktadır. Humboldt'un belirttiği gibi, dil, kavimlerin bir icadı değildir; o, özü açıklanamayan, kendiliğinden bir faaliyete sahiptir; bir faaliyetin ürünü de değildir, fakat, rûhun irâdesiz bir sudûrudur; kezâ dil, milletlerin kendi eseri de değildir, onların iç yapıları sâyesinde ellerine geçen bir veridir. Dil bir veridir ve milletler, dili nasıl meydana getirdiklerini bilmeksizin kullanırlar; dil, parça parça da değil, toptan verilmiştir. Milletler dili yaratmazlar, ancak tekâmül ettirirler ve fakat diller milletleri yaratır.
 
Ne var ki, Irak örneğinde olduğu gibi, bâzı hâllerde, aynı nesebe ve dolayısıyla da aynı dile bağlı olmanın, cemiyetin bir kısım üyeleri arasındaki dinî ihtilâfların, onların birbirlerine – hem de vatanları işgal altında olduğu hâlde – can düşmânı olmalarını engelleyememesinden hareketle, müşterek bir anadil yanında mütemmim cüz olarak müşterek bir dinin – hattâ aynı din âilesi içerisinde bir de tercîhen müşterek bir mezhebin - de gerekli olduğu sonucuna varabiliriz.
 
Böylelikle, kendisini, müşterek bir ana dil ile belirli bir soya âit hisseden, belirli bir toprağı vatan addeden, aynı mâzîyi paylaşan ve aynı istikbâl rüyasını gören homojen bir siyâsî cemiyet, yâni bir "millet" ile karşılaşırız ki bu da, Haldûn'un teorisinin doğrulanmasından başka birşey değildir: Asabiye(t) (Neseb Asabiyesi), devleti kuran irâdedir: "Mülk ve büyük hanedanlık sadece kabile ve asabiyetle hâsıl olur" [Mukaddime., III.I]; "Dinî davet (dahi) asabiyete dayanma­dan tamamlanmaz" [Mukaddime., III.VI]; Asabiye devlet (mülk) kuran irâde olduğu kadar devleti bidâyetinden nihâyetine kadar koruyacak tek güvenilir irâde ve kuvvettir de: "Devletin temellendirilmesi ve başlangıçtan itibaren korunması işte bu asabiyet sayesinde olmaktadır." [Mukaddime., III.IV]
 
***
 
İşte, modern terminolojide "millet" denen şey böyle bir siyâsî toplumdur ve "milliyetçilik" ise bu bağdır, bu irâdedir ve onun için tabiî ve fıtrîdir.
     
 
[*] Stephen Barbour., "Reflections on Nationalism and Language: A Response to Miquel Strubell"., Current Issues In Language and Society., Vol. 5, No. 3, 1998., p.194

================================================
 
 
Aşağıdaki kısımlar Yeniçağ'ın matbû nüshasından çıkarılmıştır
 
Tabiatiyle işbu "genetik materyal"in, bir zihin karmaşasına yol açmamak için, "ırk" değil "soy" (neseb) olarak anlaşılması iktizâ etmektedir. Zîra, "ırk"ın, verilen ve değiştirilemez, statik ve dolayısıyla tekâmül ve terakkî de ettirilemez bir biyolojik kategori olmasına mukabil, "soy", kazanılan, değişen, değiştirilebilen, dinamik ve tekâmül ve terakkî de ettirilebilen bir moral ve kültürel kategoridir.
 
Humboldt'un belirttiği gibi, dil, kavimlerin bir icadı değildir; o, özü açıklanamayan, kendiliğinden bir faaliyete sahiptir; bir faaliyetin ürünü de değildir, fakat, rûhun irâdesiz bir sudûrudur; kezâ dil, milletlerin kendi eseri de değildir, onların iç yapıları sâyesinde ellerine geçen bir veridir. Dil bir veridir ve milletler, dili nasıl meydana getirdiklerini bilmeksizin kullanırlar; dil, parça parça da değil, toptan verilmiştir.
Yazıyı PDF dosyası olarak indirmek için tıklayınız. [ Boyutu: 288,98 KB ]
BU DİZİDEKİ YAZILAR
Dersimiz Milliyetçilik: I, Milliyetçiliğin Tsunami Dalgası
Dersimiz Milliyetçilik: II, Pozitif Milliyetçilik: 1
Dersimiz Milliyetçilik: III, Pozitif Milliyetçilik: 2
Dersimiz Milliyetçilik: IV, Pozitif Milliyetçilik: 3
Dersimiz Milliyetçilik: V, Pozitif Milliyetçilik: 4
Dersimiz Milliyetçilik: VI, Pozitif Milliyetçilik: 5
Dersimiz Milliyetçilik: VII, Pozitif Milliyetçilik: 6
Dersimiz Milliyetçilik: VIII, Pozitif Milliyetçilik: 7
Dersimiz Milliyetçilik: IX, Pozitif Milliyetçilik: 8
Dersimiz Milliyetçilik: X, Pozitif Milliyetçilik: 9
Dersimiz Milliyetçilik: XI, Pozitif Milliyetçilik: 10
Dersimiz Milliyetçilik: XII, Pozitif Milliyetçilik: 11
Dersimiz Milliyetçilik: XIII, Pozitif Milliyetçilik: 12
Dersimiz Milliyetçilik: XIV, Pozitif Milliyetçilik: 13
Dersimiz Milliyetçilik: XV, Pozitif Milliyetçilik: 14
Dersimiz Milliyetçilik: XVI, Pozitif Milliyetçilik: 15
Dersimiz Milliyetçilik: XVII, Pozitif Milliyetçilik: 16
Dersimiz Milliyetçilik: XVIII, Pozitif Milliyetçilik: 17
Dersimiz Milliyetçilik: XIX, Felsefe ve Milliyetçilik
Dersimiz Milliyetçilik: XX, Felsefe, Bilim ve Milliyetçilik
Dersimiz Milliyetçilik: XXI, Din'de 'İkame' Prensibi
Dersimiz Milliyetçilik: XXII, Din'de 'İkame' Prensibi: 2
Dersimiz Milliyetçilik: XXIII, Din'de 'İkame' Prensibi ve Negatif Din
Dersimiz Milliyetçilik: XXIV, Din'de 'İkame' Prensibi ve 'İnsanlık Dini'
Dersimiz Milliyetçilik: XXV: Din'de 'İkame' Prensibi ve Marksizm
Dersimiz Milliyetçilik: XXVI, Din'de 'İkame' Prensibi ve Marksizm: 2
Dersimiz Milliyetçilik: XXVII, Din'de 'İkame' Prensibi ve Marksizm: 3
Dersimiz Milliyetçilik: XXVIII, Millet: Bir 'Büyük Aile'
Dersimiz Milliyetçilik: XXIX, Millet: Bir 'Büyük Aile': 2
Dersimiz Milliyetçilik: XXX, Millet: Bir 'Büyük Aile': 3
Dersimiz Milliyetçilik: XXXI, Millet ve Dil
Dersimiz Milliyetçilik: XXXII, Millet, Vatandaş ve Dil
Dersimiz Milliyetçilik: XXXIII, Milliyetçilik Tabii ve Fıtrîdir
Dersimiz Milliyetçilik: XXXIV, Milliyetçilik Tabiatı ve Mahiyeti Gereği Pozitiftir




Copyright ©2006-2017, Durmuş Hocaoğlu

Sitede yayınlanmakta olan yazılar kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.

Anasayfa  |  Biyografi  |  Kitaplar  |  Yazılar
Bildiriler  |  Röportajlar  |  İletişim